HAMDİ YILMAZ – Sandığa doğru

Prof. Dr. Turan Yazgan, Türk Dünyası TARİH Kültür Dergisi’nin Mart 2009 sayısında okurlarına seslenirken, şu tesbitleri ortaya koyuyor:

“İnsanlar, diğer canlılardan farklı olarak, fikir sahibidirler, görüş sahibidirler, inanç sahibidirler ve bunları yaymak isterler, tatbik etmek isterler. Bu istek son derece insanca bir istektir, akla uygun bir istektir, aklın gereğidir.

Allah bu dünyayı yaratırken 6 milyar insan yaratmışsa, 6 milyar karakter yaratmıştır. Ne parmağının izi birbirine benzer, ne gözünün şekli… 6 milyar farklılık vardır ama, gene Allah bunları kendi iradesiyle belli gruplar haline getirmiştir. Kimisini Türk yaratmıştır, kimisini Arap, kimisini Slav…

Dolayısıyla millet olgusu da Allah’ın iradesidir.

Bir milletin fertleri, bu milletin yükselmesini ister. Her babanın ailesini yükseltmek, yüceltmek, daha zengin, daha müreffeh, daha huzurlu hale getirmek için uğraşması gibi, bu millete sahip çıkmak isteyen insanlar da bu milleti yükseltmek, bu milleti yüceltmek, bu milleti refaha kavuşturmak, huzura kavuşturmak ve soygundan, sömürüden uzak tutmak, hele hele horlanma dan uzak tutmak isterler. Bu da tabiidir, insanın yaratılışına, hatta her canlının yaratılışına uygundur.

Bu isteğin gerçekleşmesi için ise bugünkü dünyanın kabul ettiği evrensel bir yol vardır: Demokrasi. Demokrasinin de tek vasıtası bildiğiniz gibi siyasi partilerdir. O halde ideali olan, fikri olan, inancı olan insanların, özellikle gençlerin siyasete atılması gerekir. Fikirlerini tatbik etmenin başka yolu yoktur, ancak siyasetin içinde fikirlerini yayabilirler ve iktidar oldukları zaman fikirlerini tatbik etme imkanını bulurlar.”

Uğruna çile çekilen, iktidara gelmesi için çaba sarf edilen bir fikrin er veya geç demokrasi içerisinde iktidara gelişinin örnekleri ise Türkiye’de bile görülebilir. Bu zorlu yol 30 – 40 yıl gibi uzunca bir sure mücadeleyi gerektirse de mümkündür.

Milli görüş sahiplerinin ve Ülkücülerin muktedir olup olmadıkları ayrı konudur ama tam veya yarım iktidar oldukları bir gerçektir.

Tek sermayeleri risaleyi nur satıcılığı olanların son dönem iktidarlarının üzerinde bir güç oluşları da Yazgan Hoca’nın ortaya koyduğu tesbitlerin somut örneklerindendir.

Öyleyse, “İyi ama iktidarın alternatifi yok” savı yıkılması gereken ilk puttur.

Sandığa doğru bu fikirlerin ışığında gitmek kime oy verileceğinden daha fazla öneme sahiptir.

Atatürk’ün bir vesile ile söylediği gibi, insan oturup sevdiklerinin kendisine gelmesini beklememeli, kalkıp kendisi sevdiklerine yaklaşmalıdır. Bunu yaparken de yine Atatürk’ün şu tesbitini göz ardı etmemek gerekiyor: “Ulusumuzun kabahati, efendiler, merkezi hükûmetin icraatıyla Avrupa’nın namusuna aşırı güven göstermiş olmasıdır. İşte bu kabahatten dolayı kendi kıymetini, niteliğini, erdemlerini unutturmak derecesine düşmüştür.”

(Bu yazı 22 Mart 2009 Pazar günü yayımlanmıştır)

 

 

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir