HAMDİ YILMAZ – Gümrük Birliği Anlaşması ve KDV olayı

Türkiye’nin AB üyesi 27 ülke ile olan ticareti genelde bu ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları aracılığı ile yapılıyor.

Almanya’da faaliyet gösteren irili ufaklı 70 küsür bin Türk işvereni devre dışı bıraksanız yada Romanya’da faaliyet gösteren aktif 5 bin civarındaki Türk patronu yok sayarsanız, bu ülkelere yapılan ihracatımız nasıl bir seyir takip eder bilen var mı?

Bu soruya verilecek cevap Türkiye açısından hoş değildir.

Her ne kadar elimizin altında rakamlar yoksa da, gözüken köy klavuz istemiyor. AB sınırları içindeki Türk işverenlerin ihracatımızdaki payı yadsınamıyacak kadar açık ve ortada.

***

Gelelim meselenin başka boyutuna; siz Almanya’da yada Romanya’da veya Fransa’da ikametli firma sahibisiniz. Farzedin ki, sebze meyve toptancısısınız.

Eğer, “ülkemin meyve ve sebzesini satarak hem ticaret yapayım hem de ülkeme hizmet edeyim diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

Eğer 100 bin euro sermayeniz varsa, bununla Yunan, İtalyan yada İspanya olmadı Hollanda’dan mal alarak satmaya kalkarsanız mesele yok.

Ama, Türkiye’den mal almaya kalkarsanız, elinizdeki işletme sermayesi bir anda 81 bin euro değerinde bir hükme sahip.

Nasıl oluyor derseniz, Hollanda veya bir başka AB ülkesinde 100 bin euro karşılığı alacağınız malı alır, KDV’sini de bulunduğunuz ülke maliyesine aldığınız malı satınca yani, müşteriden KDV tahsili yapınca ödersiniz.

Yok eğer, Türkiye’den 100 bin euro tutarında mal alırsanız, Almanya veya Romanya kapısına malınız geldiği an yüzde 19 oranındaki KDV’yi yani 19 bin euroyu hemen ödemeniz gerekiyor.

Getirdiğiniz malı kaç ayda satacağınız, yada satıp satamayacağınız kimseyi ilgilendirmiyor.

Bu durumda Türk malı satma sevdanız ne kadar ve nereye kadar sürer, başka uyruklu rakiplerinizle rekabet şansınız nedir?

Oysa, Gümrük Birliği anlaşmamız var. Bu anlaşma hükümlerine göre, Türkiye’den getireceğiniz mal ile Hollanda’dan alacağınız malın prosedür ve serbest dolaşımının aynı şartlarda olması gerekiyor. Ama değil.

***

Enayiliğime doymıyayım, yıllardır “Devlet adamı” sıfatı taşıyan her gördüğüme bu sorun için çaba sarf etmesi talebinde bulundum.

Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın son Almanya ve Romanya ziyareti ile gerçek anlaşıldı.

Türkiye, AB ülkelerindeki kendi işadamı ve tüccarının bu sorununa duyarsız.

Gerekçe ise, “Biz de bu ülkelerden gelen mallarda KDV’yi peşin alıyoruz” şeklinde.

O zaman sormak hakkımız olmalı; öyleyse Gümrük Birliği anlaşmasını niye yaptınız? İkincisi, siz bizzat Almanya’da tüccar olsanız, ticaretin dini imanı olmaz anlayışına da sahipseniz, sahi Türkiye’den mal alır mısınız?

Hepsi bir yana, halen elde ettiğiniz KDV geliri ile anlaşmanın uygulanması halinde artacak ihracatınız sonucu elde edeceğiniz gelirin mukayesesini yaptınız mı?

Zaten yetersiz olan kendi tüccarınızın sermayesini iç ettiğinizin, onun rekabet şansını kırdığınızın ve Türkiye’ye olan inancını sarstığınızın farkında mısınız?

(Bu yazı 25 Eylül 2009 tarihinde yayımlanmıştır)

 

 

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir