Herkesin bir İslamı var!

* Vahabiler, Müslüman Kardeşler ve Türklerin hakim olduğu üç ana İslami akımın olduğunu düşünen Fransa da ‘Fransız İslamı Projesi’  başlattı

 

Hakim El Karoui

 

BÜKREŞ (Gazete Balkan)- Küresel güç istibarat servislerinin oyuncağı konumundaki binbir türlü tarkiatın, cemaatin cirit attığı İslam Dünyası’na şimdi de ‘Fransız İslamı’ gibi absürt bir tartışma sunuluyor.

Daha 1962 yılında İslam dini ve İslam coğrafyası ile oynamayı siyasi proje haline getiren ABD’nin düşünce kuruluşu adı altındaki çeşitli birimlerine ilaveten Fransa da Fransız düşünce kuruluşu Montaigne Enstitüsü ile Tunus kökenli, sözde uzman devşirme Hakim El Karoui başkanlığındaki bir kurula ‘Fransız İslamı’ hazırlattırıldı.

Tepkiler üzerine ertelenerek bu yılın sonunda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından açıklanacak “Fransız İslamı” adlı reform programınının ne olduğunu anlamak için çıbanın başı ABD’nin yarı resmi haber portalı Amerikanın Sesi (VOA News) muhabiri Arzu Çakır’ın, Hakim El Karoui ile yaptığı mülakatı dikkatlerinize sunuyoruz.

Hıristiyanlaştırılmış bir Müslümanlık için Türkiye’den Fetullah Gülen ile Irak ve Pakistan’daki benzerleri tarafından üstlenilen taşeronluk hizmeti ile apaçık bir din  olan İslam tartışmaya açık hale getirilirken, İŞİD ve benzeri başka taşeronlarla İslamla bağdaşlaştırılan terör eylemleri ile de bu tip reformlara zemin hazırlanmıştı.

Mülakatın girişinde uyduruk ‘Fransız İslamı’ reformunu haklı kılacak bir açıklama bölümü var. İşte o giriş yazısı ve mülakat:

Birbiri ardına terör saldırılarıyla sarsılan Fransa’da konu büyük bir dikkatle izleniyor. Macron, tepkiler üzerine yazın açıklanması beklenen reformu yılsonuna erteledi. Ülkenin gündemine oturan ve merakla beklenen reformla, dış ülkelerin Fransız müslümanları üzerindeki etkisinin kırılması, daha şeffaf bir mali yapı oluşturulması ve bu alanda yeni örgütler kurulması hedefleniyor.

Fransız düşünce kuruluşu Montaigne Enstitüsü, uzman Hakim El Karoui başkanlığında hazırlanan ve Macron’un istediği reforma paralel “İslamcılık Fabrikası” adlı bir rapor yayınladı. Reformdan önce yayınlanan rapor, laik Fransız toplumunda tartışma yarattı. El Karoui raporunda, Vahabiler, Müslüman Kardeşler ve Türklerin hakim olduğu üç ana İslami akımın fotoğrafını çekiyor. Raporda, “dış yardımların kesilmesi, hac ve helal ürün organizasyonundan vergi alınması, okullarda Arapça dersi okutulması ve internet denetimi” gibi pek çok öneri bulunuyor. Rapor, Macron’un nasıl bir reform hazırlığı içinde olduğunun ipuçlarını da veriyor. Hakim El Karoui ile Elysee Sarayı’na birkaç yüz metre uzaklıktaki Montaigne Enstitüsü’nde, çok konuşulan ve bir o kadar da eleştirilen raporu ele aldık:

​VOA: Neden “’İslamcılık Fabrikası’? Gerçekten Avrupa’da böyle bir seri üretim mi görüyorsunuz?”

Hakim El Karoui: “Çünkü, merkezinde dünyayı farklı temsil eden bir fikrin olduğu bir süreç var. Tıpkı bir fabrika gibi, fikri üreten, yayan bir süreç. Üretim zincirinin son halkasında insanlar, bu üretilen ürün için “Ah evet İslam bu” diyorlar. Ama bir tarafta dünyayı yorumlayan, toplumu ve iktidarı organize etmek isteyen bu siyasi proje var, diğer tarafta da İslam dini. Bunu göstermek istiyoruz. İslam ve islamcılık arasındaki fark da bu. Bu farkı ortaya koymak çok önemli.”

VOA: “İslamcı ve cihatçı farkı nedir size göre?”

El Karoui: “Cihatçılar bizim konumuz değil. Cihatçılar, İslamcı galaksinin çok, çok, çok küçük bir parçasını oluşturuyor. Avrupa’ya baktığımızda, ki bizi ilgilendiren kesim, Selefiler, Müslüman Kardeşler ve Türkler var. Türklerin durumu diğer ikisinden oldukça farklı.”

VOA: “Türkiye neden farklı?”

El Karoui: “Türkler için bu, milli bir proje. Türk islamcılığı, Türk etkisi, Türk iktidarı var. Türk hükümetinin hedefi Türk Müslümanlar. Ben hükümetin Avrupa Müslümanları üzerinde güç oluşturmaya çalıştığına inanmıyorum. Genel anlamda Avrupa’daki islamafobi söylemini kullanıyorlar. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinde çok sık duyuyoruz. Cumhurbaşkanı son seçimleri yüzde 51’le aldı. Ama Almanya, Belçika ve Fransa’daki Avrupalı Türkler arasında yüzde 65’i aşan oranda oylar aldı. Eğer Avrupa’daki Türkler olmasaydı, Erdoğan’ın referandumu kazanamayacağını düşünüyorum. Bu konu siyasi planda son derece bilinçli bir biçimde stratejik olarak ele alınıyor.”

VOA: “Fransız İslam Konseyi (CFCM) raporunuza tepkili. CFCM olmadan adım atılabilir mi?”

​El Karoui: “CFCM, 2013’ten bu yana demokratik bir yapı değil. Yöneticileri seçimle göreve gelmiyor. Fas, Cezayir ve Türk Başkanlar 2 yıllığına rotasyonla geliyor. Bana kalırsa CFCM’i korumak lazım. Bu değişimde önemli bir rol oynayabilirler. Ben CFCM’in yanında bir kurum öneriyorum. Müslümanlar hacca gitmek için, kurban için, helal ürünler için çok para ödüyor ama para nereye gidiyor bilmiyor. Bunların giderilmesi için yeni ve şeffaf bir örgütlenme gerekiyor. Örneğin Fransa’daki hac hizmetleri İspanya ve Belçika’dan yüzde 30-40 oranında daha pahalı. Uçuş mesafesi aynı, orada verilen hizmet aynı. Bu demektir ki pazarlama aşamasında bir sorun var. Camilerde zekat ve bağışlar var. Ama camiler muhasebe hesabını ve bağışları yayınlamıyor. Sistem şeffaf değil ve şeffaf olunmadığı için bütün bunları bilmiyoruz.”

VOA: “Macron’un “Fransa İslamı” projesi gerçekçi mi?

El Karoui: “Fransa İslamı” kavramı ne demek önce bunu belirlemek lazım. İslam bir din, ülkeye göre değişmez. İtalya Hristiyanlığı, Fransız Hristiyanlığı yok. Ama Fransa ve İtalya’da hristiyanlığın farklı organizasyonu söz konusu. Türkiye’deki İslam’ın organizasyonu ile Tunus’taki ve Cezayir’deki de aynı değil. Fransa İslamı dediğimizde Fransa’daki örgütlenmeden söz ediyoruz. Bugün Fransa’daki örgütlenme biçimi işlemiyor, değiştirmek, modernize etmek gerek. Fransa bu projeyi başarmalı. Bir başka boyutu da teolojik boyut. Sorun, Fransa ya da Batı sorunu değil, İslam kelimesi kelimesine uygulanmalı mı? Bu tartışılmalı. İslam’da tartışma 9. yüzyıla kadar sürdü. Belki de başka doktrinler Müslüman olmayan ülkelerden doğacak. Bu belki de Amerika’daki, Avrupa’daki İslam ulemalarının, ilahiyatçılarının rolü. Hep söylüyorum, bu tartışma Müslüman toplumu içinde bir tartışma. Bu islamafobi tartışmalarına da en iyi yanıt. Bir müslümanı islamafobik olmakla suçlayamazsınız.”

VOA: Raporunuz çok ses getirdi, çok da eleştiri aldınız. Size nasıl tepkiler geldi?

El Karoui: “Müslümanlar arasında bir bölümü alkışladı, ‘nihayet’ diyenler var. Reform yanlısı din görevlileri ‘reform olmalı’ diyor. Bir kısmı ise her ne kadar bu tartışmalara yaklaşmasa da ‘Doğru bir tarafı var’ deyip, paranın dolaşımı konusunda şeffaflık olmasını şiddetle savunuyor. Bir sistemi değiştirmek istediğinizde direniş normal. Demiryolu işçileri haftalarca grev yaptı ama sistem değişti.”

VOA: “Politikacılar en çok ‘okullarda Arapça öğretilmesini’ eleştirdi. Eleştirilere yanıtınız ne olurdu?”

El Karoui: “Arapça öğretilmesi sadece öneriler arasında küçük bir öneri. Kolej ve lisede Arapça kursu bulmak çok zor. Ama ailelerden gelen talepler de çok yüksek. Çok sayıda çocuk Arapça’yı camilerde öğreniyor. Ben cumhuriyet okullarını Arapça’ya açmamız gerektiğini düşünüyorum. Araplar için, müslümanlar için, Arapça öğrenmek isteyen herkes için. Arapça büyük bir kültürün dili, gündemde olan, güncel olan bir dil. Çok sayıda kişi Arapça öğrenmek istiyor ama bu olanaksız hale geldi.”

VOA: “Buna izin verilirse diğer diller, Türkçe öğretilmesi de gündeme gelir.”

El Karoui: “Türkçe de öğretilmeli. Neden Türkçe camilerde ya da derneklerde öğretilsin ki ? Talep olduğu sürece neden olmasın? İlkokullarda Türk hükümeti tarafından gönderilen öğretmenler tarafından öğretiliyor zaten. Eğer öğrenciler istiyorsa neden olmasın. Çince, Rusça öğretiliyor. Neden Arapça, Türkçe öğretilmesin?”

VOA: “Macron ile konuşuyor musunuz? Elysee’nin rapora tavrı ne oldu?”

El Karoui: “Bizim rolümüz öneride bulunmak, uzman seviyesinde bir çalışma hazırlamak ve bunu siyasi sorumlulara sunmak. Hükümet ya da muhalefet. Bu konu üzerinde 3 yıldır çalışıyoruz. Macron cumhurbaşkanı olmadan önce bu konudaki çalışmalarımızı sunduk. Sonradan da bu konuyu konuştuk.”

VOA: “Raporda çok çarpıcı bir cümle var. Artık İslam dininin camilerden çok aile ve sosyal ortamda öğrenildiğini, sosyal medyanın camileri geçtiğini söylüyorsunuz. Sayısal bir veri var mı elinizde?”

El Karoui: “Araştırmamız sırasında, gençlere İslam’ı nereden öğrendiklerini sorduğumuzda, yüzde 80-85’i aileden ve internetten, Yüzde 45’i ise camiden öğrendiklerini söyledi. Sosyal medya İslam’ın yayılması ve aktarılması açısından büyük rol oynuyor.”

VOA: “Bankacı, yazar, araştırmacı bir geçmişiniz var. Neden İslamcılık araştırması?”

El Karoui: “Fransa’da, Tunuslu bir baba ve Fransız Protestan bir annenin çocuğu olarak doğdum. Beni dinlerin diyaloğu ortamında yetiştirdiler. 15 yıldır toplumsal tartışmalarda vardım. Başbakana danışmanlık yaptım. Derneklerde, kurumlarda çalışmalara katıldım. Ama asla İslam konusuna girmeme konusunda kararlıydım. Ta ki, terör saldırıları oluncaya kadar. Hyper Cacher, Charlie Hebdo… Kendi kendime “bir şeyler yapmak lazım” dedim. Her şeyin daha da kötüye gideceğini görüp beklemek mümkün değild. Enstitü’nün de yardımıyla bu konuda çalışmaya başladım. Sorun nereden geliyor. Nereye gidiyor? Nasıl üretildi? Ve bu rapor doğdu.”

 

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir