Hamdi YILMAZ – 12 Eylüllerin yıl dönümünde: Muhsin Yazıcıoğlu konuşuyor!

Bugün size 6 Nisan 2007 tarihinde Anayurt Gazetesinde yayımlanmış röportajdan bir bölüm aktaracağım. Sorular benim tarafımdan sorulmuş, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da cevaplamış. Sonra da sözü Türkiye’nin yeni yıldızına getireceğim. İşte o röportajdan bir bölüm:

-Kamuoyunda Amerika’nın istemediği hiçbir parti iktidara gelemez şeklinde yaygın bir kanaat var, bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Üzülerek söylüyorum ki, önce komplo teorileri gibi söylenen bu tür iddialar şimdi inandırıcı olmaya başladı. Türkiye’de siyasilerle konuşurken onların gözlerinden de bunu okuyoruz. Davranışlarından da bunu anlıyoruz. “ABD’nin istemediği bir şey olmaz” diye kanaat oluşmuş durumda.

Bu son derece tehlikeli kanaat oluşumudur. Ama maalesef şu ana kadar siyaset arenasına baktığımızda bu iş hep böyle olmuş, konjüktöre göre iktidar çıkartmayı başarmışlar. Küresel sermayenin içerdeki iz düşümü olan holdingler, onlara bağlı medya grupları, gençliğimizin, insanımızın yönlendirilmesini yaptı, ihtiyacı olan dalgayı oluşturdular. Ondan sonra o dalganın üzerinde sörf yapıyorlar.

1999’daki seçimin karakterine bakın öyledir. 28 şubat sonrası PKK’nın siyasallaştırma sürecini kucaklayacak, absorve edecek, sindirecek ve toplumda tepki oluşturmadan o dönemi atlatacak bir iktidar gerekiyordu. Bunu yaptılar.

Şimdi bunlar bir tarafta AB’nin eksik yasalarını tamamlayacaklardı. Diğer taraftan Büyük Ortadoğu Projesi’nin as başkanlığını yapacaklardı. Felluce’de camiler ‘Coni Kışlası’ olurken, müminlerin kafasına silah sıkılırken, onlar Türkiye’de müminlerin reflekslerini söndürmeye çalışacaklardı. Bunda da başarılı olduklarına inanıyorum.

***

Rahmetli Yazıcıoğlu’nun mantık silsilesini devam ettirirsek şimdi sıra neye geldi? “Bölünmeyi Türk halkına normal gösterecek, yutturacak ve bu süreci başkaları açısından kazasız belasız atlattıracak bir iktidara” diyenler işi fazla mı abartıyorlar? Bana göre abartmıyorlar. Öyleyse bu iktidar kimin, kimlerin iktidarı olabilir?

“Müminlerin refleksini söndürmeyi” başarmış olanların telaşı, çar naçar sağa sola saldırışı işlerinin bittiğini anladıklarını gösteriyor. Olup bitenler Yazıcıoğlu’nun tesbitinin devamının geleceğini nasıl da doğruluyor. Uyanmayacaklarını bile bile gaflettekilere uyanın demeyi bile gereksiz görüyorum.

Yıldızı parlatılandan korkun. Onun rölü en tehlikelisi çünkü.

***

28 Mart 2013 tarihinde de aynı yazıyı şu notu düşerek tekrar yayımlamışız:

***

Buraya kadar yazdıklarımızı  30 Ağustos 2010 tarihinde yayınlamışız. 25 Mart 2009 tarihinde bir helikopter kazasında yitirdiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anarken, bu olayı soruşturan savcılarımızın Amerikalı yazar John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçi’nin İtirafları” adlı kitabını okumuş olmalarını ne kadar isterdim..

***

Notsuz yazının yayın tarihi olan 30 Ağustos 2010, FETÖ liderinin, “Mümkünse ölülerinizi bile mezardan kaldırtıp oy kullandırın” dediği, “Yetmez ama Evet” çığlıklarının atıldığı, sonuçları itibarı ile Türk Yargısı’nın FETÖ’ye  teslimini sağlayan 12 Eylül 2010 Referandumu’ndan 12 gün önceki tarihtir.

Lütfen bir de o yazının son cümlesine dikkat edin: “Yıldızı parlatılandan korkun. Onun rölü en tehlikelisi çünkü.”

O yıldızı parlatılan, o tarihten 12 gün sonra Türk Yargısı’nın tamamına yakınını teslim alacak olan bugün FETÖ, o gün Cemaat dediğimiz taşeron terör örgütü lideri Fetullah Gülen’den başkası değildi.

Dönelim Muhsin Başkan’ın söylediklerine..

Yine bir şeçim arefesindeyiz.

Muhsin Bey, “Felluce’de camiler ‘Coni Kışlası’ olurken, müminlerin kafasına silah sıkılırken, onlar Türkiye’de müminlerin reflekslerini söndürmeye çalışacaklardı. Bunda da başarılı olduklarına inanıyorum.” demişti bize..

***

Geçen gün bir vatandaşımıza Fetullah gibi küresel taşeron olan Hollandalı Willems’ı (o da okul yerine yetim hane açardı. Romanya’da bile var) anlatıyordum..

Konuşurken Yehova şahitliğinden girdim, Deistlikle sözü noktaladım..

Vatandaşımız, “Abi ben deist oldum!” dedi..

Hayatım boyunca onca kavga gürültünün içinden geçmeme rağmen ‘ŞOK’ kelimesinin manasını o an kavradım!..

Ve Muhsin Başkan’ın bahsettiği müminlerin reflekslerini söndürmek..”cümlesinin altında ezildim…

***

22 Nisan 2018 güncellemesi ile okuduğunuz bu yazıyı, Yazıcıoğlu’nun mantık silsilesinin devam edişinin hükum sürdüğü şu günlerde bir kez daha okumaktan hiç bir mahsur yok.

Üstelik yargı sistemimizi çökerten 12 Eylül 2010 Referandumunun yıl dönümünde.

Son sözümüz, yıldızı parlatılarak dört nala koşanlara iyi bakın lütfen, miadını doldurmuşlara değil.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir