HAMDİ YILMAZ – Aşk’a dair

Geçen gün Romen bir arkadaşımla laflarken, “Dünya’ya çok geç gelmişiz” dedim. Cümlenin derinliklerdeki manası “Aşk çağını atladık, geç kaldık” şeklindeydi.

Bunu söylerken belki de, aşk çağının geri geleceği ümidiyle olsa gerek beynimde “Yada çok erken” cümlesi geçiyordu.

Dostum söylediklerimden ne anladı bilmem ama itiraz ederek, “Hayır, tam zamanında geldik” dedi..

***

Çaylak dizi senaristi, bilge bir kahramanının ağzından “Aşk ahmaklara uğramaz! Akılsız aşk bir işe yaramaz” diyor.

Öteki meslektaşı, “Aşk, imkansızla uğraşmak” demeye getiriyor.

Berikisi, yetimhanedekinin dili ile konuşuyor, “yetimhanede aşk beklemektir. Biri gelsin elini tutsun, saçını okşasın diye beklersin.”

Doğru söze ne denir, kendini çocuklara ait yetimhaneden dışarı çıkaramamışsan, elli yılı da devirsen saçının okşanması için beklersin.

***

Sohbet konusu aşk olur, hele bir de Cemil Meriç adı geçerse orda duracaksın.. Kırklı yaşlarda gözlerinin kapanarak kör olmasını bakın nasıl anlatıyor cennetlik Lamia Hanım’a;

“Yirmi beş yıl önce yine beraberdik. Ad’ın bilinmeyen’di, özlenen’di.

Yirmi beş yıl önce yine beraberdik, geceleri rüyalarımı süslüyordun, gözyaşlarımda sen vardın. Her kadında seni arıyordum. Yirmi beş yıl önce adın hasret’ti, sonra ümit oldu. Seni bulmadığım için, seni bulamadığım için gözlerim kapandı. Seni düşünerek intihar etmedim. Yirmi beş yıldan beri senin için yaşıyorum Lamiam.”

***

Salağıyla, solağıyla aydınımızın kıymetini bilemediği Cemil Meriç’i 37 yıl önce Lamia Hanımla birlikte Kayseri’de ağırlamıştık. Lamia Hanım’ı hiç de güzel bulmamıştım. Kirpi’nin yavrusunu “pamuğum” diye sevdiğini bilmediğim yıllarmış muhtemelen..

***

Nihal Atsız, 15’inci yüzyılda yaşamış Yıldırım Beyazıt’ın şehzadelerinden İsa Bey’in oğlu olan Deli Kurt ile geçen yüzyılın başlarında Muğla civarlarında yaşamış, gözlerine bakılmaya korkulan mavi gözlü kızı Gökçen adı ile yazdığı ‘Deli Kurt’ romanında buluşturmuştu..

17 yaşında bu romanı okuyan bizim sivri zekalı, bir Avrupa ülkesinde aşık olduğu kızı mavi gözlerinden ve Gökçen vari özelliklerinden dolayı hep “Deli Kız” diye severmiş. Kızcağız, sonunda dayanamamış ve bizimkine “Ben deli filan değilim!” diye isyan etmiş..

Bu da aşkın bir başka tanımlamaya muhtaç olduğunu gösteriyor..

***

Er kişiye çıkarsız, yalansız, riyasız kısacası maddi bir karşılık beklemeden sevmek, aşık olmak yük değil..

Devletini, milletini, hatta ete kemiğe bürünmüş sevgiliyi de böyle seven Türk çoktur. ‘Karşılıksız sevgi’ yani sevdikleriniz tarafından sevilmeme yükünü ağır da olsa taşımak mümkündür,

Lakin, karşılıksız sevginizin, aşkınızın yanlış anlaşılması bazen insanı nefes alamaz hale getirir ve boğar..

6 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir