Lufthansa saatte 1 milyon euro zarar ediyor

* Günlük zararı 24 milyon, aylık zararı ise 750 milyon eorya yaklaşan Almanya’nın bayrak şirketi Lufthansa devletleşme yolunda

Avrupa Birliği ve Hukuk Araştırmaları Uzmanı Berk Tüzüner, 21. Yüzyıl Enstitüsü portalında yayınladığı “Almanya’da Devletin “Görünür Eli” Geri mi Dönüyor?” başlıklı yazısında milli hava yolu şirketlerininin son durumunu irdeliyor.

İşte Tüzüner’in o yazısından Lufthansa ile ilgili iki bölüm:

Temelleri 1933’te atılan, Almanya’nın bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Deutsche Lufthansa AG, halihazırda iştirakleri ile birlikte Avrupa’nın en büyük havayolu şirketi konumunda, şirket 1997’de kamuya ait son hisselerini satılması ile tamamen özelleşmiş hale geldi.

Bugünlerde ise bünyesinde hami ortaklığın adını taşıyan Lufthansa Havayolları hariç, Avusturya’nın bayrak taşıyıcı havayolu Austrian, İsviçre’nin bayrak taşıyıcı havayolu Swissair, Eurowings ve Air Dolomiti gibi havayolu şirketlerini de bulunduran, Türkiye’de ise Türk Hava Yolları ile birlikte Sun Express’e ortak olan şirket, COVID-19 salgını sebebiyle havacılık sektörünün tüm paydaşları gibi oldukça zor günlerden geçiyor.

Alman hükümeti salgın sonrası ekonomik istikrarın yeniden tesisi için halihazırda 600  milyar avroluk bir fon oluşturdu (“WSF”), bu fonun 100 milyar avrosu ise yalnızca krizden zarar gören şirketlere devletin doğrudan iştiraki için ayrılmış durumda, hükümetin olası bir iştirak sürecini tamamlanması için ise (iştiraklerin AB Hukuku uyarınca devlet teşviği niteliğinde olması sebebi ile) AB Komisyonu’nun onayı gerekecek.

Fortune dergisinin haberine göre eskiden devlete ait olan şirket saatlik zararı bir milyon avro zarar ediyor, halihazırda gidişat ise Lufthansa’nın en azından kısmen tekrar devletleştirileceğine işaret ediyor.

Şirketlerin finansmanı prensipte iki temel yol ile sağlanır, bunlardan birincisi borçlanma diğeri ise sermaye yolu ile finansmandır. Alman medyasında çıkan dedikodulara göre ise federal hükümet ve şirket arasında süregelen pazarlığın gidişatı, bail-out’un devletin sermaye iştiraki şeklinde tecelli edeceğine işaret ediyor. Lufthansa’nın asli ihtiyacı ise likidite.

***

Haftalık der Spiegel Dergisinin “Sevilmeyen Kurtarıcı”[4] başlıklı haberine göre  Lufthansa ile yürütülen pazarlıkta, Lufthansa yönetiminin federal hükümete herhangi bir menfaat veya yönetim hakkı vermek istemediği, finansmanı bir sessiz ortaklık olarak tamamlamak istediği ifade ediliyor. Lufthansa yönetiminin hükümetin iştirakinden sonra da halihazırdaki yönetim kadrosunda da bir değişikliğe gidilmemesini talep ettiği de iddialar arasında. Diğer tarafta ise hükümetin denetim kuruluna iki üye, oy hakları ve dolayısı ile yönetimde söz hakkı istediği dillendirilmekte.

Bu bağlamda medyaya yansıyan haberleri okurken atlanılan iki sorunsal mevcut. Bunlardan birincisi ticari ortaklıkların ve hükümetin amaçlarındaki varoluşsal ayrışma ile alakalı. Hükümetler prensipte kamu yararını gözeterek faaliyetlerini sürdürürken, ticari ortaklıkların varoluş amacı ise karlılıktır. Kamu yararı ile karlılık kavramlarının örtüşmesi ise çoğu durumda oldukça zordur.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir