Alman basınında 2. Dünya Savaşı

*Alman basınında İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 75. yıl dönümü ve Avrupa’da sınırların yeniden açılmasına ilişkin yorumlar öne çıkıyor

İkinci Dünya Savaşı’nın bitişi ve Nazi İmparatorluğu’nun yıkılışının 75. yıldönümü.  Süddeutsche Zeitung’da yer alan yorumda kimileri için oldukça uzak olan bu tarihin, dönemi yaşamış olanlar için ise hala ezici canlılığını koruduğu belirtiliyor:

“Yayımcı Peter Bender, Almanların tarihsel olgunluğa, bir insanın ancak makus talihini kabullendiğinde yenişi gibi suçunu kabul ettiği zaman ulaştığını yazmıştı. Artan sağ popülizme rağmen ya da belki de tam da bu yüzden Federal Almanya Cumhuriyeti, tarihinden dersler çıkarmış, müdafaa edilmesi gereken bir demokrasi olarak öne çıkıyor. Savaşın bitişi hem çok uzak hem de çok yakın.

Gençler için Mayıs 1945 tahayyül sınırlarının dışında, Moğolların istilası ya da Vestfalya Anlaşması kadar uzak gelebilir. Ancak henüz bir çocukken Nazi İmparatorluğu’nun kan ve ateşe gömülmesini yaşayan, şimdi de kaderin bir cilvesi olarak korona pandemisinde yüksek risk grubunda bulunanlar, yurttaş haklarının ayaklar altına alınışını, ekonominin çöküşünü, ölüm korkusunu ve hatta muhbirleri hala boğucu bir his kadar yakın bir biçimde hatırlamakta.”

***

Braunschweiger Zeitung’da ise şu satırlar göze çarpıyor:

“8 Mayıs 1945’te ırka dayalı bir fanatizmin, nefretin ve hoşgörüsüzlüğün diktatörlüğü sona erdi. Bu gün, gerçekten son saniyeye kadar Almanların ‘Führer’e, ulusa ve ‘ana vatana’ (Vaterland) inanmış olması gerçeği yüzünden dahi değerinden bir şey kaybetmeyen gerçek bir özgürleşme günüydü.

Bu gün, savaş alanlarında, sığınaklarda, hapishanelerde, toplama kamplarında ve Avrupa’nın dört bir yanında açlık ve hastalıklardan ölen milyonlarca insan için yas tutma günü. Bu bir yükümlülükler günü. Savaşa, faşizme, ulusal egoizme, iktidar ve boş ideolojiler için kan dökmeye ‘bir daha asla’ deme günü. Bu yükümlülüğü algılayan ve hissedenler; Alman halkı adına işlenen suçu, karşı tarafın günahlarını bahane ederek göreceleştirmeye çalışanlara karşı çıkacaktır. 8 Mayıs’ı insana sevgi günü yapalım. Ve bizi yanlış yollara sürüklemeye çalışanlara karşı gözümüzü açalım.”

***

Avrupa’da korona önlemleri çerçevesinde kapatılan sınırların ne zaman ve nasıl yeniden açılacağı tartışılıyor. Allgemeine Zeitung’da konuya ilişkin şu yoruma yer veriliyor:

“Ulusal bir özgürlükleri kısıtlama stratejisinden bölgesel bir denetlemeye doğru strateji değişikliğinin ardından Berlin ve Brüksel şimdi acilen sınırların nasıl ve ne zaman yeniden açılabileceğine yönelik konseptler üzerine çalışmaya başlamalı. Hatta bunu çok daha önce yapmış olmaları gerekirdi. Belli ki, bunun gerçekleşmesini şimdiye kadar Horst Seehofer adlı bir İçişleri Bakanı’nın dik kafalılığı ile Angela Merkel’in Avrupalı kimliğini unutması engelledi.”

Südwest Presse’deki yorumda sınırların açılmasının ihtiyatlı biçimde gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çekiliyor:

“…Ancak bu tür gevşemeler her zaman rasyonalite temelinde gerçekleşmeli. Alışveriş yapmak isteyenler akın akın sınırları aştığında ve sınır bölgeleri bu karmaşa sonucu yeni korona merkezlerine dönüştüğünde hiçbir kazanımımız olmaz. Yalnızca kimi komşu ülkelerde sınır geçişlerini katı şekilde sınırlayan düzenlemeler nedeniyle dahi sınırların tamamen açılması henüz bir süre daha gerçekleşmeyecek. Ancak 15 Mayıs’ta sınır bölgelerine yeniden biraz hayat getirmek Seehofer’in elinde.” (DW)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir