HAMDİ YILMAZ- “ÖLEN ÖLÜR KALAN SAĞLAR BİZİMDİR”

Türkiye’de herkesin “AB’ye girersek, gökten altın yağacağına” inandırıldığı günlerdi. Düsseldorf Havaalanında, TAM Başkanı Prof. Faruk Şen’e rastlamıştım. Şura bura sohbet ederken, “Biz AB’ye girinceye kadar onlar yemeği yerler. Bize içecek belki bir kahve kalır” demişti.

Romanya’nın halini düşündüğümde Faruk Hoca’yı hatırlar, daha biz girmeden AB mutfağında kahvenin bile kalmadığını görür hayıflanırım.

Biliyorsunuz, Romanya Avrupa Birliği’nin üvey evlâdı konumunda. Romanya’yı AB’ye aldılar. Standartları ile bu ülkenin koyunlarını bile çıldırttılar. 2007 yılı içinde bir çoban televizyon ekranlarında dert yanıyordu: “AB standartlarını uyguladığımızda koyunlar çıldırıyor.”

Şimdi sıra insanların çıldırmasına geldi. Romanya Parlamentosu’nda hakkında verilen gensoru önergelerinin çokluğundan çalışmaya fırsat bulamayan hükümet son genseru önergesini gögüslemeye çalışıyordu. Bir taraftan da Bütçe görüşmeleri var.

Tam gensoru önergesi görüşülüyor, Başbakan Emil Boc, kürsüde eleştirileri cevaplandırıyor, o an ilginç bir şey oluyor. Adrian Sobaru (Sobacı) adlı bir televizyon işçisi izleyici locasının balkonundan, parlamenterlerin üzerine doğru kendisini fırlatıyor. Hükümeti protesto eden bir cümle eşliğinde bir nevi intihar atlayışı. Adrian Sobacı ölmedi ama şimdi Üniversite hastahanesinde ecelle cebelleşiyor.

Adrian’ın intihar atlayışı ile parlamenterler şoka giriyor. Başbakan konuşmasını kesti. Sedye geldi, yaralı kaldırıldı. Muhalefet partilerine mensup parlamenterler olayın şoku ile salonu boşaltıp, lobilerde, koridorlarda çene çalarken iktidar partisi olayı fırsat bildi. Görüşmelere devam etti ve gensorucuların salonda olmadıkları bu kısa anda oylamaya geçildi. Şimdi Hükümet kurtuldu! Sıra Adrian’da.

Hükümetin tutumunun etik olup olmadığı tartışılıyor. Biz ise o klasik türkümüzü hatırladık; “Ölen ölür kalan sağlar bizimdir”

43 yaşındaki kamuya ait televizyon kanalında elektrikçi olarak çalışan Adrian için, “Ondan bunu beklemezdim” diyen  karısı Madalina, kız çocukları Alexia ve oğulları Calin ile birlikte dua ediyor. Annesi, dayısı, baldızı vs. bu vesile ile basın mensupları ile tanışıyor. Facebook ve diğer internet araçlarında Adrian adına sayfalar açılıyor. Adrian ölümü seçişi ile yoksulların idelü oluyor.

Diktatörlükten, “Hür dünya” diye vahşi Batı’nın kucağına koşanların hayal kırıklığını bilmem anlayabiliyor musunuz.

(Bu yazı 26 Aralık 2010 tarihinde yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir