HAMDİ YILMAZ – İngiliz Ajanı Lawrens ve Müslümanlar

Birinci Lawrens’i herkes bilir.Arap çöllerinde Müslüman kılığına girerek saf Müslümanları, Osmanlı aleyhine kışkırtmış; “din iman elden gidiyor. Sizin en büyük düşmanınız Türklerdir.” diyerek, Orta Doğu’ nun elimizden çıkmasına sebep olmuştu. Sonra çölleri bölük pörçük ederek aç gözlü Arap Şeyhlerine paylaştırarak uyduruk bir sürü devlet oluşturdu.

Amerika’nın köleliğine geçtikleri güne kadar İngilizlerin köleliğinde yaşayıp gittiler. Hâlâ iki yakaları bir araya gelmiş değil.

Türkleri çok aradılar ama iş işten geçmişti. İşi biten devrin en ünlü İngiliz casusu Lawrens ise ülkesinde saf Müslümanları nasıl avladığının keyfini sürdü. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun Kraliyet Ailesi’ nce ödüle boğuldu.

Anadolu’da kendi kaderi ve yüreğinde Müslüman kardeşlerinin ihanetinin acısı ile baş başa kalan Türk makûs talihini yenerek, tarihinin zor bir dönemecini daha geride bırakarak yoluna devam etti. Aç kaldı,susuz kaldı ama, kimseye boyun eğmedi.

Aradan bir asır geçince yaşadıklarımızı, ihanet edenlerimizi çabuk unuttuk. Eksiğimize, gediğimize, kör topal yürüyen demokrasimizle kalkınmaya, ülkemizi çağlar üzerinden sıçratıp kalkınmışlık yönü ile milletler arasındaki yerimizi almaya çalışırken İngiliz başından çıkarak kulağı geçen Amerika boynuzu karşımıza bir başka Haçlı oyunu ile çıktı.

Yine dinî kılıklı “Lawrens” cikleri yarışa soktu. Bu seferki Lawrenscikler yerli idi. Türk’ ten koparılacak Arap Müslüman kalmadığına göre, oyun o zaman kopartmaya başarılı olamadıkları Kürtler’in üzerine kuruldu. Bundan bir asır önce Araplara ne yaptırdılarsa, şimdi de bunlara aynısını yaptırmaya çalışıyorlar. Lawrenscikler yarışarak büyüdüler, bizden birileriymiş gibi yaşadılar. Aralarında birisi yarışı kazanarak Lawrens oldu, 2.Lawrens ûnvânını kazandı.

Şimdi Lawrensland’ da keyif çatıyor. Uzaktan kumanda fetva veriyor. “Kardeşim Şeyh Said hadisesinde beni de yargılamak isteyenlerden binlerce kişiyi Kemalizme düşman ederek intikam alıyorum.” diyen Saidî Kürdî’yi millete hakiki din alimi olarak yutturduktan sonra, yoldaşı ve diyalogdaşı Papa Hazretlerince kutsanmasının ardından cücüklerine misyonerlik aleyhtarlığının önlenmesi işaretini vermiş.

Cücükler şimdi harıl harıl arı gibi Anadolu’nun dört bir yanında “Hıristiyan olanlar asıllarına dönüyorlar. Onlar zaten Hıristiyandılar.” diyerek dinler arası diyalog fazileti anlatıyorlar. Sanki Türk’ün elin alemin dini diyaneti ile bir alıp veremediği var. Türk’ü dininden caydırma faaliyetinin adı dinler arası diyalog oldu.

 (Bu yazı 19 Temmuz 2009 tarihinde ve daha önce yayımlanmıştır)

 

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir