HAMDİ YILMAZ – İnsanın yorgunluğunu unuttuğu anlar

İnsanlık tarihi biraz da iki şeyi bir birine dönüştürme tarihidir.

Para ve ürün, hayal ve gerçek..

Devrik diktatör Nikolay Çavuşesku dönemini yaşlı Romenler, “para vardı ama ürün yoktu” diye tanımlar.

Şimdi ise ürün var ama para kıt.

Yoksulların, imkanı sınırlı olanların binbir zahmetle elde ettikleri ürünü paraya dönüştürme çabaları genelde yenilgi ile bitiyor.

Parayı ihtiyaç duyulan ürüne dönüştürme mücadelesi de yabana atılır birşey değildir. Romanya’da geçirdiğimiz 14 yılı aşkın süre içerisinde elimizdeki parayı bildiğiniz posta puluna dönüştürme mücadelemizi anlatmaya kalksam, bir kitabı doldurur..

Cumartesi günü böyle bir mücadelenin ardından Köstence’ye doğru yola koyulduk.

Zamanlaması sıfır yol tamir çalışmalarından dolayı yarım saatte 5 kilometre kat ederek bir süre gitmek zorunda kaldık. Aşırı sıcağa maruz kalıp da Köstence’ye girereken gök delinmişcesine aşırı yağmura yakalanmak da bir nevi değişim mücadelesiydi.

Ovidius Üniversitesi salonuna yetişdiğimizde bizim yarım saat geç kalmamıza rağmen programın yeni başladığını görmek oldukça sevindirici oldu.

TÜRKÇE DİL BAYRAMI

Ne zaman bize yani kültürümüze ait bir sarmalın içine girsem, ben ben olmaktan çıkarım.

Ah o çocuklar, her biri ayrı ayrı coğrafya ve ülkelerden gelmiş çocuklar.. para için anasını bıçaklayan oğulun hikâyesini anlatan ve hangi ülkeden olduğuna baştan dikkat edemediğim küçük kızın masalsı anlatımı profesyonel bir tiyatrocudan farksızdı. Kuzey Makedonya’nın kızlardan oluşan “Mavi Laleler” folklor grubu ile Kara kartal fiğürlü kıyafetleri ile Türk Birliği’nin Delikanlılar adlı grubunun bir Ankara türküsü olan “Erik dalı gevrektir” türküsünü dansa dönüştürmelerindeki tesadüfe (!) sevinen herhalde yalnız ben değildim.

Gagavuzya’dan, Kuzey Makedonya’dan, Kosova’dan gelen çocuklarımızın Romanya’daki soydaş çocuklarımızla aynı kültürün öğelerini sergilemelerinin hissi insana üzerindeki bütün yorgunları attıracak kadar güçlü bir şeydi..

Gazeteci sıfatı ile katıldığım bir etkinlikte ilk defa kendimi birilerini alkışlarken yakaladım. Ki, bu 40 yıllık meslek hayatımda herhalde bir ilk olmalıydı..

Gerçekten bir bayramdı Cumartesi izlediğimiz etkinlkik.

Coğrafyaların Türkçe ile Türk’çe kucaklaştığı bir etkinlik. Coğrafyaları kucaklaştıran ise Türkiye’nin gücü..

TİKA’ya ve Romanya Demokrat Türk Birliği’ne teşekkür ederiz. Bu zemini hazırlayan diplomatlarımıza, bürokratlarımıza, işadamlarımıza da teşekkür ederiz.

Türkçe Dil Bayramı kutlu olsun.

***

Ovidius Üniversitesi’nin aynı salonunda 2006 yılında Romanya’da “Türkçe’nin 15’inci yılı” dolayısı ile düzenlenen bir etkinliğe katılmıştım. Salona ve sunumlara Romence hâkimdi. Romence bu ülkenin resmi dili elbette konuşulmalı ve konuşulacaktı, ancak “Türkçe’nin 15’inci yılı” başlıklı etkinliğin dili herhalde Romence olmamalıydı..

Bu durumu şimdi emekli değerli bir soydaş bürokrat olan Leman Ali Hanım, 2008 yılında yaptığımız bir televizyon proğramında bize, “Türkçe öğrenme şuurunu uyandırmaya çalışıyoruz” diye açıklamıştı. Sözün heybetine ve dehşetine bakar mısınız? “Türkçe öğrenme şuuru!”

Bu bayrama biraz da bu sözün ışığında bakmalıyız.

Türkçe Dil Bayramı’nın etkileri çok ama bizim yerimiz bu kadar.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir