HAMDİ YILMAZ – KEŞİŞHANE KAPISINDA HAYAL KIRIKLIĞI

‘Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur’ özdeyişinde olduğu gibi, Batı’daki 27 yıllık gazetecilik hayatımız hoyunca “AB’den bize yâr olmaz!” türküsünü çığırıp durmuşuz.

Nisan 2006 başında 46 AP parlamenteri Başbakan’a yazdıkları mektupla Türkiye’yi tehdit etmişlerdi. Bu gelişme üzerine 7 Nisan 2006 tarihinde aynı başlıkla aşağıdaki yazıyı yazmışız..

Aynı türküyü çığırmak gibi olsa da gelin bir kez daha okuyalım.

***

Yıllarca Avrupa Birliği Davulu’nu (anlaşıldığı kadarı ile) bedava çalan televizyon kanallardan birisinin sunucusu, feveran içerisinde Brüksel’e, Strazburg’a bağlanıyor. Ama bağlandığı kişilerden kendi feveranına ortak bulamıyor.

Vay efendim 46 Avrupa parlamentosu milletvekili nasıl böyle bir mektubu Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na yazabilirlermiş !

Bal gibi yazabiliyorlar demekki. Her şeyini AB’ye endekslemiş, kendisini güçlüden yana tavır koyarak tarih sahnesinde kalmaya adamış devletlerle aynı Keşişhanenin kapısında kuyruğa girenlere başka türlü nasıl mektup yazacaklardı ki?

“Haydi Türkiye ileri !” sloganı ile Türkiye’yi Keşişhane kapısında kuyruğa soktukları günden bu yana sahip olduğuımuz yayın organının gücü ne ise, o oranda yazıyoruz, başka sağduyu sahibi bazı yazarlar gibi sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.

Bu ses kimsenin hoşuna gitmedi. Halen de gitmiyor.

Keşişhane kapısında beklemek ve günü gelince bir tas çorba artığı alacağı umudu ile yaşamak bazılarının hoşuna gidiyor.

O kapının bir medeniyet kapısı olmaktan çok Keşişhane kapısı olduğunu anlamak için 46 keşiş cocuğunun size yazacağı  mektubu görmeniz gerekmiyordu. Hele durun bakalım, göreceklerinizin yanında gördüğünüz daha ne ki..

Bütün geç kalınmışlığına rağmen, Türkiye ince bir diplomasi becerisi ile  onların suçlu olduğunu ilan ederek Keşişhane kapısından süratle uzaklaşmalı ve kendi işine gücüne bakmalıdır. Tek çare budur.

Ancak, bunu yapacak irade de dirayet de Türkiye’yi idare edenlerden fersah fersah uzaktadır.

Ne varki, Türkiye sonsuza dek bağımsız, hür ve kendisi olarak yaşamak istiyorsa başkaca alternatifi de yoktur.

Sunucunun saflığına bakın, AB neması ile kurularak başına geçtiği ajansın sahibi sözde gazeteciden kendisi gibi tepki göstermesini bekliyor. Gösterebilir mi? Zaten Keşişhanenin vaftiz suyu ile hayat bulmuş. İktidarda kalmanın yeğane yolunu Türkiye’nin Keşişhane kapısında el pençe divan beklemesinde bulmuş camianın Strazburg’daki adamından kendisi gibi yüreğinden dağlanmış olmasını umuyor. Olabilir mi? Adamcağızın kafası zaten tütsülenmiş.

AB, daha nelere imza atacak göreceğiz. Ancak, anlaşılıyor ki, “gaflet ve delalet” içinde olanlarımızın uyanması için daha çok bedel ödememiz gerekiyor.

Obürlerine söylenecek söz yok zaten. O, 46 kişiyi marjinal grup olarak nitelemek, 700 kişinin içinde ne kıymetleri olabilir diye küçümsemek büyük yanılgıdır.

Ne yazık ki, kararlar o tür organize azınlıkların çabaları ile alınıyor.

Birilerine duyurulur.

 

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir