HAMDİ YILMAZ-İşte size gerçek Katerina hikâyesi!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın Moskova ziyareti ile birlikte klasik Katerina hikâyesi yeniden piyasaya sürüldü. Tevatür üstüne tevatür.

***

Kırşehir, Kayseri, Amsterdam, Düsseldorf, Duisburg, Erzurum, Ankara, Rotterdam ve Bükreş. Bu şehirler kısa veya uzun süreli ikâmet ettiğim şehirler.

Ama hiç bir şehire lök gibi çöküp, kalmadım. Bükreş hariç!

Kesintili de olsa, toplamda 18 yıl yaşadığım Kayseri’den sonra yaşadığım kent rekoru Bükreş’te, 15 yıl.

Bükreş’te vardığım kanaatin özeti şu: Romanya, tarihi boyunca uluslararası ilişkilerde önemli bir ülke olmaya çalışmış, bölgesel güç olma hevesini hiç bir zaman yitirmemiş.

Dün, Litvanya’da gerçekleşen Bükreş Dokuzlusu ülkeler dışişleri bakanları toplantısında Romanya Dışişleri Bakanı Bogdan Aurescu’nun konuşma metnini okurken yukarıdaki kanaate vardığımı anladım.

Bizimle ilgili yakın tarihe bakalım: Lozan Anlaşması’nda Romanya var, Balkan Paktı olayında Romanya var. Ermenistan’ın ilk Başbakanı bile Bükreş’te nedâmet getirerek, “İngilizlerin ve Rusların oyununa gelerek Türklerle ilişkilerimizi bozduk” demiş. Vs. vs.

***

Kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti’nin önceki dönem Bükreş Büyükelçilerinden Prf. Dr. Eldar Hasanov, şahit olduğum kadarı ile Rumen makamları ile yaptığı her konuşmada Azerbaycan – Romanya ilişkilerinin tarini hep götürüp Uzun Hasan dönemine dayardı. Bu beynimin bir kenarında kaldı.

Resmi tarih bilgimizin beynimdeki özeti Uzun Hasan Akkoyunlu Devleti’nin hükümdarı. O kadar. Hayatın gündelik yoğunluğu arasında imkânların kısıtlılığını da düşününce, mazeret olmasa da Uzun Hasan ile ilgili bilgimi artırma imkânın olmadı.

Dün, bu bilgiyi minnacık da olsa artıran bir yazı okudum. Ama önemli bir yazı.

***

Aslında tarihimizde bir Katerina olayı vardı. Kahramanı da Baltacı Mehmet Paşa değil bu Uzun Hasan’mış, üstelik Katerina ile resmen evlenmiş.

Ben gevelemeyiyeyim. Veryansın Tv yazarlarından Ali Rıza Özdemir’in kaleminden gelin hep beraber okuyalım:

***

TARİHİMİZİN GERÇEK KATERİNA OLAYI

Türkiye son birkaç gündür, Rusya ile gerilen ilişkilerden dolayı Baltacı ile Katerina’yı konuşuyor.

Zavallı Baltacı! “Adamın adı çıkacağına canı çıksın” derler ya! Baltacı’nın başına gelen tam olarak bu! Olmayan bir ilişki üzerinden yıllardır Katerina ile anılıyor. Adı geçince Baltacı’nın, alaycı bir gülüş dudaklarda…

Kanaatimce en kötü darbeyi Katerina’nın resimleri yayınlanınca yedi Baltacı! “Bunun için miydi?” sözleri havada uçuşmaya başladı sosyal medyada… Oysa gerçekte Baltacı ve Katerina arasında bir şey olmamıştı…

Yığınla tarihçi çıkıp izah etti, böyle bir ilişkinin olmadığını… Ama adını aklamak ne mümkün Baltacı’nın! Olan olmuştu artık! Hâlâ Baltacı deyince aklımıza ilk ve hatta tek gelen şeydir Katerina…

***

Katerina olayında Baltacı’ya haksızlık edildiği muhakkak. Katerina’ya da… Ama sadece ikisine haksızlık edilmiyor. Asıl haksızlık edilen kişi, bence, Katerina olayının asıl faili.

Gerçekte bir Katerina olayı var tarihimizde… Ancak Baltacı’dan çok önce… Üstelik Osmanlı’da değil, Akkoyunlu Türkmen Devletinde…

***

Trabzon Rum İmparatoru Kalo İoannes’in Katerina adında bir kızı vardı. Çok güzeldi. Dünya güzeliydi. “Kalemle çizilmiş” derler ya; öyle… Güzelliği Doğu ülkelerinin tamamında yayılmıştı.  Adı efsane olmuştu. Dilden dile kulaktan kulağa yayılmıştı güzelliği. Genel kanaat oydu ki, Katerina, dünya kadınlarının en güzeli idi.

***

Akkoyunlu Devletinin kudretli hükümdarı Uzun Hasan da bu kızın güzelliğini duymuştu. Doğunun en kudretli hükümdarı da oydu. Devletinin sınırları, Fırat yakınlarından İran Horasanı’na kadar dayanmıştı.

Yaklaşan Osmanlı tehdidine karşı Trabzon Rum İmparatoru Kalo İoannes, bir elçilik heyetini Diyarbakır’a yolladı. Uzun Hasan sözü uzatmadı. İki şey istedi: Prenses Katerina’yı ve çeyiz olarak Kapodakya vilayetini. Bir şey vadetti: Osmanlı saldırılarına karşı Trabzon’u koruyacağını… Üstelik bu vaadi “Kendisini, ordusunu ve hazinesini” vererek yapacaktı. Evet; yanlış okumadınız: Kendisini, ordusunu ve hazinesini vererek…

Tarihimizde bir Katerina olayı varsa, o da budur. Hakkını verelim…

***

Sonra ne mi oldu?

Trabzon Rum İmparatoru Kalo İoannes, bu teklifi çaresizce kabul etti. Yalnızca bir şartı vardı: Kızı dini konusunda serbest olacaktı ve ibadetlerini yapması için rahibelerle birlikte gidecekti.

Uzun Hasan, bu şarta tereddütsüz evet dedi. 1458 yılında bir törenle anlaşma imzalandı. İmparator Kalo İoannes kısa bir süre sonra öldü. Ama söz, sözdü… Katerina, gelin olarak Akkoyunlu sarayına gönderildi.

Adı Despina Hatun olarak değişti. Ama Katerina hiç değişmedi. İbadetlerini aksatmadan yapan samimi bir Hıristiyandı. Ölünceye kadar dininde sebat etti ve asla Müslüman olmadı. Cenazesi Diyarbakır’daki Aya Yorgi Kilisesine defnedildi.

***

Uzun Hasan’ın Katerina’dan üç kızı bir oğlu oldu. Oğlu Maksud, Uzun Hasan’dan sonra taht kavgalarında can verdi. Kızların en büyüğünü Uzun Hasan, Safevi Tarikatının silahtar şeyhi ve aynı zamanda yeğeni Haydar ile evlendirdi. Şah İsmail Hataî, işte bu kızdan Alemşah Begüm’den dünyaya geldi.

***

Anlaşıldığı kadarıyla Katerina, sarayda pek etkin olamamış. Uzun Hasan’ın diğer eşi Selçuk Şah Begüm’ün gölgesinde kalmış. Uzun Hasan üzerinde fazla bir nüfuzunun olmadığı da görülüyor. Katerina, Uzun Hasan’ı sürekli olarak Osmanlılar ile savaşa teşvik etti; ancak bunda başarı elde edemedi.

Uzun Hasan akıllı bir hükümdardı. Osmanlı ile karşı karşıya gelmekten uzun süre çekindi. Osmanlı toplarının gücünü iyi biliyordu. Venediklilerden havan satın almadan asla Osmanlı ile savaşa girmek istemedi. Ne var ki, Venedik topları daha yolda iken Otlukbeli’nde Fatih ile karşı karşıya gelmekten de kurtulamadı. Savaşta hayatını kurtardı ve bir müddet daha devletini idare etti.

***

Uzun Hasan deyip geçmeyin…

54 yaşında vefat ettiğinde(6 Ocak 1478) arkasında büyük bir devlet, bir tarih bıraktı. Zeki, cömert, yiğit bir insandı… Ufku geniş bir hükümdardı da…

Hayatta iken kendi adı ile anılan kanunlar yaptı. Hasan Padişah Kanunları, Akkoyunlu Devleti yıkıldıktan sonra bile bölgede uzun süre kullanıldı. Üstelik iki rakip Türk devleti; Osmanlılar ve Safeviler tarafından…

***

Türk’tü…

Oğuz Kağan’ın torunu Bayındır Han’ın soyundan geldiğini biliyordu. Atalarına sahip çıkıyordu. Bu nedenle Bayındır boyunun damgasını devletinin resmi sembolü yapmıştı. Bayındır boyu damgası her yerdeydi. Paralarında… Resmî evraklarında… Kitâbelerinde… Hatta bayrağında…

Babailer Harekâtının lideri Baba İlyas’ın dip torunu Âşık Paşa tarafından kaleme alınan Garipname’yi huzurunda okuturdu. Çünkü bu kitapta Türklük bilinci vardı.

Sultan Bayezid, Amasya’da şehzade iken gönderdiği bir mektupta; Oğuz ilinden, Mangışlak’tan, Hârizm’den, Türkistan’dan bahsediyordu. Bayındır’dan, Bayat’tan…

Huzurunda ilmi tartışmalar yaptırır, bu sırada Kur’ân-ı Kerîm’i ve hadisleri Türkçeye çevirtirdi.

***

Ben az dedim, siz çok anlayın…

Özetle; Uzun Hasan büyük adamdı.

Çünkü Türk olan, büyük olur…

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir