Romanya kökenli Ali oğlu Abdullah’ın takma gözünü torunu koruyor

*Balıkesir’in Erdek ilçesinde yaşayan Romanya kökenli 79 yaşındaki Yalçın Tosun, Çanakkale Savaşı’nda gözünden yaralanarak gazi olan dedesinin takma gözünü özenle saklıyor

*Yalçın Tosun: – “Biz bu göze, gözümüz gibi bakıyoruz ama bizden sonrakiler de böyle devam eder mi bilmiyorum ancak gözün hikayesiyle birlikte yaşamasını arzu ediyorum”

BALIKESİR – Balıkesir’in Erdek ilçesinde 79 yaşındaki Yalçın Tosun, Çanakkale Savaşı’nda gözünden yaralanarak gazi olan dedesinin protez gözünü pamukla kaplı kutuda özenle koruyor.

Tosun’un 1881 yılında Romanya’da doğan ve daha sonra ailesiyle Anadolu topraklarına göç eden dedesi Ali oğlu Abdullah, seferberlik ilan edilmesiyle 33 yaşında Çanakkale Savaşı’na katıldı.

Cephede düşman askerinin kurşunuyla yaralanarak gözünü kaybeden Tosun’un dedesine, hastanede protez göz takıldı. 1934’te yaşamını yitiren Tosun’un dedesi Ali oğlu Abdullah’ın cenazesi protez gözüyle toprağa verildi. 

Aradan geçen 40 yılın ardından mezarlığın yeni yerine kaldırılması sırasında Tosun ve iki amcası, dedesinin cenazesini taşımak için mezarı kazarken camdan yapılmış protez gözü fark ederek yanlarına aldı. 

Bir süre aile büyüklerinde kalan protez göz, 2003 yılında Tosun’a emanet edildi. Tosun evindeki özel bir sandıkta yer alan protez gözü, zarar görmemesi için pamukla kaplı kutuda muhafaza ediyor. 

“BU GÖZE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ”

Torun Yalçın Tosun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, evlerindeki bir sandıkta muhafaza ettikleri Çanakkale gazisi dedesine ait protez gözü, görmek isteyenler için bazen çıkarabildiğini söyledi.

Dedesinin protez gözünün, aile soy ağaçlarını bulmalarında kendileri için itici bir güç olduğunu belirten Tosun, “Biz bu cam göze çok şey borçluyuz. Anılarımızı yad edip dedemizin ruhuna Fatiha okuyoruz.” diye konuştu. 

Tosun, protez gözün hikayesinin bilinip nesilden nesile aktarılması gerektiğinin altını çizerek, şöyle konuştu: 

“Nerede ya da kimde durduğunun bir önemi yoktur. Bu göz, bir müzede de durabilir. Ancak önemli olan insanlara o duyguyu yaşatabilmesidir. Göz, yapısı itibarıyla herhangi bir bakım ya da temizlik gerekmiyor. Biz kutunun içindeki pamuğun üzerinde muhafaza ediyoruz. 40 sene toprak altında kalmasına rağmen hiç zarar görmemiş. Yapay göz olmasına rağmen o zamanın teknolojisiyle müthiş yapılmış kılcal damarların çizimi bile mevcut. Biz bu göze, gözümüz gibi bakıyoruz ama bizden sonrakiler de böyle devam eder mi bilmiyorum ancak gözün hikayesiyle birlikte yaşamasını arzu ediyorum.” (AA)

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir