HAMDİ YILMAZ-Türk kalmak için Amerika’ya giden adamı gördüm!

Geçen ay kaybettiğimiz Oktay Sinanoğlu hakkında yazamadım. İçimde ukte kaldı.. O, Amerika’ya, gidiş hikayesini anlatırken şöyle diyordu:

„İçimden yemin ettim, dedim ki: Gideceğim ve kısmetse orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzluklarla  burada uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika’nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika’nın efendisi olur, buraya gelip onlarla da rahat mücadele ederim. ‘Tamam’ dedim, gidiyorum.”

***

Geçen Cuma günü Köstence’de ünlü Türk tarihçi Prf. Dr. Kemal Karpat’ı yakkından tanıma imkanı buldum. O da Oktay Sinanoğlu gibi normal yurdum insanına aykırı bir tipti. Kendisine, “Niye Amerika’ya gittin?” diyene, “Türk kalmak için Amerika’ya gittim” diyordu.

Oysa o Sinanoğlu gibi kendi ifadesi ile aşırı değildi. Hatta bütün aşırılıklara da karşıydı. „Ne aşırı dincilik, ne aşırı milliyetçilik, ne aşırı demokrasi. Aşırılık insana bir şey getirmez.” Ardından da ilave ediyordu bir mülakatında, „Öyle olduğum halde bunu söylüyorum. Türk kalmak için ben Amerika’ya gittim ve ben Amerika’da tam manasıyla Türkleştim. Neden? Çünkü orada rahat, serbest her şeyi okumaya imkan buldum. Türkiye’de bulunmayan kitapları orada buldum. Birçok dillerde…” 

Salağıyla, solağıyla Türk aydını Cemil Meriç’i zamanında, sağlığında anlayamadı. Bence, Karpat da, zamanında anlayamadıklarımızdan. 92 yaşında, dinç ve prıl pırıl da bir hafızaya sahip.

Önce, Bükreş’e batı istikametinden 450 km uzaklıktaki Cluj Babeş-Bolyai Üniversitesi’nin verdiği ve bizdeki anlamından çok daha farklı „fahri doktora”  ödülünü aldı. Ardından Bükreş Büyükelçiliği ve Bükreş camiinde soydaşlarla biraraya geldi. Ve bu sefer Bükreş’e doğu istikametinden 300 km ötedeki Babadağ kasabasına oradan da doğduğu ve 73 yıl önce terk ettiği Armutlu Köyü’ne gitti.

Köstence’de buluştuğu yakınları ve soydaşlarına sitem etti: „Dobruca’nın Müslüman halkı nedense kendi kültürünü muhafaza etmenin önemini anlamıyor.”

Ama Türk – Tatar ayrımcılığından çok iyi anlayanlara da nasihat etti Karpat Hoca, „Bazen Türk – Tatar ayrımcılığına giriyorlar. Bu kadar saçma birşey olamaz. Ayrılık söz konusu olmamalı. Dobruca’da Tatarlara birşey olsa Türkiye yardıma koşar. Ben hem Türk hem Tatar’ım” dedi.

„Köyümü görmezsem, kendimi Romanya’ya gelmiş hissetmem” diyen Hoca, „Bir insanı bir ülkeden kolayca çıkartabilirsiniz ama bir ülkeyi bir insanın içinden asla çıkartamazsınız” şeklinde konuştu.

Eyliya Çelebi Seahatnamesi’nde 1684 yılının anlatıldığı ve doğduğu Tulça vilayeti Babadağ kasabası Armutlu Köyü’nü ziyaret eden Karpat,  Köy mezarlığının bakımsızlığından ve çevredeki tarla sahipleri tarafından taciz edilmesinden, Babadağ’daki 15 çeşmeden bir tane çeşme kalışından  büyük üzüntü duyduğunu aktardı.

Karpat Hoca, geçmişte Balıkesir, Gaziantep ve Erzurum’da günlerce kalarak ilmi metodlarla siyasal hayatımızın halk nezdindeki fotoğrafını da çekmişti. 

Erdoğan’a Başbakan olacağını 5 yıl öncesinden söyleyen Hoca, Erdoğan’ın 2011 yılından sonraki tutumunu da beğenmiyor, Ortadoğu’ya yönelmesini doğru bulmuyor.

Başta „İslamın siyasallaşması” adlı kitabı olmak üzere 20’ye yakın kitabından Türkçe’ye çevrilmiş olanlar mutlaka okunmalı. Batılılaşma, laiklik, dindarlık gibi konularda beyinlerdeki klasik şablonların yanlışlıklarının görülmesi için bu şart.

(Bu yazı 06 Kasım 2015 tarihinde yayımlanmıştır)

Not: 21 Şubat 2018 tarihinde yitirdiğimiz değerli Tarihçimiz Kemal Karpat’a Allah’tan rahmet, başta milletimize ve yeğeni Sebahat Kaya olmak üzere yakınlarına başsağlığı dilerim

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir