Hamdi YILMAZ – Siz hiç Türk’e benzemiyorsunuz?

Batı ülkelerinin birinde yaşamış her Türk defalarca bu sözü duymuştur. Tren, tramvay yolculuklarında yanınızdaki ile muhabbetin başlangıç cümlelerinin ikincisi budur. “Memleket neresi?” sorusuna verilen “Türkiye” cevabını “Aaa öyle mi.. halbuki siz hiç Türk’e benzemiyorsunuz?” şeklindeki cümle takip eder.

Söyleniş tarzı öyle bir tiyatrocu mimik hareketleri ve ses tonu içerir ki, Türkler aşağılanırken siz yüceltilirsiniz.

Bu yüceltilme işlemi hastalıklı ruhlara pek iyi gelir. Türk aleyhtarlığı sohbeti koyulaşır gider.

Psikolojik çökertme hareketlerinin temel kuralı “Karşıdakinin akıl denetiminin ele geçirilmesi için yoğun propaganda ve yanlış bilgilendirme” şeklindedir..

Toplumsal bazda ise bu tavır, “tarihsel devlet kurumlarının ve etnik sürtüşmeleri önleyen geleneksel kurumların yıpratılması, toplumsal kimliği karıştırmak için tarihsel ve toplumsal gelişim gerçeklerini tahrif ederek, yeni kimlikli topluluklar yaratılması” gibi unsurları içerir.

***

Birinci Dünya Savaşı sonunda  Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı Rauf Bey ile Büyük Britanya adına Amiral Arthur Gough-Calthorpe tarafından Limni adasının Mondros Limanı’nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı bir anlaşma imzalandı. Adına “Mondros Mütarekesi” dendi.

Evren Paşa yargılanma sözünü duyunca 92 yaşında olmasına rağmen “intihar ederim” dedi ama, Türk milletini esarete götüren “Mondros” belgesini imzalayan Rauf Bey’in aklına hiç böyle bir şey gelmedi.

Değil intiharı istifayı bile düşünmedi.

“Karadeniz’e geçişi sağlamak üzere boğazlar açılacak ve geçiş güvenliği için Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki istihkâmlar İtilâf Devletleri tarafından işgal edilecek.”,  “Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için taraflarca kararlaştırılacak gerekli sayıda askerî kuvvetten fazlası hemen terhis olunacak ve bunların silah, cephane ve teçhizatı İtilaf kuvvetlerine teslim edilecek.”, “Emniyeti sağlamakla vazifeli tekneler dışındaki bütün Osmanlı savaş gemileri belirlenerek İtilaf kuvvetlerine teslim edilecek ve Osmanlı limanlarından dışarı çıkmayacak.”,  “Suriye, Irak, Hicaz, Yemen, Trablus ve Bingazi’deki Türk kuvvetleri en yakın itilâf kumandanına teslim olacak.”,  “Ordunun terhis edilmesi üzerine elde kalacak silah ve cephane, itilâf devletlerinin talimatına göre muhafaza edilecek.”, “Taraflar arasında ateşkes durumu 31 Ekim 1918 günü öğle vakti başlayacaktır.”

Bazıları hâlâ yakın tarihin kara sayfalarındaki “darbe”lerin rantını toplamaya devam ederken, bazıları bu vesile ile tarihi kurumları çökertme sevdasında.

(28 Haziran 2009’da yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir