HAMDİ YILMAZ – Ey Cemaatler tayfası, Ahi Evran’ı, Kaygusuz Abdal’ı bilir misiniz?

2005 yılında Bükreş’te yaşamaya yeni başladığım sıralardı. Marriott’ta düzenlenen bir iş adamları toplantısının ara kısmında dağıtılan broşür dikkatimi çekmiş, dağıtan iki kişiden biri olan kadına arkadaşımızı yönlendirmiş, kendim de erkek olana yönlenmiştim.

Broşür bir dini Vakıf broşürüydü. Dağıtanlar karı koca bizim genç soydaşlardandı. Ama vakıf bir Arap vakfıydı ve vakfın adı küresel ölçekte sabıkalarla doluydu.

Erkek olana öfkeyle sordum, “Siz ne tahsili gördünüz?” Ürdün’de Teoloji, Suriye’de bilmem ne okumuştu.

Büroya döndüğümde internet sitelerine girdim. Uzun uzun incelemeden, her bir satırını iyice didiklemeden sonra, 6-7 mm çapında kırmızı bir dairenin içinde “OK” yazısını gördüm. Tıkladım, ağzım açık kaldı, çıkan bir seks sitesiydi. Gözlerime inanamadım. Defalarca kontrol ettim.

O seks sitesi, akıllı bir Arabın kuyruğuna takılıp giden, üstelik de bizim camide imam yardımcılığı yapan soydaşın Bükreş Şubesi başkanı olduğu vakfı “partner kuruluş” olarak gösteriyordu. Seks sitesi ile partnerlik yapan İslami bir vakıf!

Ertesi gün manşeti çektik tabii. Haberi fotoğraflarla adım adım delillendirerek kullandık.

Erkek olanı beni aramaya cesaret bile edemedi. Karısını üstüme saldı. Tatar Türk’ü genç bir kızcağız, dünyadan habersiz. Sorularım karşısında cevapsız kalınca bir daha aramadı.

Yaya yapıldak dolaştığım günlerdi. Bir metro istasyonu çıkışında telefonum çaldı. Arayan bizim iş adamı veya esnaflardan biriydi. Uzun uzun bunların ne kadar temiz çocuklar oluşunu anlattı durdu.

Adam benim delilli isbatlı yazdıklarıma rağmen daha bunları savunuyordu. İkna etmem mümkün değildi. “Önünde bilgisayar var mı?” diye sordum. Varmış, önce siteye girdirdim, sonra o kırmızı yuvarlağı buldurarak tıklattım. Onunda ağzı açık kaldı. Okkalı bir küfür ederek, “Özür dilerim Hamdi Bey” diyerek telefonu kapattı. Deşifre ettiğim o internet sitesini 15 gün değiştiremediler.

Aynı günlerde bir Kurban Bayramı’nda bu sefer Fetullah’ın tayfası Bükreş’in Obor Meydanına gökten balonla koç indirdi! Doğal olarak onların da üzerine gittik, bir daha da deneyemediler.

Saddam’ın hediye (!) ettiği benzin parası ile palazlanmış, benim de ev sahibim olan biri vardı, oradan aldığı samimiyetle “Ağbi sen bu cemaatlerden ne istiyorsun?” diye sordu.

Ne isteyecektim, hiçbir şey. Ama onlar benden pisliklerini görmememi istiyorlardı.

Sonra adımı “Doğu Perinçek’in Romanya’daki adamı, Komünist” olarak lanse ettiler. Oysa bir yazımdan dolayı o günlerin parası ile Doğu Perinçek’e 5 milyar lira tazminat ödeyen biriydim.

O gökten Koç indirenlerin organizesi vakfın o sıralarda başkanı olan, sonra defteri dürülen ve herhalde adamsızlıktan dolayı şimdi yeniden başkan yapılan kişi de Bükreş mahkemesinde dava açarak şu an benden 1 milyon ley (210 bin Euro) tazminat istiyor.

“Meydan onlara kalmasın, belki bunların ipi dışarının elinde değil!” diye haklarında iyi düşünmeye çalıştıklarımızın o zamanlardaki başları da “Hamdi Bey, iyi direniyorsun” diyordu.

Yıllarca ekmeğimizle oynadılar. Yaşayamayıp, gazeteyi kapatıp gitmem için ellerinden geleni yaptılar. Neyse.

***

Her yıl Eylül ayının üçüncü haftası Türkiye’de ‘Ahilik Haftası’ olarak kutlanır. Ahiliğin kurucusu hemşehrim Ahi Evran, “kaynağını Yesi’den alan kutlu bir davânın gönül erleri ile birlikte bu toprakları vatan yapmanın, Anadolunun Türkleşmesi ve islamlaşmasının öncülüğünü yapmıştır. Özellikle yeni kurulan Ahilik sistemi ile Anadolu’ya göç eden Türkmenlere hem aş hem iş vermiş; onları tekke ve zaviyelerde iyi bir Müslüman ve vasıflı bir meslek sahibi üretici insan hâline getirmiştir. Onları hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışan insanlar halinde yetiştirmiştir. Böylece Anadolu’nun iktisadi kalkınmasına ve imâr edilmesinde öncülük etmiştir.

Ahi Evran, 32 çeşit esnafı teşkilatlandırmış; Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında sanatını icra eden bütün esnaflar İslâm medeniyetinin zirve kuruluşu Ahilik Teşkilatının merkezi Kırşehir olduğu için buradan “İcâzetnâme” almışlardır.

Kardeşliğin, cömertliğin, yiğitliğin, fedakârlığın, doğruluğun, dürüstlüğün, kalitenin, üretimin, ahlâkın, sanatın, aklın ve bilimin esas alındığı Ahilik Teşkilatının kurucusu bu faziletli âlim ve mutasavvıf Ahi Pîri Horasanlı Türkün, kesin olmamakla birlikte Moğollara karşı mücadele ederken 93 yaşında şehit edildiği ifade edilmektedir. 1261 (H.653). Kabri Kırşehir’de kendi adı ile anılan camiin bitişiğindedir.

Ahi Evran’ın 20 kadar te’lif ve tercüme eseri mevcuttur.” Ahilik bir model olarak Kırşehir’den dünyaya yayılan ışık olmuştur. Ahilik Haftası vesilesiyle hiç değilse Kırşehir Valiliği’nin internet sitesindeki bilgiler okunmalıdır.

***

Bir de Elmalı Tekke köyünde, 40 yıl Tekke’de Abdal Musa’ya hizmet eden Kaygusuz Abdal var. “Dilgüşa, Dolapname, Sarayname gibi önemli bazı eserlerini Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlamıştır. Bugün Türkçeye çevrilmiş ve dipnotlar eklenmiştir. 15 bin şiiri ve 12 eseri vardır. Kaygusuz Abdal kendi döneminin bütün bilim alanlarında yetişmiş, iyi eğitim görmüş, eğitim öğretimin bütün aşamalarında gerekli donanımları sağlamış büyük bir Türk filozofudur.”

Bu konuda da hiç değilse Şahin Filiz’in Veryansın Tv’deki son yazısı okunmalıdır.

Anadolu bunlar sayesinde Türkleşti ve Müslümanlaştı.

***

Öte yandan Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan’ın, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun sosyal, siyasî ve iktisâdî niteliklerinin anlaşılması konusunda arşiv belgeleri ve tarihi vesîkalardan yararlanarak kaleme aldığı, kısa adıyla “Kolonizatör Türk Dervişleri” adlı makalesi var.

Bu makaleyi 32 sayfa formatında fotokopi yaparak ilk gençlik yıllarında dağıtmıştık.

“Anadolu’ya yapılan Türkmen göçleri, fetihler ve kolonizasyon, imar ve iskân, Osmanlının kuruluşunda görev üstlenen dinî-tasavvufî zümre ve kurumlar.. Barkan’ın makalesinde bah-settiği abdâl, ahî, derviş ve zâviyeleri, bağlı oldukları tasavvufî zümreleri tanımak, zaman içinde büyük bir imparatorluğa dönüşecek Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna tesir eden” unsurlar kimin umurunda.

“Kolonizatör Türk dervişleri ve bunların tesis ettikleri zâviyelerin, Türklük ve Müslümanlık adına Anadolu tarihini değiştiren bir etkiye sahip oluşunu kim bilir?

Yine hiç değilse Doç. Dr. Halil Baltacı’nın bu konudaki eserini herkes okumalı.

***

Bir de şimdikilere bakın!

50-60 yıldır “Okul açıyoruz, talebe yetiştiriyoruz” diyerek devleti ve halkı iliklerine kadar sömüren, Müslüman Türk’ün şuuraltında bulunan önemli değerleri istismar ederek boş beleş yaşayan cemaat tayfalarının göğsümüzü kabartacak hangi adamları ve hangi eserleri var?

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir