HAMDİ YILMAZ- ‘Kırşehir bizim için Tunceli gibidir’den ‘Kayseri Türkiye’nin Pensilvanya’sıdır’a

8’inci Sarı Saltuk Buluşması vesilesi ile Cuma ve Cumartesi gününü Romanya’nın Köstence ili ile Tulça’ya bağlı Babadağ ilçesinde geçirdik.

Cuma akşamı otel odasına çekilince, her zamanki gibi ilk işim, kendi kendime yaptığım ‘Kim ölmüş, kim kalmış memlekette’ şakası ile Türkiye cenahına bakmak oldu.

Gözüme ilk çarpan şey ise, Milletvekili Mehmet Metiner’in ‘Kayseri Türkiye’nin Pensilvanya’sıdır’ sözüydü.

Gün boyu, “Karadenizde gemilerin mi battı?” sorusuna muhatap olacak bir yüz ifadesi ile dolaşmama rağmen, bir kaç saniye güldüm.

Aklıma, rahmetli Cumhurbaşkanı Demirel’in, “Kırşehir bizim için Tunceli gibidir” sözü geldi.

Dün, FETÖ’nün Romanya şürekasına karşı Bükreş Adliyesi’nde hukuk zaferi kazanmış biri olarak, Demirel’in yukarıdaki sözü vesilesi ile 28 yıl önce Kırşehir Adliyesi’nde 75 milyon liralık tazminat davası ile yargılanışımı hatırladım.

Pandora’nın kutusu gibi zihnim açıldı: Maocu Doğu Perinçek’e, Kızılay’a, sümüklü mehid bozuntusu Fetullah Gülen’e, CHP Kayseri büyükşehir belediye başkanı rahmetli Niyazi Bahçecioğlu’na (1) şimdi adını bile hatıralamadığım DYP Kırşehir il başkanına, Demirel’in Kayseri’deki has adamı DYP’li Sarıyıldız’a tazminat ve bazılarında ise ceza davaları ile uğraştım. (2)

28 yılda hiç bir şey değişmemiş dedim.

Ve biraz önce Sarı Saltuk Paneli’ninde, herkesin ağzı açık dinlediği işinin ehli Veli Saltuk’un Kırşehir’in Malya Ovası’nda 1240’lı yıllarda 40 bin Bizans askeri ile 3 bin ‘Frenk askeri’nin Türkmenleri nasıl katlettiğini anlatmıştı..

Neyse dağıtmayalım, en iyisi beni mahkemeye sürükleyen Demirel’in sözünü anlatayım.

Kırşehir DYP İl başkanı genel başkanı olan Süleymen Demirel’e 1991 Ekim seçimlerinde  “Efendim, Kırşehir’de üç milletvekilinden birisini alırız” demiş.

Buna inanmayan Demirel, “Sen ne diyorsun be! Kırşehir bizim için Tunceli gibidir. Sen Kırşehir’de bir milletvekili çıkartırsan biz Türkiye’de iktidara geldik demektir” şeklinde konuşmuş..

Gürültü de buradan koptu ve bendeniz de Demirel’e bu sözün hesabını sormaya kalktım..

Demirel gazetecilere kolay kolay dava açmazdı ama, Kayseri’deki arkadaşı Sarıyıldız, Kırşehir il başkanı gibi adamları hemen mahkemeye koşarlardı..

Süleyman Demirel’in 28 yıl önceki mantığı ile Mehmet Metiner’in mantığının, düşünme mekanızmasının bir farkı var mı?

Derdimiz siyasi partiler değil; derdimiz bu mantık, bu düşünme mekanizmasını değiştirememektir..

1) – Kendisine haksız yere tazminat ödemeye mahkum edilmeme rağmen, Bükreş’teki çakalları görünce, bir kaç yıldır kendisini rahmetle anıyorum.

2) – Ki sırf DYP’ye yardım ediyor diye Turgut Özal, bildirimsiz un üretimi bahanesi ile kendisine ağır ceza yazdırmıştı. Cezayı yazan ekibin başı da, Özal’ın bürokratı, şimdilerin ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. O zamanlar gelirler Genel Müdürlüğü’nde bürokrat olan Kılıçdaroğlu’na neye dayanarak beni mahkemeye veren Sarıyıldız’lara ceza yazdığını sormaya gittim. Kendisi ile ilk ve son defa o vesile ile görüşmüştüm.)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir