HAMDİ YILMAZ – AB Müşavirlikleri ihtiyaç mı?

Yazıya öncelikle sadece Viyana Ticaret Odası’nın dünya genelinde 700 civarında maaşlı memuru olduğunu hatırlatarak başlamak istiyorum.

Şimdi de bir anı:

Yıllar önce Romanya’da Türk lokantalarının künefe tatlısına gösterdikleri ilgiyi görüp, sınırlı imkanlarla Türkiye’den künefe getirerek satmaya çalışan bir insanımızın  sıkıntılarına şahit olunca, dönemin Bükreş Ticaret Müşaviri’ni aradım ve sordum:

-AB mevzuatına göre, Türkiye’den künefe getirmek tümden yasak mıdır?

-Yoksa işlenmiş tarımsal veya hayvansal ürün sayıldığından fon (ekstra vergi) ödenerek getirmek mümkün müdür?

O Ticaret Müşavirimiz Ankara’ya döneli yıllar oldu. Bizim sorumuz ise havada kaldı.

Bu konuşmayı bir işadamının yanında yaptığım için ne zaman kendisini görsem, o unutmuş olsa da, ben kendi kendime utanırım.

O işadamının, “Bu ne biçim gazeteci” şeklinde düşündüğünü sanırım.

Kendisine çok saygı gösterilen o günkü Ticaret Müşavirimizin de unutkan olduğunu sanmıyorum.

Ya hiç olmayan ya da bir iki yerel memur ile ticaret ateşeliklerimizin veya müşavirliklerimizin AB mevzuatını a’dan z’ye bilmeleri veya ihtiyaç duydukları soruların cevabını anında bulmalarının kolay olmadığını yaşadığımız onca deneyim bize gösterdi.

Gümrük Müşavirleri bunu bilebilir şeklinde düşündüm. Bir baktım ki, dünya genelinde ABD, Çin, Belçika, Azerbaycan, KKTC, Almanya ve Rusya olmak üzere toplam 7 ülkede Gümrük Müşavirliğimiz var.

Kaldı ki, dünya genelinde irili ufaklı 200 civarında ülke var.

İşlenmiş tarım yada hayvansal ürün sayılabilecek belki binlerce de ürün var.

AB dediğimiz, Gümrük Birliği anlaşması yaptığımız Avrupa Birliği’nin ise 28 ülkesi var.

24 yıldır Batı’da yaşayan bir olarak yaşadığım, şahidi olduğum yığınca olay gösterdi ki bu anlaşma her ülkede farklı uygulanıyor.

Türkiye’den yanınıza faturasını da alarak çıkardığınız herhangi bir ürünü Almanya veya Hollanda’da karşılaştığınız ilk gümrük kapısında KDV’sini ve yoksa ATR belgeniz için de ilave mini bir ücreti ödeyerek o ülkeye sokabilirsiniz.

Ama aynı ürünü Almanya veya Hollanda’da yaptığınızı baz alarak, kraldan daha kralcı bazı AB ülkelerine sokmaya kalktığınızda başınıza olmadık işler gelebilir, kaçakçılıktan hapsi bile boylayabilirsiniz.

Bununla ilgili örnek verilebilir, ama yerimiz bitiyor.

Şimdi bu sorunları nasıl çözeceğiz?

Acaba sadece AB üyesi ülkelere has ‘AB Müşavirlikleri’ mi kurulmalı, yada ülkemizin yurtdışı teşkilatları yeniden mi organize edilmeli?

(Bu yazı 8 mart 2016 tarihinde yayımlanmıştır)

6 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir