HAMDİ YILMAZ – Kişisel hayatımız nasıl şekillenecek?

*Alman gazeteci: İspanyol gribi dönemini yaşayan insanlar, kendilerini neyin öldürdüğünü bilmiyorlardı. Çünkü virüslerin hastalıklara sebep olduğu ancak 1933 yılında tespit edilebildi

Şu anda herkesin merakı, korona virüs sonrası dünyanın nasıl şekilleneceği, bundan kişisel hayatların ne gibi değişime uğrayacağı şeklinde.

Bizdeki ve dünyadaki politik ve ideolojik eksenli bakan ütopik yazarlara göre bakış açısı belli, hergün okuyup dinliyoruz.

Neo Liberalizm ölüyor: Haydi alkış!, Keynescilik diriliyor: Giden ağam, gelen Paşa’m. Ekonomistlerin derdi, yeni şeyhlerinin kim olacağını bilmek.

Bazı ideologlar ise, George Orwel’in 1984 adlı romanındaki toplum modeli öcüsünü göstererek aradan kendi idelojilerini sıyırtarak başa oturtmanın peşinde.

Ekonomi ve siyasi ütopiklerin dışında hayata başka bakış açısı ile bakanlar da var. Nirengi noktaları geçmiş salgın hastalıkların deneyimi. O deneyimden geleceğe bakarak ne gördüğümüz.

Alman gazeteci Susanne Spröer bunlardan biri. İspanyol gribi gibi ailesini iki kuşak etkileyen değişimin tanığı olduğu kadar halen bir muhabir olarak sahada oluşu.

DW’de kaleme aldığı yazısının özellikle ailesi ile ilgili kısımları okunmaya değer. Ben bugün bu yazıyı Suzanne’den kopuk kopuk alıntılarla tamamlamak istiyorum:


Susanne Spröer`in büyükannesinin ve annesinin İspanyol gribine yakalanmadan önceki görüntüsü

“İspanyol gribini ilk defa büyükannemden duydum. Onun annesi 1918’de, büyükannem de dört yaşındayken hastalanmış. Ömrü boyunca hasta bir kalple yaşamak zorunda kalan 2 çocuk sahibi kadın, hastalandıktan sonra ölümüne kadar yatalak bir şekilde yaşamış.

Bu sebeple büyükannem, hem kendi babasına hem de kendisinden küçük kardeşine yıllar boyunca bakmak zorunda kalmış.

Büyükannem, İspanyol gribi yüzünden hayatı değişen dünyadaki sayısız insandan sadece biri. 1918-1919 yılları arasında gerçekleşen üç İspanyol gribi dalgası, uzmanların tahminlerine göre dünyada 50 ile 100 milyon arası insanın ölmesine sebep oldu. Bu durumda, salgının ailemin hayatına sadece dokunup geçtiğini söyleyebiliriz. Benim bu satırları yazabilmemin sebebi de bu.”

***

“İspanyol gribi dünyayı nasıl şekillendirdi?

Koronavirüs ve İspanyol gribi salgınlarının etkisini karşılaştırmak tam olarak mümkün değil. İspanyol gribi dönemini yaşayan insanlar, kendilerini neyin öldürdüğünü bilmiyorlardı. Çünkü virüslerin hastalıklara sebep olduğu ancak 1933 yılında tespit edilebildi. Şimdi ise Sars-Cov-2 virüsünün genetik haritası kısa bir süre içerisinde çözüldü. Çözüm odaklı aşılar ve tedaviler ise yoğun bir şekilde araştırılıyor. Tıbbi imkanlarımız, o zamana göre çok daha ileride.

Ancak yine de benzerliklerin olduğunu söyleyebiliriz. Geçmişte olduğu gibi, şimdi de bir hastalık yüzünden tüm dünya derin bir krizde. Henüz korona salgının başlarındayız, ama şu soruyu sormak durumu anlamamızı kolaylaştırabilir: Korona sonrası dünyada bizi bekleyenler hakkında İspanyol gribi tecrübesinden neler öğrenebiliriz?

Bilim konularında yazan İngiliz gazeteci Laura Spinnet’in 2018’de yayımlanan “1918 – Yanan dünya: İspanyol gribi toplumları nasıl değiştirdi?” kitabı bize ipucu verebilir:

Sosyal mesafelendirme, aktivite kısıtlamaları, sınırların kapatılması ve karantina uygulamaları, maske zorunluluğu… İki yıl önce kitabı okurken, orada anlatılan salgın önlemlerini yakın bir zamanda kendi hayatımda da yaşayıp uygulayacağımı tahmin bile edemezdim.”

***

“YABANCI DÜŞMANLIĞI ARTIYOR

Bundan sadece birkaç ay önce, Çin’den salgına dair ilk haberler yayılmaya başladığında, duyduklarıma inanmak bana güç geliyordu. Yine de, virüsün daha Avrupa’ya ulaşmadan yarattığı sorunları görmek mümkündü. Örneğin #benvirüsdeğilim etiketi altında Asyalılar, ırkçı suçlamalar ve tepkiler karşısında Twitter’da bir kampanya başlatmıştı.

Haftalık siyasi dergi Der Spiegel ise, Şubat ayının başlarında oldukça dehşet veren ve tartışılan bir başlık atmıştı: ‘Koronavirüs: Çin Malı.’

Kırmızı koruma kıyafetinin içinde yer alan bir kişinin göründüğü fotoğrafın üzerine atılan sarı başlık ise, oldukça ırkçı bir ifade olan “sarı tehlike” kavramını hatırlatıyordu. Zira bu kavram, 19’uncu yüzyılda Çin başta olmak üzere Uzakdoğu Asya’daki halkları aşağılamak için kullanılıyordu.

Yabancı düşmanlığı maalesef Çin’de de karşılık buluyor. Vaka sayısının iyice azaldığı belirtilen Çin’de yaşayan yabancılar, kendilerine karşı düşmanca bir tutum olduğunu ve potansiyel virüs taşıyıcıları olarak görüldüklerini söylüyorlar.”

***

GRİBİN KAYNAĞI İSPANYA, ALMANYA VE HATTA ALMANYA OLABİLİR Mİ?

İspanyol gribi ilk çıktığında da, insanlar korkudan başka ülkelerdeki insanları suçlamış ve buna bağlı olarak hastalığa zamanında çeşitli isimler verilmiş. Örneğin  Brezilya’da ‘Alman gribi’, Senegal’de ‘Brezilya gribi’ ve Polonya’da ise ‘Bolşevik hastalığı’.

Gribin özellikle İspanyollar ile ilişkilendirilmesi ise aslında haksızlık. Laura Spinney’in aktardığına göre, bu hastalığın İspanya’dan kaynaklanmadığı artık biliniyor. ABD’den dünyaya yayılması ise oldukça büyük bir ihtimal.

Ancak bu yeni grip türü kayıtlara ilk defa İspanya’da geçmiş. Birinci Dünya Savaşı’nda tarafsızlığını ilan eden bu ülkede, 1918’in Mayıs ayında askeri sansüre uğramayan gazeteler, Madrid’de bir hastalığın yayıldığını yazmışlar. Böylece halihazırda Belçika ve Fransa gibi ülkelerde yayılmış olmasına rağmen, bu hastalık ‘İspanyol gribi’ olarak anılmaya başlanmış.”

***

KORONA KRİZİ VE GELECEĞİMİZ

Korona krizi geleceğimiz nasıl yönlendirecek?

Aslında krizler sadece endişe ve kızgınlık değil, aynı zamanda olumlu tepkiler ile birlikte yaratıcı çözümleri de beraberinde getirebiliyor. Fütürist Matthias Horx’a göre, şu anda ‘geleceğimizi değiştirebileceğimiz’ tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Horx, bunun nasıl olacağını öngörebilmek için de gelecekten şimdiye doğru bakmayı öneriyor. Gündelik hayatımızı şimdiden değiştiren video-konferans yoluyla haberleşme, online eğitim veya uzaktan çalışma gibi çağdaş tekniklerle gelen değişimin ve dijitalleşmenin zaten farkındayız. Ama ‘sosyal zekamızın’ bu krizin nasıl üstesinden geleceğimizi belirlemesine de ihtiyacımız var.

Horx, zorunlu olarak getirilen fiziksel sınırlamaların yakınlık anlayışımızı da değiştireceğini söylüyor. Bunun doğru olduğunu şimdiden söyleyebiliriz aslında. Örneğin ben, korona krizi öncesiyle karşılaştırdığımda, eski arkadaşlarımla çok daha fazla iletişim kuruyorum ve görüntülü konuşma yapıyorum. Üstelik sadece iş arkadaşlarımla değil. Mesela artık alışverişe gitmeden önce yaşlı komşularıma bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyorum. Tabii tedbiri elden bırakmadan ve fiziksel mesafeyi koruyarak.

YENİ GÜÇ DENGELERİ

Bunun yanında, İspanyol gribi sonrası yaşanan toplumsal ve politik güç değişimleri de birçok yerde tekrarlanacaktır. Hindistan örneğine bakalım. Orada, İspanyol gribinde ölenler İngiliz koloniciler değil, Hindistan’ın fakir halkı oldu. Sağlık sistemindeki eşitsizlikler ise direnişin güçlenmesini sağladı. Kendisi de gribe yakalanan Mahatma Gandi ise hastalığı yendi ve 1919’da bağımsızlık hareketinin lideri oldu.

Kişisel alışkanlıkları değiştirmekten başlayabiliriz

Koronadan sonra dünyanın ne kadar değişeceğini ve bu değişimlerin hangi yöne gideceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Ama, yine de, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çalışabiliriz. En azından ben bunu denemek istiyorum. Çünkü iki hastalığın temelinde yatan bir nokta var: Hayvanlardan insanlara geçmeleri. Bizi hastalandıran bu virüsler aslında hayvan kaynaklı ve bir şekilde insanların biyolojik engellerini aşmayı başarmışlar. Bu yolla da bizim için ölümcül olan hastalıklara evrilmişler. 

Laura Spinney, İspanyol gribini anlattığı kitabında şunu soruyor: ‘Vahşi hayvanları ehlilleştirdiğimiz için mi, aslında hayvanlarda yer alan grip virüslerini kendimize bulaştırdık ve yeni hastalıkların oluşmasına sebep olduk?’

Büyük ihtimalle bu sorunun cevabı bence: Evet.  İspanyol gribi ya da yeni koronavirüs bu durumun tek örnekleri değil. Hayvanlardan insanlara bulaşan diğer örnekler arasında HIV, 2002’da salgına yola açan SARS ve 2009’da “domuz gribi” olarak da bilinen virüs de bulunuyor. Peki bu durum bizim hayvanları yememizi durdurdu mu?

Ben kendi adıma et tüketimini durdurmaya karar verdim. Sebebi sadece korona olmasa da, korona krizinin bu kararı almamdaki etkisi oldukça fazla. Benim korona sonrası dünyaya katkım kişisel olarak bu olacak.”

Gribe yakalanan Amerikan askerleri /1918
0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir