Trump, ‘Ekonomik Milliyetçiliği hortlattı’

*Arjantin’de düzenlenen G20 Zirvesi’nde AB sofraya davet edilmedi, Alman basını buna çok üzüldü. İşte Alman gazetelerinde Zirve ile ilgili ön plana çıkan yorum konuları

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un yorumunda ABD ile Çin arasındaki ticari uzlaşma arayışının Avrupa’nın rahat nefes alacağı anlamına gelmediğini ifade ediyor:

“Trump ve Şi yemekli toplantıda aralarındaki sürtüşmeyi geçici olarak durdurdular. En büyük iki küresel ekonomik güç ocak ayında ticari anlaşmazlığı daha da tırmandırmamayı kararlaştırırken, Avrupa Birliği ve dünyanın geri kalanı masada yoktu. Çocuk sofrasına bile davet edilmemiş olması, Avrupa açısından üzücüdür. ABD ve Çin ekonomik bakımdan birbirlerine o kadar bağlı ve birbirlerine o kadar bağımlılar ki, ilişkileri koparıp atamazlar. Çin mallarını kim alıyor? ABD’nin açığını kim finanse ediyor? Trump ve Şi ekonomik başarıya mahkûmlar. Çin göz göre göre ve arsızca olmasa da teknoloji arayışını sürdürecektir. Trump gibi Demokrat Parti de istediğinden, Avrupa Birliği ABD’nin zamlı gümrük tarifelerinden kurtulamayacaktır.”

Nürnberger Nachrichten gazetesi G20 zirvesini konu alan yorumunda Donald Trump’ın ticari ilişkiler üzerinden bitti sanılan ekonomik milliyetçiliği hortlattığını yazıyor:

“Zirvenin en moral bozucu sonucu, nahoş konuların ele alınmamış olmasıydı. ABD ortak bildirinin uluslararası işbirliğini konu alan bölümünden ‘çok taraflı’ kavramını çıkarttırmayı başardı. Önemsiz gibi görünüyor ama son derece rahatsız edici bir durum: En büyük süper güç açık pazarlar anlamına gelen çok taraflılığı ret ediyorsa, kötü günler yakında demektir. ABD Başkanı Donald Trump, 20’inci yüzyılın kalıntısı sanılan milliyetçiliği her derde deva olarak dünya gündemine sokmayı başardı.”

Süddeutssche Zeitung, akaryakıt zammını protesto eyleminin Macron düşmanlığına dönüştüğü “sarı yelekliler” ayaklanmasını konu alan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Şu günlerde sırtına sarı yelek geçiren, en alttakiler ile en üsttekiler arasındaki eski mücadeleyi yeniden canlandırmış oluyor. Sosyal medyadan yayılan histerik mesajların aksine alt ve üst tabakalar arasına kesin bir sınır çekmek mümkün değildir. Macron’u Calut yerine koyan alttakilerin kendilerini Talut hissetmeleri, sarı yeleklilerin hiddetinin neden sönmediğini ve Fransızların yüzde 75’inin onları neden desteklediğini göstermeye yeter. Şu günlerde Fransa bütün fertlerini sofrada buluşturmanın mümkün olmadığı bir aileyi andırıyor. Politikalarını anlatırken ‘pedagoji’ kavramını dilinden düşürmeyen Cumhurbaşkanı Macron sert babayı oynuyor. Çocuğu gibi muamele ettikleri de isyankâr davranıyorlar. Babayı sevmiyor ve gözü dönmüşçesine hiddetleniyorlar.”

Die Welt gazetesinin yorumunda ise protesto eylemleri sırasında sarı yelek giymenin anlamı üzerinde duruluyor:

“Sarı yelek devlet kurumlarının yer almadığı bir olağanüstü halin habercisidir. Fransa’daki gösteri ve sokak çatışmalarının sembolü haline gelmesi sarı yeleğe ayrı bir özellik kazandırıyor. Sistemin çöküşüne kimse çare bulamadığından, düzeni koruma görevinin sarı üniformalılar tarafından üstlenildiği izlenimi yaratılıyor. Demokrasinin uzlaştırıcılık ve temsilcilik ortamına sırt çevrilmesinden kaynaklanan asabiyet ortamı önümüzdeki yıllar açısından büyük önem arz ediyor.”

 

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir