Hamdi YILMAZ – Şaha kalkmak ya da nalları dikmek

“Yıl 1946… Avrupa kıtası darmadağın olmuş, küçük düşmüş bir halde…”

Stuttgart’da kızların bir çift naylon çorap, bir kutu kahve için Amerikan askerlerinin koynuna girdiği günler.

“Zürih’te İngiltere Başbakanı Winston Churchill bir yürüyüşte halka hitap ediyor. Farklı diller konuşan milyonlarca aileden, Avrupa Birleşik Devletleri’nin kurulmasını sağlamalarını istiyor. ‘Avrupa’nın şaha kalkmasına izin verin’ diyor Churchill.

‘kendini sonsuz sefaletten ve nihai kıyametten kurtarmasına izin verin…’

Bundan 11 yıl sonra, iki dünya savaşına tanık olan kıta, ‘bir daha asla’ diyerek üçüncü bir savaşı engellemek amacıyla Avrupa Topluluğu’nun temellerini atıyor: Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya, Roma Anlaşması’nı imzalıyor.

İngiltere, kendini ait hissetmediği Avrupa’ya doğru çekimser adımlarını atmaya ise bundan yaklaşık 10 yıl sonra başlıyor.

Ancak bu kez de kendisini dışladığı Avrupa’nın direksiyonunda oturan Fransa’nın çifte vetosuyla karşılaşıyor. İngiltere’nin nihayet 1973’te üye olmasının ardından ise 10 yıl sürecek yeni bir mücadele başlıyor: İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jacques Delors’da vücut bulan bir mücadele…

İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden doğan barış projesi, Avrupa’nın baskıcı rejimlerle mücadele veren halkları için de umut kapısı oluyor ve İspanya, Portekiz, Yunanistan’ın üyeliğiyle 12’ye; Berlin Duvarı’nın çöküşü ardından Avrupa’da değişen dengelerle 10 yeni ülkenin katılımı sonrası 25’e yükseliyor üye sayısı.” Romanya ve Bulgaristan’ın katılımı ile 27, Hırvatistan’ın katılımı ile de 28 üyeli oluyor AB.

“Ve Avrupa Birliği adını alan bu devin kapısında hâlâ umutla bekleyen ülkeler var – ki 40 yıldır yolculuğunu tamamlayamayan Türkiye de onlardan biri. Birliğin Doğuşu, işte bu yarım asrı aşkın tarihin ve geleceğe dair umutların öyküsü…”

AB’nin özgeçmişini gazeteci Allan Little böyle özetliyor. Ne varki, Birlik kendi içerisinde bazı ülkelere üvey evlat muamelesi yapıyor. Birlik üyesi Almanya vatandaşı ile yine birlik üyesi Romanya vatandaşının gerçekleri ve umutlarının arasında karlı dağlar kadar fark var. Bu farkın azalacağını sanmak da şimdilik boş bir hayal olarak kalmaya mahkum.

Churchill’in özlemi olan ‘Avrupa’nın şaha kalkması’ şimdilik ham bir hayal. ABD’yi iki adım geriden takip eden AB yeni medeniyet çığırları açamadığı, insanı insan yapan değerlerin çekim merkezi olamadığı sürece “Şaha kalkmak” yerine nalları dikebilir. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

(Bu yazı 21 Ekim 2009’da yayımlandı)

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir