Hamdi YILMAZ – Dinsizin hakkından imansız gelir!

Klasik Türk özdeyişinde olduğu gibi dinsizin hakkından imansızın geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Bazen mağdur vicdanları rahatlatan bu durum bile olmuyor.

Gelen melek yüzlü imparatorlara, cumhurbaşkanlarına, başbakanlara rağmen ‘Dinsizin hakkından imansız” senaryosu hiç değişmiyor..

Başlığa bakıp da, bizim yerli dinsizlerle, yerel imansızların son tepişmelerinden bahsedeceğimi sanmayın..

23 Ağustos 1939 günü akşamı Hitler ile Stalin arasında varılan ‘Dostluk Anlaşması’ Moskova’daki Alman Büyükelçisi Kont Frederic Werner’e göre diplomatik bir mucizeydi. Hitler ise aynı gün akşam, “Yüzde yüz bir başarıdır! Bunu hiç yapmamama rağmen, bir şişe şampanya içeceğim” diyordu. Stalin ise, “O (Hitler) beni aldattığını sanıyor, aldatılan biri varsa O’dur, ben değil!” diye keyifleniyordu.. Ve zaman Stalin’i haklı çıkartacaktı.

Biri faşist diğeri kominist iki diktatörü mutluluktan çılgına çeviren Ribbentrop-Molotov anlaşmasına göre, iki “faş-ko” diktatör Doğu Avrupa ve Balkanları paylaşmışlardı. Her şey bir plan dahilinde yürüyecekti. 5 yılı kapsayan ve gizli olan anlaşmanın sağladığı iki diktatör arasındaki dostluk 669 gün sürünce, Stalin kimseye sorulmadan tozlu raftan indirilen anlaşmanın bütün maddelerini yerine getirme kararı vermişti.

26 Haziran 1940 günü saat 22.00 sularında, Romanya’nın Moskova Büyükelçisi G.Davidescu Stalin tarafından acilen çağırılıyor ve anlaşma gösteriliyordu.

Bu anlaşmaya göre Basarabya bölgesi yani Moldova Sovyetler Birliği’ne aitti. Acaba Romen hükümeti ne diyordu? Büyükelçi Davidescu Romen hükümetinin kararını kendisine 24 saat içinde iletmeliydi. Kırmızı ve kalın kalemle çizili haritayı gören Davidescu, verilen süre içinde Romen hükümetinin “hayır!” deme şansının olmadığı cevabını veriyor ve 4 gün içinde Romanya Moldova’yı boşaltarak 50 bin 762 kilometre kare topraktan ve yaklaşık 4 milyon nüfustan oluyordu.

Bizim ünlü Türkoloğ Mustafa Mehmet de o günlerde okula kayıt olmak için geldiği Bükreş’teyken aynı anlaşmaya göre doğup büyüdüğü yerler Bulgaristan’a bırakılarak sınır kapatıldığı için 14 yaşında bir çocuk olarak hayata sıfırdan ve tek başına başlamak mecburiyetinde kalıyordu.

Polonya da aynı anlaşma ile topraklarının yarısını Sovyetlere bırakırken Hitler – Stalin dostluğu da bitiyordu. Gel de şimdi tarihin milletler mücadelesinden ibaret olduğu gerçeğine katılma.

Her ne kadar Stalin Gürcü kökenliyse de, tarihi gerçek değişmiyordu.

Dinsizin hakkından imansızın geldiği bir dünyada bugün değişen birşey var mı dersiniz, bilmem.

21 Şubat 2009 yılında yazdığımız yazıyı buraya kadar okumuşsanız; lütfen Atatürk’ün girişimi ile 1934 Şubat’ında imzalanan Balkan Paktı’nı yukarıda anlatılanların ışığında okuyun. Bölgesel güç olmadıkları sürece Balkan ülkelerinin yakalarını dinsizlerin yada imansızların elinden kurtarma şasları var mı?

(Bu yazı 18 Şubat 2013 tarihinde yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir