‘Romanya’daki askeri yığınaklar Türkiye için mi?’

*Karagül: “ABD, İsrail ve Avrupa, Dedeağaç’tan sonra Bulgaristan ve Romanya’ya  alabildiğine yığınak yapıyor, bu askeri hazırlıklar kimin için?”

*Ertürk: “Dedeağaç’a çıkarılan 2 bin askerle değil Türkiye, değil İstanbul, değil  Kadıköy, Kadıköy’ün bir mahallesi konumunda bulunan Erenköy’ü bile işgal edemezsin”

BÜKREŞ (Gazete Balkan)– Türkiye’de, ülkenin içinde bulunduğu durum değerlendirilirken, Romanya ve Bulgaristan’daki ABD askerleri ön plana çıktı.

Türkiye’de iktidar yanlısı olarak bilinen Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, Cuma günkü yazısında, Romanya ve Bulgaristan’daki askeri yığınıkların Türkiye için olduğunu yazdı.

İktidara muhalif OdaTv yazarı Türker Ertürk ise Türkiye’nin işgali için 1 milyon asker gerektiği görüşünü savundu.

İşte o görüşler.

***

İbrahim Karagül, Yeni Şafak’ta “Sakın S-400 alma ne demek? Bizi ne ile tehdit ediyorsunuz? Yeni bir 15 Temmuz’la mı? Yoksa başka tür saldırıyla mı?” başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümleri şöyle:

“Suriye’nin kuzeyinde yüzlerce kilometrelik Türkiye karşıtı cephe kuruldu. İran sınırından Akdeniz’e kadar bütün güney kapılarımıza askeri üsler kuruldu, ordulara yetecek mühimmat yığınağı yapıldı. Doğu Akdeniz’deki askeri yığınak, dünyanın hiçbir bölgesinde yok.

Karadan güney kapılarını kapatanlar denizden de kapatmaya çalışıyor. Ege Denizi birden hareketlendi. İsrail, S. Arabistan ve BAE dâhil, Batı dünyası adalara yoğunlaştı. Askeri tatbikatlar yapılıyor, Türk donanmasını imha planları ortalarda uçuşuyor, adalar füze üslerine dönüştürülüyor.

Batı kapısında da denizden bir çevreleme artık ayan beyan ortada.Yetmedi, Yunanistan toprakları, sınırımızın hemen dibi askeri üslere dönüştürülüyor. Yine ABD, İsrail ve Avrupa, Dedeağaç’tan sonra Bulgaristan ve Romanya’ya alabildiğine yığınak yapıyor.

BU HAZIRLIK HANGİ ÜLKEYE KARŞI? İRAN, RUSYA YA DA ÇİN Mİ? TABİİ Kİ HAYIR!

Kimse merak etmiyor mu? “İran sınırından Akdeniz ve Ege boyunca Karadeniz’e kadar uzanan bu çevreleme neden” diye sormuyor mu?

Bu kadar askeri hazırlık İran için mi? Rusya için mi? Çin için mi? Elbette hiçbiri değil. Hepsi Türkiye için.”

BİZİ NE İLE TEHDİT EDİYORSUNUZ? YENİ BİR 15 TEMMUZ’LA MI? YOKSA BAŞKA TÜR SALDIRIYLA MI?

“S-400 alırsanız ABD yaptırım yapacak. Dahası NATO yaptırımı ile karşı karşıya kalacaksınız..” diyenler Türkiye’yi ne ile tehdit ediyor?

Yeni bir 15 Temmuz’la mı? Karadan saldırıyla mı? Denizden saldırıyla mı? Yeni terör dalgasıyla mı? Ekonomik terörizmle mi?

O askeri üsler, o cepheler bu amaçla mı kuruldu? “Türkiye çok gerçek sonuçlarla karşılaşacak” ne demek? Hem ABD, hem İsrail, hem NATO, hem bazı bölge ülkeleri hep birlikte mi Türkiye’yi vuracak? Ne anlama geliyor bu cümleler?”

***

TÜRKİYE’NİN İŞGALİ İÇİN 1 MİLYON ASKER GEREKLİ

Öte yandan İbrahim Karagül yazısı ile aynı gün Odatv’de yayımlanan bir başka yazıda ise bu tür iddiaların troller tarafından ortaya atıldığı öne sürülerek, Türkiye’nin işgali için 1 milyon asker gerektiği ifade edildi.

Asker kökenli Türker Ertürk tarafından Oda Tv’de yine Cuma günü yayımlanan yazıda, “Savaşları haklılar değil güçlüler kazanır” denilerek, şu ifadelere yer verildi:

 “ ‘ABD bizi kuşatıyor ve saldırıya hazırlanıyor’ maksatlı değerlendirmesinin arkasında açık kaynaklardan alınan veriler var. Neymiş efendim; ‘ABD Yunanistan’ın Dedeağaç limanına 2 bin asker ve 700 araç çıkarmış. Gürcistan’a da ABD askerleri gönderilmiş.’ Araştırıyoruz; askeri birliklerin hepsi çok küçük çapta ve planlı NATO ve PFP (Barış İçin Ortaklık) tatbikatlarına katılmak için gelmişler. Yunanistan’a deniz yoluyla gelen ABD askerleri, daha sonra Bulgaristan  ve Romanya’ya doğru yola çıkmışlar. Benim küçük bir araştırma ile öğrendiklerimin iktidar daha iyisini, daha ayrıntılısını ve daha güvenilir olanını elde edebilir. Çünkü devletin komşu ülkelerdeki askeri hareketlenmeleri zamanında tespit edip izleyecek elektronik dinleme istasyonları var.

DOĞRUYSA HANİ SEFERBERLİK!

Ayrıca; bu ülkelerde diplomatik misyonlarımız ve istihbarat ajanlarımız var. Yani iktidar, Türkiye’nin ABD tarafından kuşatılıp kuşatılmadığını çok kolaylıkla öğrenebilir. Zaten o öğrenemiyorsa, halk olarak bizim gazetelerden ve internetten ulaşılabilecek bilgilerle ondan daha iyisini öğrenebilme durumumuz yok.

Bir an için ABD tarafından kuşatıldığımızı düşünün. Yapılması gereken ilk şey; seferberlik ilan etmek ve ilk planda yeni terhis edilmişlerden başlayarak en az 500 bin gencimizi silahaltına almak ve kritik görevlerde çalışmış emekli olan subay ve astsubaylara sefer görev emri göndermektir.

NATO’DAN ÇIKMAK MI LAZIM?

Bunlar yapılmadığı gibi, iktidar aksine mevcut askerlerimizin dörtte üçünü terhis etmeyi planlamaktadır. Yani kuşatıldığımız ve yakın saldırı tehdidi altında olduğumuz şayiası; iktidar tarafından, yükselen muhalif hareketi baskılamak için çıkarılmıştır ve 23 Haziran seçimleri için düşünülmüş hamlelerden birisidir. Ayrıca; Türkiye gibi bir ülkeyi kuşatmak ve işgal etmek için ilk planda en az 1 milyon asker gerekli.  Dedeağaç’a çıkarılan 2 bin askerle değil Türkiye, değil İstanbul, değil Kadıköy, Kadıköy’ün bir mahallesi konumunda bulunan Erenköy’ü bile işgal edemezsin.

Diğer konu ise NATO! ‘Derhal çıkmalıyız, başımıza ne felaket gelmişse sorumlusu NATO’dur. NATO’dan çıkmazsak ABD bizi NATO’yu kullanarak işgal edecek’ değerlendirmelerini çok sık okuyoruz. Farz edelim; bugün için ABD Türkiye hakkında kötü şeyler düşünüyor ve NATO’yu bu kirli amaçları için kullanacak. Soruyorum; kararların oy birliği ile alındığı bu örgüt içinde kalarak mı yoksa dışına hemen çıkarak mı ülkemizin çıkarlarını ve güvenliğini daha iyi koruyabiliriz? NATO’yu Türkiye aleyhine kullanabilmek için Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını ve atılmasını isteyen o kadar çok odak var ki!

Sorun şu; NATO’dan çıkarılma yöntemi yok! Tek çare kızdırmak, sizin çıkmanızı sağlamak! En başta Yunanistan bayram eder ve NATO’yu aynen Avrupa Birliği’nde (AB) olduğu gibi Türkiye aleyhine kullanma şansını elde eder. Irak’ın, Libya’nın, Yugoslavya’nın, Suriye’nin başına neler geldi, gördünüz. Hangisi NATO’daydı? Hiçbiri değil mi! Demek ki; NATO’nun dışında kalmak kurtuluş değil ama içinde kalmak -akıllı olursanız- kendinizi korumak için imkân olabilir.”

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir