HAMDİ YILMAZ- Sur’da bir gedik açmak

Hangi alanda olursa olsun, şairin ifadesi ile ‘Sur’da bir gedik’ açmak oldukça zor. Çelik zırhla kaplı beton duvarları yıkmak, bazen insan zihnine örülen duvarları yıkmaktan daha kolay.

İnsanoğlu putsuz yaşayamıyor veya yaşatmıyorlar.

Günümüz insanının bu konuda cahiliye devri insanından farklı olduğunu isbat mümkün mü?

Diyeceksiniz ki, cahiliye devrinden bugüne hiç mi bir şey değişmedi?

Değişmez olur mu, değişti.

Sabit putların yerini dört ayaklı, iki ayaklı hareketli putlar aldı.

Ancak, insanoğlunun put ihtiyacı aynı kaldı.

Bu yüzden kendisinin tapılması gereken put olduğunu sananlar çoğaldı. Hatta putçuluk eğitimi yaygınlaştı. İstihbarat örgütleri mesailerinin büyük bölümünü bu alana ayırır oldular.

Fikir ve vicdan hürlüğünün yerini balçıkla sıvanmış gibi putçuluk mayası ile sınamış zihin çeperleri aldı.

Bu fikrî, zikrî, siyasî alanda böyle de sosyal, kültürel hatta ticarî alanda farklı mı?

***

Hollanda’da yaşarken, beş yıl kadar her hafta sonu Ankara’ya gidip geldiğim günlerde, uzak doğu ile Batı Avrupa arasında zaman zaman oluşan taşımacılık sorunlarının Türkiye için fırsat olduğunu Amsterdam’da sezer, Ankara’da bunun doğruluğunu görür, dinamik bir ekonomiye sahip olamadığımıza hayıflanırdım.

O günler geride mi kaldı diye düşündüğüm oluyor ama sezgilerim bunun doğru olmadığını söylüyor.

***

Kasım ayı başlarında ziyaret ettiğim Bükreş’teki Su Market yaş meyve ve sebze halindeki tüccarlarımız sıkıntılıydı, kendi ifadeleri ile kan ağlıyorlardı.

Sebebi ise havalar iyi gittiği için Rumen sebze meyve hasat sezonu uzamıştı. Dolayısı ile Türkiye’den gelenin taşımacılıktan dolayı yerel ürünle mücadelesi yani rekabeti imkansızdı.

Önceki gün yine ziyaret ettim Su Market yaş sebze meyve halini. Tüccar yine kan ağlıyordu! Birisi “Bak, halde hiç gülen surat, mutlu yüz görüyor musun?” dedi.

Sebep, tüccarımızın Türkiye’den talepden çok ürün getirmesiydi.

Noel ağzı talebin artacağı sanılmış olmalıydı. Ama artmamış.

Acaba Rumenler havaların sıcak gittiği günlerde meyve sebze stoku mu yapmıştı da talep artmamış?

***

Bizim oralarda Avanoslu bir aileye atfedilerek anlatılır. Karlar eriyip, havalar bahara dönünce yaşlı bir adam uzak köylere gelin gitmiş iki kızını ziyarete gider. Söz, “haliniz, vaktiniz nasıl kızım?” sorusunun cevabına gelince kızlardan biri o yıl çok tahıl ektiklerini, Allah bol yağmur verirse, bugünün deyimi ile köşeyi döneceklerini söyler.

Diğer kız ise, çanak çömlek için çok emek harcadıklarını, yağmur yağmaz da Allah bol güneş verirse yaptıkları çanak- çömleğin kendilerini ihya edeceğini anlatır.

Eve dönen babaya kızların anası sorar, “Çocukların ahvali nedir Bey?”

Adam ne desin, “Valla hanım, birinden birisinin vaziyet kötü olacak ama hangisi bilmem!” demiş..

Şimdi havalar iyi gidiyor bizim sebze meyve tüccarı dertli. Havalar soğuyor bizim tüccar yine dertli.

Neden?

***

2019 yılında kafayı takdığım ‘Öngörü’ kavramı en basitinden bu işler için önemli. Öngörü, bir ilim mi, sezgi mi?

Değerli profesyonelimizle bu konuyu taa Temmuz ayında konuşmuştum. Kaydı yeni deşifre edecek zamanı bulabildim. Yakında sizlere sunarız..

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir