SERPİL YILMAZ – Kalıplarımız

Sıkı sıkı sahip çıktığımız hatta ona sahip olmakla mutlu olduğumuz bazen de gurur duyduğumuz düşünce kalıpları. Onlara kök inançlar da diyebiliriz.

Çok fazla çeşidi vardır ve kişiye yaşamı boyunca ayak bağı olmaya devam eder. Bunları farkederek değiştirme becerisi kişinin kendinde mevcuttur.

Hepimizin bildiği gibi değişmekten endişe duyarız!

Çünkü rahat alanlarımızı terketmek istemeyiz, tanıdık olan simalar, tanıdık mekanlar, yaşamaya alıştığımız şehir, kolayca yolumuzu bulduğumuz sokaklar, bilindik duygular ve en kolayı da bunların hepsinden şikayet etmek.

Şimdi bu kadar bilindik yaşanmışlıkları bir çırpıda bırakıp, nasıl değişiriz ki? Oysa alışkanlıklar güvenli, yenilikler ise güven vermez, değişime açık olmayan kimselere.

Yıllarca etrafımda dinlediğim sorunlarda bir değişiklik yok ama çeşitliliği arttı diyebilirim. Dertleşmek adına şikayet ettikleri ne varsa, isterse bunları değiştirebileceğini söylediğim de aldığım cevap! Ben de biliyorum bunları, ama o kadar kolay değil, sen benim ne yaşadığımı bilmiyorsun, deniyorum elimden geleni yapıyorum ama olmuyor! Daha fazlası da elimden gelmiyor veya ben değişime açık değilim, perişan olurum, tek başıma hareket etmek için kendime güvenmiyorum diyenler bile var aralarında.

Sevmese de her gün gittiği işini kaybetmek istemeyen, ilişkisi yürümediği halde zorlayan, bölümünü istemese de okumaya devam eden, o ne der, bu ne dere takılanlar da var tabi ki.

Değişmekten korkan, kendini iyileştirmek istemeyen, sorunlarına sarılan insana ne yapılabilir ki?

İnsan önce yavaş yavaş kalıplar örer çevresine, bu konuda çok ustadır. İş kendi kalıplarını yıkmaya değiştirmeye gelince, kabullenemez durumunu, hatta inanmak istemez. Tekrar, tekrar denediği aynı şeylerde mucize bir değişim bekler.

Ne yani yaşadığı bunca olumsuzluğun nedeni kendi davranış kalıpları m? Yok artık!

Sorunlarını anlatan kimseye olumsuz cümleler yerine, olumlu cümleler kurduğumuz da, karşı taraf da bir şaşkınlık ifadesi beliriyor, yine bir ‘Polyanna’ ile karşı karşıyayım der gibi!

Üstelik hem olumsuzluğun farkındayız, hem de hiç bir gayret göstermiyoruz, aksi olduğunu iddia ederek teselli bulmaya çalışıyoruz.

Hayatımıza güzellikleri davet etmek istiyorsak, şikayet ettiğimiz ne varsa, değişmesi için biraz sorumluluk almamız gerekmez mi?

Rahat alanlarımızın dışına çıkmalıyız ki her anlamda değişim ve dönüşüm için elimizden gelenin fazlasını yapabilelim. Başka türlü kişi istediği yaşamı nasıl oluşturabilir ki?

Farkındalık kişinin kendisinde başlar, özlü sözler söylemek yerine örnek davranışlar sergilemek daha etkilidir. Başımıza gelen herhangi bir olumsuzluğu, hem kabul edip, hem de şikayet etmemiz ne derece doğrudur?..

İnsanlar genelde yapabileceklerinin farkında değildir. Oysa ki yürekten isteyerek bir adım atmak, başlangıç için yeterlidir.

Eğer duygularımızı değiştirirsek, duygularımız düşüncelerimizi, düşüncelerimiz davranışlarımızı, davranışlarımızda da hayatımızı değiştirir. Biz yeter ki isteyelim ve kendi gücümüzü fark edelim.

Mutluluğu maddeye bağlamadan, içimize bakmalı, bedenimizi ve ruhumuzu olumlu duygularla beslemeliyiz. İçin de bulunduğumuz döneme rağmen bu mümkün mü! derseniz eğer, evet mümkün derim, belki de en uygun zamanlardan biri.

Hayat kısa, neden istediğimiz gibi yaşamayalım, bunun için neler mümkün?

Bize iyi gelmeyen ne varsa hayatımızdan çıkararak öfkeden arınmış huzurlu ve dengeli bireyler olmaya çalışmak iyi bir başlangıç olmaz mı? Alışıla geldik yaşam kalıplarımızı kırmak bize farklı bir dünyanın kapılarını açmaz mı?

Kendimizde ve yaşantımız da değiştirmek istediğimiz ne varsa bunu yapabilmek için gereken gücün içimizde olduğunu yeniden hatırlamalıyız…

Son zamanlarda sevdiğim en güzel söz,

‘Düşünceni Değiştir, Dünya Değişir’.

Peki! Bunun İçin Neler Mümkün?

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir