GÖLGE GAZETECİ – Yaldızlı İstirahat Kabini (YİK)

Son günlerin olayı biliyorsunuz oluşturulan Yaldızlı İstirahat Kabini (YİK).

Brütüsler Kervanı’na (!) katılımlarına kesin gözü ile bakılanların geçici olarak ağırlandıkları kabinden bahsediyoruz.

Yaldızlı İstirahat Kabini’ninde istirahate çekilebilmek için geçmişte ‘Meşverethane Reisi’ olmak gerekiyor.

Hayatta olan eski Meşverethane reislerinin biri hariç geriye kalanın tamamına yapılan teklife bir kişi hayır dedi.

Diğerleri kendi yaldızları döküldüğü için Kabin’in yaldızlarından üst-başlarına bulaşacağı ve yeniden parlayacakları umudu ile cumburlop daldılar.

İkisi hariç diğerleri sessiz sedasız Yaldızlı İstihbarat Kabini’ne girdiler ve uslu uslu yeniden parlayacakları günü bekliyorlar.

Hariç dediğimiz ikiliden birisinin ilk işi bir basın mensubuna Yaldızlı Kabin iaşesini bağışlayacağını açıklamak oldu.

Diğeri ise önce gazetecilerin sorularını “Benim alacağım iaşeden size ne? Terbiyesizliğin alemi yok” diye cevapladı.

Sonra ahaliden “O iaşeyi bizim vergilerimizden alacaksın” diye homurtular yükselince, “geçinemiyorum” açıklamasını “yarısını ‘Kati Hüküm Kanunu’ uyarınca işinden atılanlara bağışlayacağı şeklinde revize etti.

Aynı zevat ‘Yaldızlı İstirahat Kabini’nin kendisini yeniden parlattığına inanarak, geçici konukların sözcülüğüne soyundu.

Diğer ‘Yaldızlı İstirahat Kabini’ sakinlerinden itiraz gelmeyince, daha çok kabin yaldızının bulaşacağı umuduyla büründüğü kuzu postunun masumluğu ile sağa sola akıl vermeye başladı.

İlk olarak iki başlı Brütüslerin başlarından birisini himayesine aldı. Hatta kuzu postuna yapışan ‘Yaldızlı İstirahat Kabini’nin yaldızlarının çokluğu ile akıl vermeye de başladı.

Şimdilik kimse çıkıp, “sen o aklını kendine sakla; biz ‘ben ne kadar ahmakmışım meğer’ diye nedamet getiren birisinin sözlerine kanacak kadar ahmak mıyız?” sorusunu sormadı.

Kamu parası ile bastırdığı 120 sayfalık lüks baskılı kitabın içinde yer alan 199 fotoğraftan 193 adedinin kendi fotoğrafı olduğunu da kimse hatırlatarak, piskolojik yorumda bulunmadı.

O ise kendisine ait “Ben heykeli dikilecek adamım” fikrine yeniden inanmaya başladı.

Ne diyelim, en iyisi yazımızı kendisinin “şeyini şey ettiğim”in dünyası sözü ile bitirelim.

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir