HAMDİ YILMAZ – İç politikanın kıskacındaki ülkeler

Önceki Büyükelçilerimizden biri, bizim Romanya’da ‘Diaspora gazeteciliği’ yaptığımızı söylemişti.

Diaspora kelimesini oldum olası sevmedim, ama herkes gibi kullanıyoruz.

27 yıldır Batı ülkelerinde gazetecilik yapıyorum.

Yönettiğim gazetelerin ana ve değişmez ilkesi; Türkiye’nin daha çok malının satılmasına, işçi veya işveren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının daha iyi konumda olmalarına, bulunduğumuz ülkelerde soydaş veya diğer Türk devleti vatandaşları ile bağlantılarımızı güçlendirilmesine ve misafiri olduğumuz ülke ile ülkemiz arasındaki ilişkileri geliştirmesine katkı şeklinde özetlenebilir.

Haksız yere bir vatandaşımızın ayağına taş değmişse, ülkemiz bir yayın saldırısı ile karşı karşıya kalmışsa, içinde bulunduğumuz ‘ahval ve şeraite’ bakmadan görevimizi yapmaya çalıştık.

Bütün bunları kendi insanımızdan aldığımız güç kadarı ile yapma çabasında olduk.

Bu yüzden Türkiye’nin iç politka bataklığına saplanmamaya özen gösterdik. Beynini ve enerjsini küresel güçlerin emrine vermemiş hiç bir vatandaşımızla sorunumuz olmadı.

Türkiye’den devlet görevlisi sıfatı ile bulunduğumuz ülkelere gelenlerin faaliyetlerini en iyi şekilde yansıtmaya çalıştık. Hiç birisinin partisine pırtısına bakmadık. Ki aralarında pek çok bizden haz almayan bulunmasına rağmen..

Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil eden herkese saygı gösterdik ama, yalakalık yapmadık. Arzu edilmeyen bir durumla karşılaştıklarında yanlarında olduk. Tüm varlığımızla yanlarında olduk.

Beslendiğimiz kültürel oluk ve aldığımız devlet terbiyesi bunu gerektiriyordu, bunu yaptık.

Hiç bir devlet her zaman iyi yönetilemez. İyi yada kötü yönetimler gelip geçicidir, ama ‘Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar’ kalacaktır.

***

Yaşadığımız ülkelerin de iç işlerinden uzak durmaya çalıştık. Bütün yönetimlerine ve yasalarına saygılı olduk. Çünkü bizim iç işlerimize karışanlardan çok çektik.

Verdiğimiz siyasi haberler, yaşadığımız ülkenin bazı siyasilerinden yana tavır almak yerine, o ülkedeki vatandaşlarımızın bilgilenmelerine, ufuk açmalarına yönelik oldu.

Türkiye İstanbul seçimini, Romanya’da da iktidarın büyük ortağı PSD bizim de davetlisi olduğumuz Kongresi’ni yaparak genel başkanını seçti.

Bize göre her iki ülke de iç politikanın kıskacına girdi. Her iki ülkenin de işi zor.

İç politikalardaki gelişmeler nasıl olursa olsun, ülkeleri kurtaracak olan üretmek ve satmaktır.

20 milyon insanın bir yıl çalışıp çabalayıp ortaya çıkardığı 200 milyar civarındaki pastanın içerisinde 5,5 milyarlık dilim irili ufalı 1836 Türk firmasınındır.

Önceliğimiz bu gücün idrakinde ve mütevazılığında olmaktır.

Sonrasını, sonraki yazılarımızda irdelemeye devam edeceğiz.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir