HAMDİ YILMAZ – Mursi’yi halk görevden almış!

Her darbe kendi akıl hocaları ile birlikte gelir. Bu akıl hocalarının başını da hukukçular çeker.

“Hukuk size kurban olsun aslanlarım!” diyerek yola çıkan akıldanelerin hukuki gerekçe bulmaları hiç de zor olmaz.

Bizde de öyle olmamış mıydı?

Hemen bir Anayasa hazırlanmasını isteyen 27 Mayıs darbecilerine, müşterisine hizmete amade garson edası ile, “Nasıl bir Anayasa isterdiniz?” diye soran hukukçular çıkmamışlar mıydı?

Böyle gelmeyenlere de, geldikleri andan itibaren akıl hocalığı yapacak niceleri türer.

***

Mısır konusunda Amerika’nın ağzının içine bakanlar veya ABD’den medet umanlar kendilerini üzücü haberi çoktan okumuş olmalılar. Ama biz yine de tekrarlayalım.

İşte Kahire Amerikan Üniversitesi’nde siyaset sosyolojisi profesörü olan Sait Sadık’ın bizimkileri üzücü yorumu:

“Müdahele yoğun halk desteği nedeni ile darbe olarak yorumlanamaz.”

Darbecilere akıl hocalığına soyunmuş Sadık, bu açıklamayı nereye yapıyor, “Amerika’nın Sesi” portalına.. Bu portalı kim finance ediyor, ABD.

Bizimkiler boşuna her konuşan Amerilkalının ağzının içine bakıp, “hımm hımm” deyişlerinden bile anlam çıkartmaya çalışıyorlar.

İşte Mısır darbecilerinin ABD beslemesi akıl hocasından inciler:

“Ben bir yıl önce Cumhurbaşkanı Mursi’nin bu şekilde devam edemeyeceğini söylemiştim..”

“Mursi Müslüman Kardeşler’in eski liderlerinden biriydi. Bu kişiler yaşlı, ortaçağ zihniyetli liderler, aynı Sovyetler Birliği’ndeki Komünist Parti liderleri gibi. Mısır’ın sorunları çok büyük, toplumsa çok dağılmış durumda. 2011 devriminden sonra kamuoyu görüşü bir yıl öncesine göre değişti. Bu liderlerin bu (değişen) kamuoyuna yönelik tavrı aynı derecede modası geçmişti. İnsanları kışkırttılar ve topluma maskara oldular. Toplumun değişimini kabullenemediler. Bu tarz liderler toplumu korkuttular. 80 yıl boyunca toplum bu liderlere ‘Sizler toplumun düşmanlarısınız’ diyordu. Mısırlılar’ın bir başka kaygısı da bölgede, özellikle de İran, Sudan, Somali ve Afganistan’da yaşanan İslamcı devlet örnekleri oldu.”
“Sokaklarda cumhurbaşkanının iyi iş yapmadığını, demokratik olmadığını söyleyen milyonlarca insan görüyorsanız, bu aksine demokratik deneyimin başarısıdır. Mursi’nin politikaları demokrasiyi değil, yalnızca kendi otokrat yönetiminin ve teokratik grubunun güçlenmesini amaçlıyordu. Devrimin hedefleri ve ilkelerine ihanet etti. Otokrat bir yönetimde kamuoyu görüşüne kulak asmazsınız, polis gücünü kullanırsınız. Biz polis devletini 2011’de ortadan kaldırdık.

Bu liderler baskı politikalarını belki polis aracılığıyla değil, ama gözdağı, terörizm, dini sloganlar ve fikirler üzerinden uygulamaya kalktı.”

Aklınıza girerek size baskı yapmak istediler. Mısır’ın yüzde 60-66’sı genç insanlardan oluşuyor. Halkın çoğu geleneksel olarak aşırı sağ ya da sola değil, merkeze kayar. Aşırılığı sevmezler. Muhalefetteyken iyiydiler, çünkü hiç denenmemişlerdi. Her zaman çözümleri olduğunu, çözümün İslam’da olduğunu savundular. Trafik sorunu olsun, işsizlik sorunu olsun hep ‘Çözüm İslam’da’ diye geldiler. En sonunda halk denemeye karar verdi, onda da hiçbir şey yapmadılar.

Bu bir askeri darbe değil.

Askeri darbe, gizli ve aniden, insanların haberi olmadan yapılır. Darbe yapan generaller demokrasiyle ilgilenmezler. Mısır’daki durum askeri darbe değil.

Milyonlarca insan sokakta erken cumhurbaşkanlığı seçimi istiyordu, askeri darbe değil. Sivil itaatsizlik başlattılar, erken cumhurbaşkanlığı seçimi için 22 milyon imza topladılar. İnsanların istediği demokrasiydi. Cumhurbaşkanının işini yapamadığını düşünüyorlardı. Eğer süresini doldursaydı Mısır’ı felakete sürükleyecekti.”
***

Sadık’ın darbe olmadığına dair gerekçesi çok, ama bizim yerimiz yok.

Meraklıları Amerika’nın Sesi’nden okuyabilirler.

(Bu yazı 17 Temmuz 2013 tarihinde yayımlandı)

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir