Hamdi YILMAZ – BATI CEPHESİ

ABD, Sovyetler Birliği ve onun liderliğini yaptığı Demir Perde ülkeleri dağıldıktan sonra bu ülkelerde, çok acımasızca davrandı. Demir Perde’nin dışında kalan dünyada olup bitenden habersiz, masum, mazlum ve saf azınlık topluluklar ABD’nin iştahını kabarttı ve kabartmaya da devam ediyor.

20 yıldır Batı’da gazetecilik yapıyorum. Sınırlı da olsa bildiklerimiz, gördüklerimiz ve yaşadıklarımız sezgi ile birleşince ortaya şu çıkıyor:

ABD istediği zaman, geri zekalılardan oluşan ve din adına, İslam adına mücadele ettiğini sanan Kuzey Afrika ve Orta Doğu kökenli Müslümanları kullanarak Avrupa’yı bir saatin içinde karıştırabilir. İstediği zaman bunu rahatlıkla da yapıyor. Dümen suyunda yüzmeye razı olmayan Avrupa ülkelerini bu argümanları kullanarak kolayca da ikna edebiliyor.

Özellikle Fransa’da Cezayirliler, Hollanda ve Almanya’da Faslılar bu iş için biçilmiş kaftanlardır.

Türkler bu işte istisna değildir. Ama en azından ABD’nin bilerek oyuncağı olmaya diğerleri kadar teşne değildirler. Bunu defalarca yazarak dikkat çekmeye çalıştım.

Türkiye, ABD’nin bu oyununu biliyor ve görüyor. Ama gereğini yapamıyor. Yapacağına da inanamıyor. ABD oyununu bozmaya çabalıyorsa da başaramayacağına inanıyor.

Bunu somutlaştırırsak, Dönemin Bükreş Büyükelçisi Ahmet Rıfat Ökçün, 11 Kasım 2006 tarihinde ABD’nin Bükreş Büyükelçisi Nicolas Taubmann’a diyorki, “Daha başlangıçta kaybettiğimi bildiğim bir savaşa giriyorum.”

Siz Taubmann olsanız, ne derdiniz?

“Kolay gelsin Monşör!”

Bunu dönemin Büyükelçisi Ökçün’ü eleştirmek adına da yazmıyorum. Sırf bir tesbiti örneklendirmek için bahsediyorum.

Wikileaks’ın Romanya ile ilgili belgeleri iki haftadır Romen basınında yazılıp, çiziliyor. Ökçün’ün söylediği ileri sürülen sözleri de o belgelerde görüyoruz.

ABD’nin, Kominst rejimden çıkınca sudan çıkmış balığa dönmüş, sezgisinden ve ebesinden dedesinden öğrendiğinden başka İslami bir bilgisi kalmamış 80 bin civarındaki Türk  ve Türk-Tatar azınlığı nasıl avcunun içine alacağının planlarını yaptığını ve 2006 yılında karar aşamasına geldiğini de bu belgelerden görüyoruz. Siyasetten, politik oyunlardan kısacası Şeytan’ın öteki yüzünden habersiz, otuz yaşındaki genç Müftü’nün de bir taraftan ABD, diğer yandan Suudi Arabistan tarafından nasıl bunaltılıp, baskı altına alındığı ile ilgili bilgi ve sezgilerimizi ne yazık ki, Wikileaks belgeleri doğruluyor.

(Bu yazı 08 Nisan 2011 tarihinde yayımlanmıştır.)

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir