HAMDİ YILMAZ – Güven oylamasının gölgesinde mülakat

Bundan 7-8 yıl kadar evvel Barlad’daki rulman üreticisi Türk firması URB Grubu bünyesindeki Rulmenti’nin önemli bir toplantısına gitmiştim.

İsmini ve görevini şu an net olarak hatırlayamadığım bir Romen (İthalatçılar veya ihracatçılar birliği gibi bir kurum başkanıydı) o toplantıda yaptığı konuşmada “Türkler Romanya’ya bu sefer silahla değil para ve insan gücüyle geldiler. Rulmenti’yi özelleştirmeden alıp, bu hale getiren insanları şahsen tanımak istedim. Bu yüzden Bükreş’ten buraya geldim” dedi.

Rulmenti’yi Çavuşescu’nun akabinde çökmüş halde alan Türkler 1500 civarında insana iş veriyor, Iaşi Üniversitesine ve bölge halkına ciddi katkıda bulunuyor, ürettiği rulmanların yüzde 95’ini de ihraç ediyor.

Evet, Türkler bunu nasıl başarmıştı? Bu insanları merak ediyordu konuşmacı. Tıpkı 93 Harbi’nin sonunda Rus esir kamplarındaki Türklerin kuyruğu olup olmadığını görmek için akın eden Rus halkı gibi..

Neyse, 30 yıla yakın bir süredir Batı’da gazetecilik yapıyorum. İstisnaları hariç hep bizim insanımıza yaşadıkları ülkeyi anlattırdık, haber yaptık. Onlar da, “Bura bizim ikinci vatanımız” diye başlayarak pek çok şey anlattılar.

Son bir kaç yıldır, kafayı Romenlerin bize, işadamlarımıza bakışını ortaya koyma çabasına koyuldum. Bunda geç bile kaldık.

Sınırlı imkanlarla bir kaç görüşme gerçekleştirdik ve bunlar youtube üzerindeki Gazete Balkan Tv kanalımızda var.

Sanayici, iş adamı, sanatçı, yazar vs. elimden gelse hepsini konuşturarak haber yapmak isterim. Ama, her haber ciddi bir maliyeti de peşinden getiriyor.

Bugün Gazete Balkan’da okuyacağınız Romanya-Türkiye Parlamentolar Arası  Dostluk Grubu Başkanı sayın Nicolae Gerorgescu mülakatı da bu amaca yönelikti. Bizim iş dünyamıza nasıl bakıyorlardı?

Kendisinin de yakın arkadaşı olan işadamımız Ercan Çölmekçi Bey’den bizimle gelmesini rica ettim. Şakayla karışık, “İki- üç saatimi öldüreceksin, o kaybı kim karşılayacak?” dedi.

Aslında bize olan samimiyetinden dolayı söylediği şakaydı. Ama gerçekti. Buradaki iş adamlarımızın ve profesyonlerimizin zaman yoksunu oluşları üzerine başlı başına bir kitap yazılabilir.

Mülakata başladığımızda biraz sonra Senato ve Temsilciler Meclisi’nin ortak oturumunda başlayacak gensoru görüşmelerinin baskısı altındaydık. Görüşme gün ve saatinin kararlaştırıldığı zaman ortada gensoru olayı yoktu. Sayın Georgescu’nun aklı doğal olarak oturum salonundaydı. Nezaket gösterip bizim mülakatımızı ertelemedi.

Zaman israfına meydan vermeden işimizi çarçabuk bitirdik. Ama ardından epeyce bir süre görüşme yaptığımız salonu terk edemedik. Çünkü çıkış yapacağımız kapıda Başbakanın gelişinden dolayı yoğunluk vardı. Sayın Başkan’a “Kolay gelsin” diyerek vedalaştık.

Bir keresinde de dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Bükreş’e gelmişti. Romen mevkidaşı ile görüşmek üzere yola çıkacağı zamandan biraz önce bizimle yani Türk gazetecilerle buluşmuştu. Telaşla sorularımız sorup, işimiz bittiğinde Romen Bakan’ın istifa ettiği, görüşmenin de iptal edildiği haberi gelmişti.

Ne diyor Romen dostlarımız, “Burası Romanya!” her yıl ya seçim yapılır yada hükümet değişir. 15 küsür yıldır bunun istisnasını görmedim.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir