ALÇAKLIK YARIŞI

*Bu sefer Türkiye’de darbe yerine muhalifleri destekleyerek iktidarı değiştireceklermiş!

Süleyman Demirel’in siyasi yasağının yeni kalktığı günlerdi. Türkiye’de ABD’nin onun yeniden iktidara gelmesini engelleyeceği şeklinde görüş yaygındı.

Kayseri’ye gelecekti. O vesileyle röportaj yapıyorduk. Kendisine bu yaygın görüşü aktararak sordum, “Ne diyorsunuz?”

“Bir devletin bir başka devlete şöyle veya böyle tesiri olabilir” diye başlayan sözlerini, “Millet iradesi üzerinde bir Amerikan ipoteğini kabul edemem!” dedi.

ABD’nin Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde yarışan iki adaydan Donald Trump’ın Türkiye’ye bakışı belli. Kendileri terör terör diye dünyanın altını üstüne getirirken, sıra Türkiye’yi çökertmeye, bölmeye yönelik terör örgütlerine gelince birden bire terörist sever kesiliyorlar.

Donald Trump ile rakibi Joe Biden arasındaki oy farkı anketlere göre yüzde bir civarında. Gözüken o ki kazanan kıl payı kazanacak. Buraya kadar normal de ya Trump, oy farkı kıl payı olduğu için iktidarı vermek istemezse ne olacak?

Bunun ayrıntıları Gazete Balkan’ın Pazartesi günkü nüshasında yer alıyor.

Amerikan halkı daha şimdiden o kabus gününe hazırlanıyor.

Kendi ülkesinde durum buyken rakibi ile alçaklık yarışına giren Joe Biden söz konusu Türkiye olunca içişlerimize burnunu sokarak bakın neler yaptı:

Biden’in 19 Ocak’ta New York Times (NYT) yayın kuruluna verdiği söyleşi Türk basınına yeni yansıdı ve söylediği sözler Türkiye’de gündem oldu.

Habere göre, “Söyleşide Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan Biden, Erdoğan’a karşı muhalifleri desteklemeleri gerektiğini savundu.

Joe Biden, muhaliflere destek vererek, Türkiye’deki iktidarı değiştirebilecekleri yönünde skandal sözlere imza attı.

‘Yapacağım en son şey, ona (Erdoğan’a) Kürtler konusunda boyun eğmek olurdu’ şeklinde ifadeler kullanan Joe Biden, diğer taraftan Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl izole edecekleriyle ilgilenmeleri gerektiğini söyledi.

Joe Biden, skandal söyleşide şunları kaydetti:

‘Bence ona (Erdoğan’a) çok farklı bir yaklaşım uygulamalıyız. Muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım. Parlamento’ya katkı sunmak isteyen Kürt toplumunu entegre etmek için… Bu iş bir süre iyi gidiyordu.

Bir yol haritamızın olduğunu açıkça göstermemiz lazım. Düşündüğümüz şeyle ilgili sesimizi yükseltmemiz lazım, bedel ödemeli. Nasıl çalışacaklarını anlamak için çevresinde F-15 savaş uçağı uçurdukları hava savunma sistemi olduğuna göre ona belli silahları satmaya devam edip etmeyeceğimiz konusunda bedel ödemeli. 
Yani çok endişeliyim. Ama benim yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmeleri için hala var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçim süreci ile… Partisi, İstanbul’dan dışarı atıldı. Peki biz ne yapıyoruz? Burada oturup boyun eğiyoruz.

Yapacağım en son şey, ona Kürtler konusunda boyun eğmek olurdu. Kesinlikle en son şey. Ve onlara Kürtlerle ilgili olarak birkaç görüşmem oldu. O dönem henüz üzerlerine gitmiyorlardı.

Yani şunu göstermemiz lazım. Türkiye, Rusya’ya bağımlı olmayı istemek zorunda değil. Uzun bir zaman önce o elmadan bir ısırık aldılar. Ama şu ana kadar onlara davrandığımız şekilde davranmaya devam etmeyeceğimizi anlamak zorundalar. Yani çok endişeliyim. Hava üslerimiz ve onlara erişimimize dair de çok endişeliyim. Bence bölgedeki müttefiklerimizle bir araya gelerek, onun bölgedeki faaliyetlerini nasıl izole edeceğimizle ilgilenmek bizim için son derece fazla iş olacak.

Özellikle Doğu Akdeniz’de petrolle ilgili faaliyetleri ve görüşülmesi uzun sürecek olan çok sayıda başka şey… Ama cevabım ‘evet, endişeliyim’.”

Türkiye’de iktidar kadar muhalefete de büyük sorumluluk düşüyor.

Türkiye’nin toprak bütünlüğünden daha şimdiden sağa sola taviz vererek vu bunu da halktan gizleyerek, Biden gibi Batılı dostlarına güvenerek iktidara yürüdüklerini sananlara Demirel’in sözlerini hatırlatmak lâzım.

Kimse şaibeli bir iktidar istemez, herkes daha şimdiden tavrını alarak, “Millet iradesi” üzerine Amerikan ipoteği kondurmayacağını, Türkiye’nin toprak bütünlüğü üzerinde kimseyle pazarlık yapmadığını, yapmayacağını adı ister otonomi, ister federasyon olsun bu tip zırvalara tevesül etmeyeceğini, “Türkiye toprakları üzerinde yaşayan halka Türk Milleti denir” düsturundan hareketle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümranlık hakkının Türk Milletine ait olduğunu, bunu değiştirme hak ve yetkisinin kendisinde olmadığını açıkça söylemelidir.

Söylemeyenlere de millet zamanı gelince söyletir. Bu böyle biline.

(Hamdi Yılmaz / Gazete Balkan / Foto: AP)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir