Yanlış bilinen gerçek: Farsça mı Türkçeyi etkiledi Türkçe mi Farsçayı?

* Yeni bir bilimsel iddia: Türkçe, farsçanın dil yapısını bozarak kendisine benzetmiştir

Hep etkilenen taraf mıyız? Çünkü Türk-Fars dil ilişkisi incelemelerinde adeta moda haline gelen ve tek taraflı olarak Farsçanın Türkçeye etkisi üzerinde yoğunlaşan, Türk dili ve kültürünü Fars dili ve kültürü karşısında hep etkilenen taraf olduğunu öne süren anlayışı yıkmaya çalışan bir eser yayınlandı.

Bilindiği gibi Türkçe yazı dilinin ele geçen ilk örnekleri Orhun Yazıtları metinleridir. Bu denli zengin bir özgün alfabe ve sözcük zenginliğinde kitabe dili Türkçe’nin çok öncelere dayalı, tarihsel derinliği olan bir dil olduğunu da kanıtladı.

“Eski Türkçe” dediğimiz bu Türkçe, 6. yüzyıl ile 13. yüzyıl arasında varlığını sürdürmüştür. Eski Türkçe, dilimizin yabancı etkilere en kapalı dönemi olarak kabul edilir.

Ancak yeni dinlerle tanışan Türkçe bu karşılaşmadan sonra pek cömert davranmıştır.

Orhun Yazıtlarını yazan Göktürk uygarlığına son veren Uygurlar,  Budizm ve Maniheizmi benimsediklerinde ilk kez yabancı sözcükler Türkçe’ye girmeye başlamıştır.

840-1212 tarihlerinde hüküm sürmüş Karahanlılar Devletiyle Türkler ilk Müslüman devletlerini kurdular. Bu dönem Arapça’nın Türkçeye hücum ettiği dönemdir. Bu dönemde yazılan Atabet-ül Hakayık gibi eserlerin adları bile yabancıdır.

Türkçe Türklerin hareketleri nedeniyle 12. yüzyıldan itibaren parçalanmaya başladı. Batı ve Kuzeye yayılan Türkler Türkçeyi de iki kola ayırdı: Batı Türkçesi ve Kuzey-Doğu Türkçesi.

Batı Türkçesi de üç bölüme ayrılıyor:

1- Eski Türkçenin izlerini taşıyan ve 13-15 yüzyılda konuşulan Eski Anadolu Türkçesi Arapça ve Farsçanın fazla etkisi yoktu.

2- Osmanlı Türkçesi’yle ise Türkler bir çok toprak fethetti ama Türkçeyi de başkaları fethetti dönemidir. Arap ülkelerinin fethiyle yoğun  Arapça Farsça akını olmuş, Türkçe’nin gramer yapısı bile değiştirilmiştir. 

3- Türkiye Türkçesi, Ömer Seyfettin ve arkadaşlarının Genç Kalemler dergisinde başlattıkları Yeni Lisan Hareketiyle başlangıç dönemi bulan, Arapça ve Farsça sözcüklere eleştiri getiren, dilde arılaşmayı savunan görüşlerin sonucu doğmuştur. Cumhuriyetin dilidir, yazı dili ile konuşma dili arasındaki farklar kaldırılmıştır. Türkçe dil bilgisi kuralları yeniden hakim kılınmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1932 de Türk Dil Kurumunu kurmasıyla birlikte Türkçe çok yönlü ve sistematik bir şekilde ele alınarak sadeleştirilmiş ve olgunlaştırılmıştır.

Günümüzde maalesef Türkçe yeniden Osmanlı Türkçesi gibi bozulmaya başladı yabancı kelimeler dilimize tekrar girmeye başladı. Tarih tekerrürden ibaret olmamalı, dil bir milletin kimliğidir, kültürdür. çünkü.

Türklerin Farsça’nın etkisinde kalması uzun yıllar etkisini göstermiştir. Bu etkinin en büyük örnekleri Divan Şiirimizdir.

İran  Azerbaycanı doğumlu ülkemizde yaşayan bilim adamı Babek Cevanşir

Farsça ile ilgili bir yazısında Farsça’nın İranî Diller’e özgü cinsiyet kategorisinden yoksun ve yine bu dillerin özellikleri arasında bulunmayan ses uyumuna ve iyelik eklerine sahip olduğunu iddia etmektedir. Farsça cümle yapısı açısından Türkçe’ye benzemektedir. Açıkça görülmektedir ki Farsça aşırı derecede Türkçe’ye has özelliklere sahiptir.

Cevanşir, Türkçe’nin Farsçayı Farsça’nın dil bilgisel yapısını bozacak denli etkilediğini öne sürmektedir. Bu etki Maveraünnehir’de yaşayan İranî toplulukların Türkler ile karışmasının sonucudur. Bütün bunlar Maveraünnehir bölgesinde adını bilmediğimiz bir İranî dilin alt katmanında Türkçe’nin yer alması ile Fars Dili’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu yıl yayınlanan Farsçada Türkçenin En Eski İzleri adlı eser de tarihsel ve modern Türk diliyle yine tarihsel ve modern Fars dilini çok iyi bilen ve yüksek lisans tezinden itibaren bu konuda ciddi araştırmaları olan Dr. Cihangir Kızılözen’in 2002 yılından 2017 yılına kadar devam eden 15 yıllık çalışmasının ürünü olarak ortaya çıkmış bir eser.

“Turanî” ve “İranî” toplumlar arasındaki ilişkinin ilk defa ne zaman ve nerede gerçekleştiği konusunda kesin bir bulguya rastlanmamış olsa da, bu iki toplumun çok eski dönemlerden itibaren temas ve etkileşimde olduklarını gösteren çok sayıda mitolojik, arkeolojik, simgesel ve inançsal malzemenin varlığından söz etmek mümkündür. Türkçe ve Farsça arasındaki etkileşimin tarihinin, diğer alanlardaki etkileşimlerden çok daha eski dönemlere ait olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

(Veryansintv.com)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir