Hamdi YILMAZ – Batılı istihbarat servislerinin oyuncağı olmak

 

İstihbaratçı filan olmaya gerek yok. Başta Almanya olmak üzere Batılı dostlarımızın, Batı Avrupa’da yaşayan 6 milyon Türk’ü yine Türkleri kullanarak kontrol altında tutma çabasını bilmeyen mi var? Bunların metodu açık ve ilkeldir. “Türk’ü Türk’e kırdırmak”, siz buna “İti ite ite boğdurma metodu” da diyebilirsiniz.

Şöyle bir Münih’ten çıkın, Amsterdam’a kadar seyahat edin, hiç bir Türk’ten kolay kolay ilgi ve yardım göremezsiniz. Aynı dili konuşmanız, aynı dine inanmanız yetmez. Bazen aynı siyasal görüşü benimsemeniz de yetmez. Arada mutlaka karşınızdakinin tanıdığı ortak bir bağın olması gerekir.

Batıdaki altı milyon Türk’ün birbirinden nefret eden altıyüz ayrı parçaya bölündüğünü söylesem, inanın abartmış olmam. Alman’ın, Hollandalı’nın istihbaratı x gruba mensup Türk’ü y grubuna mensup Türk’e kontrol ettirmekle yetinmez. X Türk grubundan birisinin y Türk grubu hakkında bilgi toplaması Almanı, Hollandalıyı tatmin etmez. İlla x grubu içinde de birini bulacak, bulduğu bu uşak vasıtası ile o grubu kışkırtacak, en masum taleplerinde bile kışkırtma ile suç işlettirecek ve sonra da tepesine binecek ve anasını belleyecektir.

Hatta, Türk grupları içinde buldukları maşalarını kullanarak istemedikleri kişileri şiddetle devre dışı bırakmayı bile denerler.

Bunun son örneği geçen gün Amsterdam’da bir kez daha görüldü. T. D. Başkanı L. U., güpe gündüz Amsterdam’ın göbeğinde Hollanda istihbaratının bir maşası tarafından saldırya uğradı. U.’in uyanıklığı ve deneyimi canını kurtarmasını sağladı. Hollanda istihbarat teşkilatı AİVD’in ilkel metodu da bir kez daha kendisini göstermiş oldu.

U.’in başına geleni dramize ederek köşe dolduracak değilim. U. kendisini iyi eğitmiş, iyi yetişmiş, değerli bir öğretmen ve yazardır. Ben onu yıl boyu yapabildiği tasarruflarla yazın plaja, sahile koşmak yerine, Orta Asya yolculuğuna çıktığı, oralara karınca kadarınca eşinden dostundan sağladığı yardım malzemeleri ile çaba sarf ettiği günlerde tanıdım. Batılı devletlerin oralardaki oyununu ilk gören, ABD elçiliğine “Bizim elçilik” diyecek kadar zavallılaşan bizim gafilleri ilk farkedenlerden biridir. Neyse, Lokman’a geçmiş olsun.

Ama bizimkiler de uyansın artık. Dönercilerden kendi vatandaşımız hakkında toplantığı bilgi kırıntıların işe yaramayacağını, bunun istihbarat sayılmayacağını anlasınlar ve 6 milyon Türk’ü, Alman, Hollandalı ve diğerler devletlerin hamur yoğurur gibi yoğurmasının, birbirine düşürülmesinin önüne geçsin. Bu işler nasıl olur biz bilmeyiz. Ama bir yolu vardır her halde. Niçin benim insanım birbirinden nefret eder hale getiriliyor? Niçin x düşüncedeki y düşüncedekini kanlı katil gibi görüyor? İnsanımız, Alman’a Hollandalıya duyulan muhabbeti, sevgi saygıyı kendi vatandaşına, dindaşına, dildaşına karşı niçin duymuyor? Kim size bir Türk’ü kötülüyorsa, kim sizin bir başka Türk’e karşı kin ve husubet beslemeniz gereken adımları atıyorsa, lütfen önce bunu yapan kişiye karşı güvensizlik duyun. O kişinin içinde bulunduğunuz devletin istihbaratçılarının maşası olup olmadığını düşünün. Birbirimizi hagi siyasal ve dinsel gruptan olursak olalım sevelim, en azından saygı duyalım. Birbirimizin ufak tefek kusurlarını abartmayalım. Yüreğimize kendi dindaşımıza, dildaşımıza, vatandaşımıza karşı kin yumağını oturtmayalım.

(Bu yazı16 Kasım 2012 tarihinde yayımlanmıştır)

 

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.