SERPİL YILMAZ – ATALET

Atalet; tembellik, gevşeklik, çalışmadan durmak, işsizlik gibi bir çok şeyi içinde barındıran bir kelime.

İnsan üzerindeki açılımı ise hayata karşı hiç çaba göstermemek, uyuşukluk hali.

İşinizi mutlaka yapmanız gerektiğini biliyor ve yapamıyorsanız, kaybedeceğiniz şeylere rağmen harekete geçmiyor, geçemiyorsanız bilin ki sizde bir atalet sorunu var.

İnsan bir konuda harekete geçemiyor ise, o konuda yeterince istekli olmadığındandır. Olduğunuz gibi kalarak olmak istediğiniz yere varamazsınız.

Ataletin paslı dünyasında yaşayan bir kişinin hayatında eksik olan üç şey vardır. Hareketsizlik, heyecan duymamak ve hızını kaybetmek.

“Ataletli” insanları nereden tanıyabilirsiniz? Atalet halinde yaşayan kişiler genellikle yavaş hareket ederler. Tembellik, yılgınlık, yeis, miskinlik, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek, yumurta kapıya gelmeden harekete geçmemek, bezginlik, şevksizlik karakteristik özellikleridir.

Görevlerini yaparken sık sık işleri erteler. Hayata bakışları sitemkar, umursamaz, kötümser, eleştirel ve kaygılıdır. Bu nedenle de yaşama sevinçleri ve hayat enerjileri çok düşüktür. Onları çağırdığınızda genelde başlarını kaldırmadan kaşlarını kaldırarak size bakarlar!

Çokça da kendine engel teşkil eden mazeretler üretip, dile getirerek sistemin, ailesinin veya arkadaşlarının kurbanı olduklarını iddia ederler.

Sevgili atalarımız ataletle ilgili pek çok söz bırakmışlar bize. Bildiğimiz sözlerle sizleri sıkmak istemem. Farklı kültürlerden ünlü düşünür ve yazarlardan bazılarının atalet üzerine düşüncelerini paylaşmak istiyorum.

Sorun çaresizlik değil, isteksizlik… İsteksiziz; çünkü çocuklukta bize uygulanan ilk şey, içimizdeki isteği öldürmektir. Goethe

Uyku ile uyuşukluk arasında rakseden bir hayat. Beklediğim bir şey yok. Dersler tatsızın tatsızı. Kendimi bir işe bağlayamadım. Felaket şurada ki günler de sınırlı. Çalışmam gereken saatlerde paçavralaşmış bir idrakle başbaşayım. Bernard Shaw

Tanıdığım her büyük adamın kişiliğinde, onun büyüklüğünü açıklayan küçük şeyler olduğunu fark ettim, bütün o büyüklükleri uyuşukluktan, delilikten ve intihardan alıkoyan işte bu küçük şeylerdi. Cemil Meriç

Eğer işinize sevgiyle değil de isteksizlikle sarılmışsanız o zaman işinizi bırakın ve tapınağın kapısı önüne çöreklenip sevgiyle çalışanların önünüze atacakları sadakaları toplayarak geçinin daha iyi. Bir şeyin imkansız olduğunu iddia eden yüz kişiden doksandokuzu o işi yapmaya isteksizdir. Halil Cibran

Saygıdeğer baylar, sizi temin ederim, çok fazla bilmek gerçek bir hastalıktır. Zira bilginin doğrudan, kaçınılmaz meyvesi atalettir, yani kollarını kavuşturup oturmaktır. Carl G. Jung

Artık tükenmez olanın içinde yaşıyorsun. Her bir gün ses ve sessizliklerden, ışık ve karanlıklardan, yoğunluklardan, bekleyişlerden, ürpermelerden oluşuyor. Olan tek şey, bir kez daha, sonsuza dek, her seferinde biraz daha fazla yitip gitmen, sonu olmadan başıboş dolaşman, uykuyu, bir tür vücut huzurunu bulman; vazgeçme, bıkkınlık, uyuşukluk, kendini koy veriş. Kayıyor, sürükleniyor, gevşiyorsun; boşluğu aramak, ondan kaçmak, yürümek, durmak, oturmak, masaya dirseğini dayamak, uzanmak. Paul Watzlawick

Ruhlara çökmüş bir uyuşukluk var ki nereden geldiğini bilmiyorum. Belki manevi boşluktan, belki ülküsüzlükten. Georges Perec

Atalet içinde bulunduğumuz bilgi çağında bana göre geçmişte ve günümüzde insan için hiçbir şey değişmemiş, hala aynı boşvermişlik.

Başka bir felsefeci ve bilim adamı olan ‘’Paracelsus’’ Ruh üstattır, hayal gücü alet, vücutsa şekil değiştiren bir malzeme’dir demiş.

Atalet halinden çıkıp uyanmamız ve harekete geçmemiz için neler mümkün?

İçimde varolan gücü yeniden ele almam için neler mümkün?

Korkularımdan arınıp, bende varım ve burdayım demem için neler mümkün?

Kendimle ilgili farketmem gereken ne var?

Birkaç soru da siz sorun kendinize…

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir