Hollanda’daki ‘Türkiye’ Köyü

* 80 yıl süren İspanya savaşını, Osmanlı’nın katkısı ile galip bitiren Hollanda’nın o zamanki lideri Prens Maurits, minnet borcunu ödemek için geniş bir yöreye TÜRKİYE adını verdi

*Röportaj: İlhan KARAÇAY

Hollanda, Avrupa’nın kuzeyinde, laleleri, değirmenleri, Johan Cruyffları ve de sarışınları ile ünlü bir ülkedir.
Bu ülkenin en büyük kenti ise, ‘Kuzeyin Venediği’ olarak anılan bir kanallar kentidir. Amsterdam’da özgürlüğün sınırı olmayan bir yaşam sürmektedir.

80 yıl süren İspanya savaşını, Osmanlı’nın katkısı ile galip bitiren Hollanda’nın o zamanki lideri Prens Maurits, minnet borcunu ödemek için geniş bir yöreye TÜRKİYE adını verdi.

Hollanda Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan ülke 1612’de Osmanlı oldu. Hollanda o tarihten sonra ticarette ve tarımda atak yaptı ve bugün sayılı zengin ülkelerden biri oldu. Kraliyet’e geçtikten sonra da Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi ile ilişkilerini sürdüren Hollanda, 50 yıldır yararlandığı Türk işçiler sayesinde de endüstriyel ve ekonomik gelişme sağladı. Hollanda, tütün, kahve, çiçek, müzik, seramik ve Türkçe kelimeleri de kültürüne katarak, her bakımdan zenginleşmiş bir ülke oldu.

TÜRKİYE KÖYÜ
Hollanda’nın Belçika’ya komşu olan Zeeland bölgesine TRT’den Prodüktor İsmail Elden, Yönetmen Sacit Şahin, kameramanlar Ercan İşsever ve Mehmet Ali Uzuncular ile birlikte gittik.

Türkiye’den 3 bin kilometre uzakta, her yıl onbinlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bir köy var. Bu köyün adı TÜRKİYE’dir.
Hollanda’nın Zeeland bölgesindeki bu köye ‘Türkiye’ adını, 400 yıl önce, Hollanda’nın kurucusu olan Willem van Oranje’nin oğlu Prens Maurits vermiş.
Osmanlı dayanışması sonunda, 80 yıl süren savaşta İspanyollar’ı yenilgiye uğratan Maurits, Türkiye’ye minnet borcunu ödeyebilmek için bu yöreye ‘Türkiye’ adını bahşetmiş.

Zeeland’ın Oostburg ilçesi sınırları içinde yol alırken önce Turkeijeweg (Türkiye yolu) tabelası ile karşılaşıyoruz.
‘Bu ne güzel raslantı’ diye düşünürken, bu kez karşımıza bir köy adı olarak ‘Turkeye’ (Türkiye) tabelası çıkıyor.

Köye yaklaşınca, gönderde dalgalanan bir Türk bayrağı görüyoruz.
Zira bu köyde bir gönüllü elçimiz var. Monique Strum adlı bu elçimiz, eşi Cor ile birlikte ziyaretçilere Tam bir Türk konukseverliği ile hizmet ediyor.

Monique’nin evine girerken, duvardaki “Türkiye elçiliği, numara 16.” yazılı küçük bir tabela da dikkat çekiyor.

Monique’e duygularını soruyorum: ‘Böylesi hoş bir duyguya başka bir konu ile ulaşamazsınız. Kendimi gerçekten Türkiye Büyükelçisi gibi hissediyorum’ diyor Monique.
Bu temsilciliğin ne kadar süreceğini, kendisinden sonra bu temsilciliği kimin yapabileceğini sorduğum zaman da. ‘Benim aile efradım yok. Benden sonrasını Türk makamları düşünsün ve şimdiden hazırlık yapılsın’ diye ekliyor Monique.

Avrupa’da yaşayan ve bu köyden haberi olan gurbetçilerin yanında, Türkiye’den gelenlerin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu belirten Monique, gelenlerin duygularını kaleme aldığı bir hatıra defteri bile oluşturmuş. Evin içindeki bütün ayrıntılar Türkiye üzerine. Seccade, tespih, Türkiye fotoğrafları, Türk gazeteleri, Türk takvimi, Türk kahvesi, Türk sanatçıların kasetlerine kadar ne ararsanız var.

Monique, okullardaki tarih kitaplarında Türkiye ve Osmanlı hakkında yeteri kadar bilgi verilmediğinden yakınıyor.
Monique ve eşi Cor Van Doeselaar iki kez Türkiye turu yapmışlar. Önümüzdeki yıl ise köyden kalabalık bir ekiple, Türkiye’ye bisiklet turu yapmayı planlıyorlar.

Sint Anna Ter Muiden
Türkiye köyüne çok yakın olan Sint Anna Ter Muiden, Hollanda-Türkiye
ilişkilerinin en önemli ve başlangıç noktası oluyor.
400 yıl önceki savaşlar sırasında, Akdeniz’de, İspanyollar’dan para karşılığı kurtarılan Türk denizciler bu köye getirildiler.
Yerli halk Türkler’in hastalık yaymasından korktu. Ama sonuçta yine de Türk esirlere kucak açıldı.
Kurtarılan Türk esirler, İspanyollar’ın savaş planlarına ait belgeleri Hollandalılar’a verdiler. Türk denizcilerin verdikleri bilgi ve taktik sayesinde İspanyollar’ı yenilgiye uğratan Hollandalılar, daha sonra Türk esirleri sağlıklı bir şekilde İstanbul’a ulaştırdılar.
İşte o zaman Türk Sultanı Hollanda’ya bir şükran plaketi gönderdi. Gönderilen yarım ay şeklindeki bu plaket, köy meydanındaki çeşmenin üzerine yerleştirildi. Bir başka yarım aylı plaket de belediye binasının üzerine vidalandı.

Aslında bu konuda birkaç rivayet vardır:
1590-1604 yılları arası. Hollanda Prensi Maurits döneminde, İspanyollarla yaşanan savaşlarda en önemli savunmanın yapıldığı yer Sint Anna Ter Muiden’dir. Buranın Hollanda için stratejik önemi çok fazla. O dönem İspanyollar’ın elinde esir bulunan 1400 kadar Türk forsa, Hollandalılar’ın yardımı ile kurtarılır. Leventler kendilerini kurtaran Hollandalılar’a kıyafetlerini ve üç hilalli flamalarını hediye eder. Üç hilalli Osmanlı flamalarını gemilerinde göndere çeken Hollandalılar’ı gören İspanyollar, ‘Osmanlı buraya donanma göndermiş’ diyerek korkar ve geri çekilir. Böylece ülke büyük bir istiladan kurtulur.

Diğer bir rivayette ise Prens Maurits, İspanya’ya karşı Osmanlı’dan yardım ister. Gelen cevapta, asker gönderme yerine, Osmanlı flamasının kullanılması önerilir. Gemilerdeki Osmanlı flamalarını gören İspanyollar, Osmanlı’dan korkarak kaçarlar.

“TURKEYE” köyünde muhteşem gün.

Bolwerk Müzesi’nde ‘Türkiye Sergisi’nin açılış törenindeydik.

Türkiye ile Hollanda arasındaki resmi ilişkilerin 400’üncü yılı kutlamaları çerçevesinde, her iki ülkede planlanan kutlamalardan biri de Hollanda’nın “Türkeye” adlı köyünün bağlı olduğu İjzendijke kasabasında gerçekleşti.

Türk köyü yetkililerinin inisiyatifi ile İjzendijke kasabasındaki Bolwerk Müzesi’nin bir bölümü, Türkiye-Hollanda ilişkilerine ait obje ve dökümanlara ayrıldı.

Hollanda- Türkiye ilişkileri aslında bin yıla dayanır ama, diplomatik ve ticari resmi ilişkiler 1612′ de başlamıştır. Yani tam dörtyüz yıl önce.
Dörtyüz yıl önce, 6 aylık uzun bir yolculuk ve iki ay süren bir beklemeden sonra, Sultan Birinci Ahmet tarafından kabul edilen Hollanda Büyükelçisi Cornelis Haga, resmi ilişkilerin anahtarı olmuştur.
Daha açık söylemek gerekirse, pek çok devletin karşı çıkmasına rağmen, Haga’nın huzura kabul edilmesiyle, Hollanda’yı devlet olarak tanıyan ilk ülke Türkiye olmuştur.
İşte bu nedenle 2012 yılı, bu ilişkilerin 400’üncü yılı olarak kutlanmıştır.






0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir