HAMDİ YILMAZ -15 TEMMUZ YAZILARI-6 FETO mantısı yediniz mi!

Türkiye’de Ermeni vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde, ‘Ermenilerin yağlı kete’si kaypak Müslüman’ı dinden çıkartır’ diye bir özlü söz var.

***

İtirafçı Astsubay S.A, ifadesinde, Elazığ’da okuduğu lisede FETÖ yapılanmasıyla tanıştığını belirterek, “Lisede sınıfın en başarılı öğrencisiydim. Üst sınıflardan birkaç kişi bir gün yanıma gelerek, beni üniversitede okuyan arkadaşlarının yanına çiğ köfte yemeye davet ettiler. Çiğ köfte yemeye gittiğimde üniversitede okuyan 5 ev arkadaşı bana, ‘Biz derslerimizde çok başarılıyız. Hem kendimizi geliştirmek hem de size yardımcı olmak amacımız. Bu nedenle derslerinizde size yardımcı olmak istiyoruz. Bunun karşılığında sizden herhangi bir ücret talep etmiyoruz’ dediler. Paralel yapı ile tanışmam burada oldu.” demiş. Arkası gelmiş tabii.

***

1990’lı yıllarda bir dikta rejiminden yeni kurtulduğu için sudan çıkmış balık konumundaki Romanya’da, soydaş çocuklarını FETÖ hiyerarşisinde Romanya’ya bakan İl olan İzmir’e götürüp, pasaportlarını da ellerinden alarak ‘Işık evleri’ dedikleri karanlık deliklere tıkmıştı Fetullahçılar.

Fetocular Romanya’daki işadamlarını da mantı yemeğe davet ederek söğüşlemişlerdi. Onlar, lise öğrencileri gibi meteliksiz değillerdi çünkü.

Önce mantı yediriyorlar, ardından da CIA’ya Hizmet Hareketi’ne himmet topluyorlardı. 100 dolara hovarda Türklere dini nikah kıyarak işe başladıkları günlerin ardından insanları tanımaya başlayınca ‘Mantı’ yeme daveti devreye girmişti.

Elazığ’da lise öğrencilerini S.A.’nın anlattığı gibi çiğ köfte ile avlayanlar, Romanya’da da mantı daveti yapıyorlarmış..

Demek ki, mantı, çiğ köfte gibi yöresine göre kullandıkları iyi mutfakları varmış FETÖ’nün. Ama o mutfakta yaptıkları ‘Yurt’ta sulh’ darbe Dolmasını kimse yutmadı. Aksine, çiğ köfte ve mantı ile avladıkları insanlar da uyandı.

40 yıllık emekleri ve saltanatları 15 Temmuz’da bir gecede yerle yaksan olunca, bu sefer bürünecek kuzu postu aramaya başladılar.

Artık kandıracak Türk kalmayınca dümeni yabancılara kırdılar. En iyi kuzu postunun da CIA karargahları oldukları ileri sürülen okullar olduğunu anladılar. Türklerin gönüllerinden kovulan FETO’cuların ellerinde şimdi bulundukları ülke kanunlarına göre kurulan ama öyle çalışmadığını henüz o ülke yönetimlerinden kimsenin bilmediği okullar ile onları kale gibi koruyan medya araçları kaldı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dediğine bakılırsa FETO’cular Kırgızistan’da da kurdukları okullarda 25 yıldır yetiştirdikleri sayesinde darbe yapma hazırlığı içine girmişler.

Şimdi anladınız mı, Hıristiyanlaştırılmış bir Müslümanlıkla, Papa- Gülen ittifakının himmetini!

Allah Türkiye’yi bunlardan arınma yoluna soktu, darısı diğer ülkelerin başına.

(Bu yazı 1 Ağustos 2016 tarihinde yayımlanmıştır)

***

İKİNCİ YAZI

Romanya, İtalya ve biz

İtalya ile Türkiye genelde aynı problemleri yaşar. Ama çözüm şekilleri farklı olur. 1980 öncesi onlar da anarşinin pençesinde inlemekteydiler, tıpkı Türkiye gibi.
İtalya demokrasi içinde kalarak sorunu çözdü.
Biz ise Netekim Paşa darbesi ile çözüm yoluna gittik. Sonuçta kendimizi farklı sorunların pençesinde kıvranırken bulduk.
***
İtalya da bizim gibi 1960’lı yıllarda Almanya’ya iş göçü veren ülkeler arasında. Onlar, Almanya’ya işçi gönderirken 40’ar kişilik gruplar oluşturmuşlar. Başlarına da birer papaz ve öğretmen koymuşlar.
Şimdi Almanya’da nüfus olarak bizimkilerden azlar ama ekonomik güç olarak bizimkileri sekize, ona katlarlar.
Biz ise “saldım çayıra, Mevla kayıra” diyerek kırsal kesim insanımızı yolladık Almanya’ya.
***
Demirperde yıkıldığında İtalyanlar bizimkiler gibi bu ülkelere akın etmişler. Bu sefer işadamı olarak.
Mesela kayıtlı şirket sayısı anlamında Romanya’da 2013 verilerine göre 35 bin kurucusu İtalyan olan şirket var.
Burada elde edilen başarı anlamında yine bizimkileri üçe beşe katlarlar.
Denilebilirki, onların AB üyesi olmak, vize kolaylığı, sermaye, dil, din gibi avantajları vardı.
***
Doğrudur vardı. Ama bir başka avantajları daha vardı. Bu avantajı gelin bir işadamımızın ağzından aktaralım:
“Bükreş’te Bir yer alıyordum. Yer İtalyan’ındı. Bu alış veriş sırasında İtalyan devletinin kendisine ortak olduğunu öğrendim.”
Gördünüz mü, İtalya yurt dışına işveren gönderirken de bazılarının cebine para koyarak göndermiş. Tıpkı bundan 50 yıl evvel işçi gönderirken başına papaz ve öğretmen koyuşu gibi.
Bizim Başbakanlardan biri buralarda sorunu olan işadamlarımıza ne demişti?
“Ne işiniz vardı Romanya’da?”
Doğru ya, ne işleri vardı?
Şimdi İtalyan işadamlarının Romanya’da Türk işadamlarından farklı konumlarda olması kadar normal ne olabilir?
Hizmet yada mal satma işi bir savaş. Bu savaşın da kollektif olduğu bir gerçek. Bunu anladığımızı bir görsek..

(Bu yazı daha önce yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir