Hamdi Yılmaz -Biz Adam Olmaz mıyız?

Geçen yüz yılın ikinci yarısında milletin aydını ünvanını elinde tutanlar kahır ekseriyetle “Biz adam olmayız!” sloganını bayraklaştırmışlardı.

Hatta, içlerinden ünlü birisi aynı adı taşıyan bir de kitap yazmıştı. Bazıları hala “Paris cafeleri”ni ballandıra ballandıra anlatır..

O yıllarda Anadolu kasabasında boynundan sarkıttığı don lastiği ile “Avrupa lastiiiik” diye bağırdıkça satışını artıracağını sanan, belki de artıran saf, temiz ve kendi gücünden habersiz satıcılar vardı.

Durduk yerde bunları neden yazdığıma gelince, dün Atatürk’ün aşağıdaki sözlerini bir kez daha okuyunca bunları hatırladım.  

Bakın ne diyor asrının dehası;

“… Bu düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle başlamıştır. Türkiye’nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiş olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında, susmaya mahkûmmuş gibi, Türkiye’yi âtıl ve çekingen bir halde tutuyorlardı. Memleketin ve milletin çıkarlarının gerektiğini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye’de fikir adamları, adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki “Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur.” Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. ‘Onlar bizi idare etsin’ diyorlardı.”

“…Oysa güç ve kuvvet, Türkiye’de ve Türkiye halkında olan gelişme cevherine, zehirli ve yakıcı bir sıvı katmıştır. Bunun etkisi altında kalarak milletin en çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmuştur. Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.”

“… Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa’nın en önemli devletleri, Türkiye’nin zararıyla, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü gelişmeler, Türkiye’nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, denebilir ki İngiltere’nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı. Türkiye, Viyana’dan sonra Peşte ve Belgrat’ta yenilmeseydi, Avusturya/Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, İtalya, Almanya’da, aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir.”

Bu sözler bugün de aynen geçerlidir. Eğer, onlar hala güçlenecekse, mutlaka Türkiye, daha da zayıflayacak, işler daha da karmaşık bir hal alacaktır. Bir asır önce yaşadığımız, fark ettiğimiz ve bünyemizden kanımız canımız pahasına temizlediğimiz zehire doğru hala niçin koşarız, anlamak mümkün mü?

 (Bu yazı 01.05.2006 tarihinde yayımlandı)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir