HAMDİ YILMAZ – Atatürk, Cumhuriyet ve Mondros Mütarekesi

29 Ekim’de Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95’inci yıl dönümünü kutladık. Yarın da Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 80’inci yılını anacağız.

30 Ekim’de ise Mondros Mütarekesi’nin imzalanışının 100’üncü yıl dönümünü esefle hatırladık ve o günü kutlayanları ibretle seyrettik.

Mondros Mütarekesi’ne bakmadan Cumhuriyetin büyüklüğünü ve faziletini tam anlamak mümkün değildir. 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Mütarekesiyle yenilgi devlet tarafından resmen kabul edilmiş, bu Mütareke’nin doğal bir sonucu olarak da, Yıldırım Orduları lağvedilmiş ve Ordu Komutanı Mustafa Kemal kendisine Payitaht’ta verilen emre uyarak 13 Kasım’da İstanbul’a dönmüştü.

Ama Mustafa Kemal, hükümet Halep merkezli Yıldırım Ordularını dağıtma kararı aldığında silahları teslim ettirmemiş ve Ali Fuat Paşa emrindeki 20 kolorduya intikalini sağlayarak başkent İstanbul’a dönmüştü. İlaveten belirtelim ki, Ali Fuat Paşa da hükümetin dağıtma kararına rağmen emrindeki 20’inci kolorduyu terhis etmemiş ve kolorduyu önce Konya’ya sonra da Ankara’ya intikal ettirmişti.

Paşa’nın İstanbul’a girdiği saatlerde, “İtilaf devletleri donanmaları en arkada Yunan Averof zırhlısı olmak üzere yüze yakın büyük savaş gemisiyle Boğazı ablukaya alıyorlardı.”

‘Geldikleri gibi giderler.’

Kısacası İstanbul’da, gençliğin “yaşamanın alçaklık olduğu günler” dediği günler başlamıştır.

“Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” diyen bir komutan olan Mustafa Kemal 184 gün yaşar o şartların İstanbul’unda. O’na göre o günlerde önerilen, “İngiltere himayesine girmek, Amerikan Mandasını kabul etmek ve bölgesel kurtuluş çarelerini aramak… Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek” insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve uyuşukluğu kabul etmekten başka bir şey değildi..

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul da Fethi OKYAR, Genelkurmay Başkanı Fevzi ÇAKMAK, Rauf ORBAY, Albay İsmet İNÖNÜ’ lerle sürekli görüştü. İstanbul halkı ve basını ile temasa geçti. Vatanı kurtarma adına artık İstanbul’da yapılabilecek fazla bir şey kalmamıştı. Vatanı kurtarma düşüncesinde olanların umudu Anadolu’daydı artık.

“Paşa’nın düşüncesi ve tek kurtuluş çaresi: Halka gidilerek, Anadolu’ya geçilerek halkı teşkilatlandırmak, Milli Mücadele’yi başlatmak, Milli Hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız bir Türk Devleti kurmaktı.”

Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 Pazartesi gün sabah saatlerinde ayak bastığı Samsun’da üç gün sonra 22 Mayıs 1919’da Sadaret’e rapor gönderiyordu:

“…Millet birlik olup egemenlik esasını, Türklük duygusunu hedef kabul etmiştir.”

Türk Milleti’nin talihni ve tarihini değiştiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 80’inci yıl dönümünde özlem, minnet ve saygı ile bir kez daha anıyoruz.

 

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir