HAMDİ YILMAZ- İSLAMSIZ HOLLANDA, ERDOĞAN’SIZ TÜRKİYE

Her ülkede marjinal kalmış, marjinal olarak da kalmaya mahkum partiler yada siyasi oluşumlar vardır.

Mesela Hollanda’daki ırkçı Özgürlük Partisi (PVV), Rusya’daki Rusya Liberal Demokrat Partisi vs gibi.  Bunlar zaman zaman oy oranlarını yüzde yirmilerin üzerine bile çıkartabilirler. Hatta iktidar ortağı, zaman zaman iktidarları da teslim alabilirler. Ama asla halkın teveccühüne mazhar olamazlar ve bir sonraki seçimlerde geldikleri yerlere yani gerçek oy potansiyelleri olan yüzde 5-10 aralığına geri dönerler.

Öyleyse, ”bu konu üzerinde niye duruyorsun?” derseniz, bu parti veya grupların bir özelliği var. Kuruldukları ülkelerin gerçek niyetlerini seslendirirler. Mesela, Rusya Liberal Demokrat Partisi’nin değişmez lideri Vladimir Jirinovski’nin, 1996 yılnda bizim Strazburg muhabirimize verdiği mülakatta kullandığı ”Çizmelerimizi Akdeniz’de yıkayacağız” şeklindeki sözü gibi.

Böyle bir sözü Rusya’nın tepe koltuklarında oturan biri söyleyemez. Düşünüyor, istiyor, bu amaca yönelik emeller besliyor olabilir ama asla telaffuz edemez.

Yada Hollanda’daki manyaklar neslinin son şahı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders gibi. Size iki sivri örnek verdim. Böyleleri her ülkede vardır. Aslında deli de, manyak da değillerdir. Ne söylediklerini gayet iyi bilirler.

Mesela Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin kalkıp, ”Türkiye’de yaşanan Ukrayna ve Gürcistan’daki gibi Truncu devrimdir” diyebilir mi?  ”Erdoğan gidecek, O İslamı getirecek bu Rusya için de tehlikelidir, gitmelidir” minvalinde söz edebilir mi? Edemez ama öteki Vladimir yani soyadı Jirinovski olanı eder. Rusya’nın Sesi haber portalına balkabilirsiniz.

Öteki manyağa gelince, BBC’nin haberine göre, ”En büyük sorun İslam” demiş. Hollandalı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, İslam’ın, ekonomik krizden daha büyük bir sorun olduğunu savunmuş..

“Sorunun çözümü için, İslam’ın tehlikeli, totaliter ve faşist bir ideoloji olduğunun kabul edilmesi gerekir” diyen Hollandalı politikacı, ülkedeki Müslümanların Suriye’ye “cihada” gitmesini ve Türk gençlerinin “anti-Semitik” söylemlerini de “tehlike işareti” olarak değerlendirmiş.

Böyle bir konuşmayı Hollanda Başbakanı Mark Rutte yapabilir mi? Yapamaz ama öbürü yapar.

Işin tuhafı bunlara halkları sempati ile bakar, hükümetleri de yaşayacakları zemini genişletir. ‘İslamsız Hollanda’ ile Erdoğansız Türkiye isteyenlerin amaçları ve çıkış delikleri aynıdır. Irkları farklı olsa da beslendikleri kültür aynıdır.

***

Oysa bugün size Romanya’ya saldıran Silvio Berlisconi’nin gazetesinden ve yazdıklarından bahsedecektim..

Bu yazı işi de ata binmiş gelinin ”Ya nasip” deyişi gibi birşey..

(Bu yazı 15 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanmıştır)

3 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir