HAMDİ YILMAZ – Korona virüs sonrası yurtdışı Türk yatırımlarının durumu

Dünya’nın neresinden bir Türk ve Türksoylu yaşıyorsa, bulunduğu yerde kendi dilini, dinini, kültürünü, geleneğini özgürce yaşasın diye düşündüğümüz için gençliğimizi, “At sırtında Kafkasları aşarak, Orta Asya’ya Türkleri kurtarmaya gidecek hayalperest, ırkçı, Turancı, Kafatascı” suçlanmaları altında geçirdik.

Bu suçlamaların tesirinde kalınarak fikirlerimiz dikkate alınmadığı için Demirperde’nin parçalanışına hazırlıksız yakalandı Türkiye. Ama ABD, Bakü’ye Azerbaycan şivesi ile Türkçe konuşan büyükelçi atadı.

Karen Fog çocukları, ‘Allah’tan sonra AB’ diyen liboş takımı, üniter yani diğer bir ifadeyle ulus devlet yanlılarına tercih edildiği için bugün yerle yeksan olan Neo-Liberalizm sonrasına da hazırlıksız yakalandı Türkiye.

Kim neyi üretmiyor yada üretemiyorsa, dışarıdan sadece onu alacak.

İşin özü ve korana virüsün en net sonucu bu.

Yaşadığım evin karşısında Belçika merkezli, etiket bilgileri aynı olduğu halde Belçika’da sattığı  kalitede Romanya’da ürün satmadığı Tarım Bakanlığınca tescilli Mega Imaj, yine evimin sol tarafında Profi var.

Bir kış geldi geçti yüzüne bakılır bir mandalin, portakal göremedim. Portekiz’den gelmiş kokmuş limon satılıyor. Peru’dan gelen üzüm satılıyor. Iran’dan gelen karpuz satılıyor, Polonya’nın şekilsiz şeksiz fındığı satılıyor.

İnsanlar bulduğunu alıyor. Romanya’da marketlerin yüzde 50 oranında yerli ürün bulundurma mecburiyeti varsa da ortada yerli ürün yok.

Yazılıp, çizilenlere bakılırsa küresel firmaların küresel lojistik merkezleri topun ağzında.

YURT DIŞI YATIRIMLARIMIZ

Türkiye’nin süratle Türkiye’den ithalat yapan yurt dışındaki Türk firmalarının tesbitini yapıp, nasıl olur bilmem ama o firmaları koruyucu önlemleri alması gerekiyor.

Öncelik bu firmalarda olmak üzere, diğer Türk yatırımları da korunmalı.

Yurt dışındaki Türk işyerlerinin en azından muhafaza edilmesi, batmaması için aklın ve bilimin ışığında çözüm yolları bulacak bir merkezin oluşturulması lâzım.

Neo Liberalizmin, “Batan batar, ayakta kalan bizimdir” mantığı iflas ettiğine göre, yeni dünya düzeni denilen korona virüs sonrasının hazırlığı her aşamada yapılmalıdır.

Münihten Amsteram’a kadar Türk’ün alt yapısını oluşturduğu bir Türk ekonomisi var zaten Avrupa’da.

Sahipleri Türk dağıtım firmalarının batması engellenerek, Avrupa’daki Türk üreticilerin malını satması sağlanmalıdır.

Sivil toplum örgütleri bugün için var. Kim mobilya üretiyor. Kim beyaz eşya üretiyor, mümkünse kim toplu iğne üretiyor, bunu Avrupa ülkelerindeki irili ufaklı her Türk tüccar bilmeli.

Avrupa’daki Türk satıcıların önceliği Avrupa’daki, Türkiye’deki üreticin malını satmak olmalıdır.

Türkiye’de devletin bir teşviki olacaksa, bu yönde olursa teşvikin geri dönüşü olur.

Böyle bir mekanizmanın oluşmasına katkı sunan her insanımız eli öpülecek insandır.

En az bunun kadar yaşanılan yani faaliyet gösterilen ülkelerdeki STK’larımız, bürokrasisi nezdinde profesyonel girişimlerle, o ülkenin milli yatırımları olduğumuz gerçeğini de beyinlere kazımalıdır.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir