“Rusların, Kırım’ı Slavlaştırma politikası devam ediyor”

*Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov: – “Rusların yüzyıllardır süren Kırım’ı Slavlaştırma politikası dün olduğu gibi bugün de aynen devam ediyor”

İSTANBUL – Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Rusların yüzyıllardır süren Kırım’ı Slavlaştırma politikasının bugün de devam ettiğini belirterek, “Günümüzde insanları bir gece yarısı evlerinden çıkarıp trenlere bindirip Sibirya’ya göndermek eskisi gibi kolay olmayabilir ama bugün başka bir yöntem uygulanıyor. İnsanlarımıza yoğun bir baskı yapılıyor, fikir adamlarımız, kanaat önderlerimiz hapse atıldı. Gençlerimiz zorla Rus ordusuna askere alınıyor. Halkın üzerine korku salınarak insanlar Kırım’ı terk etmeye zorlanıyor.” dedi.

KTMM Başkanı ve Ukrayna Milletvekili Çubarov, 2014’te Rusya’nın işgal ettiği Kırım’da yaşananları AA muhabirine anlattı.

Çubarov, Rusya’nın Kırım’da yaşayan çoğunluğun Ukrayna’dan ayrılıp Rusya’ya bağlanmak istedikleri iddiasıyla yarımadayı işgal ettiğini, bunun ise Moskova’nın uydurduğu koca bir yalan olduğunu söyledi.

Referandumun, Rusya’nın Kırım’ı işgalinden sonra gerçekleştiğini vurgulayan Çubarov, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla baskı altında insanlar karar vermeye zorlandı ve bu da halkın kararıymış gibi yansıtıldı. Oysa bu referandum bir yalan, bir şovdu. Rusya, Kırım’da uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler kararlarına ve Rusya ile Ukrayna arasındaki tüm anlaşmalara aykırı hareket ederek bir işgali gerçekleştirmiştir.

Rusya yüzyıllarca topraklarını genişletmek için başka ülkelerin topraklarına müdahale etmiştir. ‘Kırım Rus topraklarıydı daha sonradan Ukrayna’ya verildi’ iddiası gerçeği yansıtmıyor. Kırım’da 300 yıl devam eden bir Kırım hanlığı vardı. Kırımlı Tatarlar Kırım devletini kurmuştur ve bu coğrafyada bilinen bilge bir devletti. Ta ki 1783’te Rusya tarafında işgal edilene kadar. Sovyetler Birliği döneminde, Stalin zamanında ise Kırım halkı vatanlarından sürgün edildi.” 

Çubarov, Sovyetler Birliği’nin 19 Şubat 1954’te Kırım bölgesini Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlayan kararnamesine değinerek, “50 yıl süren sürgünden sonra Sovyetler Birliği’nin dağılması ile beraber Kırımlılar vatanlarına dönüp yerleşmeye başladı. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde 1991’de Ukrayna’da bağımsızlığını ilan etti ve daha önceki anlaşmalara göre de Kırım Ukrayna toprakları içinde kalıyordu. Rusların bugün söylemleri sadece cinayetlerini aklamaya yöneliktir. Hiçbir zaman sahip olmadıkları hakları istiyorlar. Ruslar, Büyük Katerina’dan beri Kırım’ı Kırım Tatarlarından arındırmaya çalıştılar. O sebepleRomanya ve Türkiye başta olmak üzere Polonya’da, Litvanya’da ve dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca Kırımlı Tatar diasporası yaşıyor.” diye konuştu.

“HALKI KORKU VE BASKI İLE SÜRGÜNE ZORLUYORLAR”

Refat Çubarov, Rusların yüzyıllardır süren Kırım’ı Slavlaştırma politikasının dün olduğu gibi bugün de aynen devam ettiğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“1944 Stalin sürgünü de Kırım yarımadasını Kırımlılardan arındırmayı hedefliyordu. Bunu Stalin bizzat birçok defa dile getirmişti. Bugünkü Putin Rusya’sı da aynı politikayı devam ettirmeye çalışıyor. Günümüzde insanları bir gece yarısı evlerinden çıkarıp trenlere bindirip Sibirya’ya göndermek eskisi gibi kolay olmayabilir ama bugün başka bir yöntem uygulanıyor. İnsanlarımıza yoğun bir baskı yapılıyor, fikir adamlarımız, kanaat önderlerimiz hapse atıldı. Gençlerimiz zorla Rus ordusuna askere alınıyor. Halkın üzerine korku salınarak insanlar Kırım’ı terk etmeye zorlanıyor.”

Kırım’ın, coğrafi konumu ve korunaklı yapısıyla Karadeniz’e hakim adeta bir askeri üs gibi olduğunu aktaran Çubarov, Kırım yarımadasının Rusya için Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere, Hazar Denizi’ne, NATO müttefiklerine ve en son Suriye örneğinde görüldüğü gibi sıcak denizlere ulaşım için stratejik öneme sahip olduğuna vurgu yaptı.

Çubarov, Rusya’nın Kırım yarımadasına en modern silahlarını yerleştirdiğine dikkati çekerek, “Rusya en modern uzun menzilli füzelerini, gelişmiş savaş uçaklarını, nükleer gemilerini Kırım yarımadasına yerleştirdi. Ülkede Rus işgaline karşı direnen kim varsa ya tutuklayıp hapse atıyor ya da ülkeden göç etmeye zorluyor. Bunun yanında Rusya vatandaşlarını da Kırım’a yerleşmeye teşvik ediyor. Bizim tespitlerimize göre Rusya şimdiye kadar 500 bin Rus’u Kırım’a yerleştirdi. Yani demografik ve etnik yapıyı değiştirmeye çalışıyor.” şeklinde konuştu.

“KIRIM TATARLARININ MUHTARİYETİNİN TANINMASINI TALEP ETTİK”

Ukrayna’nın Kırım’ın geri alınması konusunda Rusya’ya karşı tek başına mücadele edebilecek askeri ve politik gücünün olmadığına değinen Çubarov, şunları anlattı:

“Ukrayna uluslararası bir takım girişimlerde bulunuyor ama bunlar yeterli değil. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının, uluslararası arenada Rusya’nın ihlallerini gündeme taşıması Moskova’yı biraz yavaşlattı. Kırım Tatar Milli Meclisi olarak biz de Kırım’a özerk bir statünün verilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Eğer 1991 yılında Kırım Tatarlarının ilan ettiği Kırım Muhtariyeti tanınmış olsaydı bugün tüm bu acılar yaşanmayacaktı. Biz şimdi Ukrayna Parlamentosuna Kırım Tatarlarının statüsü ile ilgili bir değişiklik önergesi sunduk. Kırım tekrar Ukrayna’ya bağlandıktan sonra Kırım Tatarlarının muhtariyetinin tanımasını talep ettik. Bunun parlamentoda kabul edilmesini ve anayasaya girmesini bekliyoruz. Kırım Tatarlarına muhtariyet verilmesi fikrine karşı çıkan Ukraynalı politikacılarda bunun ne kadar hayatiyet taşıdığını anladı.”

Refat Çubarov, Türkiye’nin bir yandan Ukrayna bir yandan Rusya ile iyi ilişkiler yürütürken bir yandan da Kırım Tatarlarının haklarının korunması konusunda büyük çaba sarf ettiğini vurguladı. 

Uluslararası ilişkilerin siyah ve beyaz olarak ikiye ayrılamayacağını, arada gri tonların bulunduğunu ifade eden Çubarov, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin enerji, nükleer santral, ticaret ve savunma gibi alanlarda Rusya ile ilişkileri var. Ankara bu noktada reel bir politika yürütüyor. Ancak Türkiye bununla beraber komşularının asayişi ve huzuru ile de yakından ilgileniyor. Suriye ve Irak’ta bunu görüyoruz. En önemlisi de Türkiye, Kırım’ın Ruslar tarafından işgalini tanımadı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün savunmasından yana bir tavır aldı. Bu çok önemlidir. Türkiye büyük bir devlettir. Komşularına karşı tarihi bir sorumluluğu var. İstiyoruz ki bütün Türk dünyası Türkiye’nin önderliğinde bir birlik oluştursun.”

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir