HAMDİ YILMAZ- Kendi kendilerini dolandırmaya başladılar

Bu yazının başlığını ağır bir genelleme olacağı için “FETÖ okulları dolandırıcı mı yetiştiriyor?” şeklinde koymadım.

Aslında bu sorunun cevabını FETÖ’cü sitelerde bulmak mümkün. Şahsen ben öyle öğrendim.

Romanya’da Fetullah güdümlü okulların soysuzlarından biri olan phd ünvanlı tröl Ahmet’in tivitter hesabından, Zaman gazetesi elemanı Ahmet Dönmez’in verilen linkine tıklayanlar ne hikâyeler okuyor ne hikâyeler.

Hero necdetin altın toplama kampanyası bile masum kalır.

Tröl Ahmet Daştan bir taraftan “Cemaat gitti Türkiye böyle oldu” diyerek aldığı maaşın hakkını vermeye çalışırken, öte yandan Ahmet Dönmez’in linkini nasıl yayınlıyor anlamadım.

Gafletinden mi yapıyor yoksa için için kendi cenahı ile mi hasaplaşıyor bilinmez.

Neyse biz gazeteci Ahmet’in anlattığı dolandırıcılık hikayelerine dönelim.

***

Bir yazısının girişinde “Bu sürecin Riphagen’leri” başlıklı yazım, tahmin edilebileceği üzere cemaat içinde çeşitli tepkilere yol açtı.

Dünyanın dört bir tarafından mağdurlar, ‘Evet bunlar doğru, benim de başıma geldi’ diye mail atarken ..” diyen zaman gazetesi elemanı Ahme yazısının bir yerinde “Ama en önemlisi, bu büyük oranda bir ‘cemaat içi’ soygundu.

Ortada onlarca mağdur var.” diyor.

Hikayeye göre cemaat okulundan mezun biri Oto dükkanı açmış. “Cemaatte herkes onu ‘Abi Oto’ olarak” biliyormuş.

Ahmet’i okumaya devam edelim:

“Oto galerisinde 50 civarında satılık ve kiralık otomobil vardı.

2015’ten itibaren yeni yatırım ve proje vaatleri ile etraftan paralar toplamaya başladı. 

Aslında ‘Ponzi yöntemi’ni uyguluyordu. Yani para üzerinden kar ortaklığı kurup, turnikeye sonra girenlerin paralarını öncekilere vererek bir çeşit saadet zinciri oluşturmuştu.”

“Farklı ülkelere iş makineleri, vinçler, lüks araçlar, ikinci el arabalar ve kamyonlar göndereceğini söylüyordu.”

 “… ilgili ülkede satacağı arabaların kârlarına ortak olmayı teklif ediyordu. Bunun için bazı reklam videoları da çekmiş, ortaklık için kendisine gelen yatırımcılara bunları izletiyordu. Bu videolarda, belli araçların tırlara yüklendiği ve ilgili adrese doğru yola çıkarıldığı görünüyordu. Aslında herkese aynı video izletiliyor ve sürekli satış oluyormuş gibi bir görüntü sunuyordu.”

“… sonrası yurt dışına çıkan ve elinde belli bir sermaye olan insanlar, tam da aranan adamlardı.

Belli bir süre boyunca yüksek orandan kârları da dağıttı. Herkes birbirinden habersiz olarak bu paraları alıyor, diğerlerinin varlığından haberdar olmuyordu.

Ta ki …. artık bazı avukatlarla anlaşarak hileli iflas için harekete geçmesine kadar.

Artık paraları ödeyemez hale geldiğini ilan ettiğinde, gizli ortakları birbirinden haberdar olmaya başladı.

Herkes parasını geri istemeye başladığında, artık iflasın son aşamasına gelinmiş durumdaydı.”

“Yine mahkeme dosyasından ulaştığım isimler arasında Türkiye’deki cemaat davalarında adı geçen ve son süreçte yurt dışına çıkmış bir avukat ve yine cemaate yakınlığı ile bilinen ünlü bir işadamı da bulunuyor.”

“para veren şirketleri çıkarıp sadece gerçek kişilere baktığımızda mağdur sayısının 94 olduğu görünüyor.”

“Bunlardan bazılarıyla konuşma fırsatı buldum.

Özetle şunlar söyleniyor: “Bizi …..ef’e, şu anda cemaatin ….. imamı olan şahıs yönlendirdi.”

“İşin rengi anlaşılıp da paramızı geri istemeye başladığımızda cemaatten bazı isimler devreye girip bizi oyaladılar. ‘Biraz bekleyin, Hizmet zarar görmesin’ vesaire dediler. Mağdurların toplu halde hareket etmemesi için oyaladılar.”

“Bir sürü kişi battı. Erken uyananlar ofisi bastı, koparabildiğini kopardı. Gerisi ortada kaldı. Diğerlerinin paraları da hep bizim verdiklerimiz üzerinden ödendi. Birileri Hocaefendi’ye şikayet mektubu yazdı.”

“…topladığı paraların ancak yüzde otuzu ile ticaret yaptığını, geri kalan yüzde yetmişi bu işe yatırmadığını itiraf etti.”

“… Buradaki zorluklarımızdan birisi şu oldu: Paraların önemli bir kısmı gayrı resmî olarak elden verilmiş. Belli bir süre yine elden kâr payları alınmış. İş mahkemeye yansıyınca, ‘Ya aldığımız paralara vergi tahakkuk ettirilirse’ deyip avukata gitmeye çekinenler ve şikâyetçi olamayanlar oldu. Bunlar aslında özelden, gizlice para kazanmak isteyenler. Aslında kârdan zarar etmişler.”

“Diğer taraftan ….f’in, kendisine hesap sormaya gelen bazı mağdurlara bir defter gösterip, ‘Burada ismi yazanlar hep Hizmet’ten abiler. Bana getirdikleri her müşteri için benden komisyon aldılar. Bunu, Hizmet’e muavenet olarak mı istiyorlardı yoksa şahıslarına mı aldılar, bilmiyorum. Hesap soracaksanız gidip onlara sorun’ dediği..”

“Bunu bir kaç kaynaktan teyid ettim. ……’in böyle bir ‘komisyon listesi’ gösterdiği net.”

“Bu hadisede ismi sıkça geçen ve çeşitli suçlamaların hedefi olan bir başka kişi var. O da cemaatin ……… yöneticisi.

Kimi mağdurlar, “Bizi …….’e o yönlendirdi. Aslında mahkemeye yansıyan mağdurlar listesinde onun da adı var. 300-400 bin dolar civarında bir para verdiği görülüyor. Hatta mahkemedeki resmî listede adres olarak da kendi evinin adresi bulunuyor. Ancak kendisi, ‘Bu benim param değil. Bir başka işadamının parasıydı, benim üzerimden ortaklığa girişti.’ diye kendini savunuyor.” diyorlar.

İnternette var olan bir mahkeme dosyası üzerinden bu ismin o listede yer aldığını ben de teyid ettim.

Kendisine de ulaşıp suçlamaları yönelttim.

Ancak sorulara cevap verirken yaşanan hukuksuz süreç nedeniyle Türkiye’deki yakınlarının zarar görmemesi için isminin yazılmamasını, hatta baş harflerinin dahi kodlanmamasını rica etti. Normal şartlarda bir gazeteci olarak bu talebi kabul etmem mümkün değildi. Ne var ki …….yüzünden şimdilik bu ismi kendimde mahfuz tutacağım. 

Bu sözünü ettiğim cemaat yöneticisinin yaptığı açıklamaları ayniyle paylaşmadan önce şu noktayı vurgulamam gerekir ki kendisi bu olayın açık bir dolandırıcılık olduğunu ifade ediyor.”

***

Biliyorum sıkıldınız. Bu minvalde onlarca olay aktarılıyor.

Ahmet Dönmez de, günah çıkarmaya çalışırken FETÖ tayfasının ipliğini pazara çıkartıyor.

Her iki Ahmet de FETÖ abilerinden hesap mı sormaya çalışıyor, bilinmez.

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir