HAMDİ YILMAZ – Romanya’da böyle köy yok: Dobromir izlenimleri

Bu çağda, yol bulma cihazlarının bile bulamadağı, Orange’dan başka cep telefonlarının çekmeği, araba ile giderken kendinizi yaylı yatakların üzerinde zıplayan çocuklar gibi hissettiğiniz bir bölge Dobromir bölgesi.

Dobromir, Dobruca bölgesinde Köstence’ye bağlı 3900 nüfuslu bir soydaş kasabası.

Kasabanın ‘Radu Prişcu Teknoloji Lisesi’ adlı bir okulu var. TİKA bu okula modern bir Türkçe sınıfı kazandırdı. Bu vesile ile Dobromir’e gittik.

Okul 907 öğrenciye sahip. Bu 907 öğrenciden 850 öğrenci ders dışı alanlarda kendi aralarında ana dilleri ile yani Türkçe konuşuyorlar.

Adında lise kelimesinin geçtiğine bakmayın. Bu okulun mezunları üniversiteye gidemiyor. Çünkü, bu lisenin son sınıfı yani 12’inci sınıfı yok.

Aslında eskiden varmış, ama şimdi yok.

Öğretmenler odasında konuştuğum ancak adını yazma fırsatı bulamadığım şimdi öğretmen olan eski müdür bu konu yüzünden okul müdürlüğünden olduğunu ima etti.

Bizim çok bilmiş şoföre göre, bu okul 11 yıllık ve meslek okulu, mezunları bu yüzden üniversiteye gidemiyor.

Okul müdürü Manuela Hanım, erkek çocukların son sınıfa geldiklerinde, iş bulup okuldan ayrıldıkları, kızların kaçırılmak korkusu ile okulu bıraktıkları gibi gerekçeler öne sürerek son sınıfın iptal edildiğini anlatmaya çalıştı. Müdüre Hanım’a çocuklara diploma verip vermediklerini sordum, veriyorlarmış.

Yani okul bir nevi bizdeki “Yapı Endüstri Meslek Lisesi” gibi. İnşaat üzerine meslek eğitimi veriyor.

Okulun 50’nin üzerinde öğretmeni var ve çifte eğitimli. Sabahçı ve öğleci. İlk öğretim bölümünde haftada üç saat, daha sonra haftada bir saat Türkçe dersi görüyorlar.

Haftada bir saat da din dersi okuyorlar.

Söz dinden açılmışken, Belediye Başkanı Iusein Visel sohbet ederken, “Ben Müslümanım ama dinimi bilmiyorum. Süleymancılara yer yapacağım, Kuran kursu açacaklar. Çocuklarımız bizim gibi olmasın, dinlerini bilsin.” şeklinde konuştu.

Belediye Başkanını anladım. Askerdeyken bizim bölükte onbaşı olan Bulgaristan’da Jivkov sürgünü genç, “Bulgaristan’dayken bir gece arkadaşım, “Bana Allah’ı anlat’ dedi. Ağbi ben bilmiyordum ki ona nasıl anlatayım?” şeklinde konuşmuştu.

Bir kez daha iman ettimki, Devletimiz yurtdışına Türkiye’yi, Türk Milletini ve onun dini İslam’ı hastalık derecesinde seven kamu görevlilerini göndermediği sürece bırakın soydaşın dedine derman olmayı, kendi vatandaşımızı bile memnun edemeyiz. İş böyle .. hadi devamını getirmiyeyim.

Neyse, konuyu dağıtmayalım, Müdüre Manuela Hanım’ım okul mezunu gençlerin yüzde 70-80’nin eğitimini aldıkları inşaat alanında çalıştıklarını, çoğunun Norveç, Danimarka, İsveç, Finlandiya, İrlanda gibi ülkelere giderek kolay iş bulduklarını anlattı. Buna sevindim mi, üzüldüm mü bilemedim.

Bu arada Müdüre Hanım, okula adını veren Radu Prişcu’nun iyi ve ünlü bir inşaat mühendisi ve hidro teknik alanında başarılı olduğunu söyledi.

Manuela Hanım, okul alanının küçük olduğunu ve yetersiz kaldığını, yarım kalmış inşaatları bulunduğunu, tuvalet ve lavobaları Belediye başkanının yapacağını söylediğini, içme sularının bulunmadığını, öğretmen kadrosunun yetersiz kaldığını anlattı.

Müdüre Hanım, kız çocuklarının okula gönderilmediğini, çoğunun 7’inci – 8‘inci sınıfa gelince okulu terk ettiklerini ve evlendiklerini ifade etti.

Çocukların suç işlemeye meyilli olup olmadıklarını sordum. Müdüre Hanım, öyle bir sorunlarının bulunmadığını çocukların içki ve sigara dahi içmediklerini söyledi. Cami İmamı da Büyükelçi Aramaz’a bir çocuğu tanıştırırken, “Hergün sabah namazı için camiye gelir, orucunu da tutuyor” derken sanki Müdüre Hanımı doğruluyordu.

***

Dobromir Belediye Başkanı soydaş Iusein Visel, 12 yıldır belediye başkanlığı yapıyor. Üst üste üç defa seçim kazanmış. Romanya’daki tek soydaş Belediye Başkanı. Belli ki halk tarafından sevilen biri.

Iusein (Hüseyin) Bey bölge insanı olmakla beraber aslında bu köylü değil. Ziraat mühendisi. 27 yaşında ANAF’ta (Vergi Müfettişi) iken PSD tarafından Dobromir’e gönderilmiş. 2 yıl çalıştıktan sonra aday olmuş ve kazanmış.  

TİKA’nın yardım paketleri dağıtılırken, dikkat ettim. 300 paketin dağıtımını elindeki listeye göre takip etti. Bir başkasına havale etmedi.

***

TİKA’nın yardım paketini alıp giden iki hanıma sordum, “İlk defa mı yardım alıyorsunuz?”

Cevapları, “İlk defa olur mu, hep getirirler. Allah kabul etsin” dedi. Bu arada bu konuda Türk STK’larının hakkını da teslim etmeliyiz.

Son söz: Dobromir’den buruk bir sevinçle döndüm.

Büyükelçi Aramaz’ın “TİKA’nın Romanya’da yaptıkları ile gurur duyuyorum” ifadesine aynen katılıyorum.

TİKA, herşeye rağmen Büyük Türkiye’nin yüzü ve gücü.

Soydaşlar, Türkçe, hangi dil ve dinden olursa olsun insan odaklı hizmetleri gördükçe TİKA ile gurur duymamak mümkün değil.

Ekonomik ve kültürel araçlar ülkeleri ve halklarını birbirlerine yaklaştıran en büyük olgudur.

Türkiye’den gelenlerimizin içerisinde daha çeyrek asırı yeni geçmemize rağmen çocuğu kendi anne ve babası ile anlaşamayanlarımızın varlığını gördükçe, Romence konuşarak Tatarcılık oynayanların varlığını ibretle izledikçe, Dobromir ve Başpınar gibi ara duru Türkçe konuşan soydaşlara Allah selamet versin diyoruz.

***

Biz demiyoruz ki, “Romence konuşmayın!”

Konuşun hatta, Hicaz’da yüksek bir yere çıkıp ‘Ey Arap nesli! Gelin, atalarınızın lisanını benden öğrenin’ diyen Büyük Türk Müfessiri (Tefsir işi ile uğraşan ilahiyatçı) Zemahşeri gibi olun. Romenler Romenceyi sizden öğrensin.

İstemeyenin gözü çıksın.

Ama Türkçe’mizi de öğrenin, unutmayın, unutturmayın. Dilini unutan dinini kolay unutur.

1 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir