HAMDİ YILMAZ – Bir eski zaman yazısı: AB İYİ BİR ŞEY Mİ?

Öncelikle başlıktaki sorunun benim tarafımdan sorulmadığını belirtmek isterim. O konuya biraz sonra değineceğiz.

Yaklaşık yirmi yıldır Avrupa’da gazetecilik yapıyorum. İlk gidişim 1991 seçimlerinin ardından DYP – SHP koalisyonunun kuruluş günlerine denk geldi. Bu hükümetle  Türkiye on yıllık bir koalisyonlar dönemine girdi. Bu dönemde içeride beceremeyen AB ipine sarıldı.

Küreselizmin dokunulmazları vardı. AB’de onlardan biriydi. Biz bu dokunulmazlardan hiç haz almadık. Yalnız kalma, arkasız olma pahasına hep karşı çıktık. Özellikle Gümrük Birliği anlaşması sahfasında becerebildiğimiz kadarı ile uyarıcı olmaya çalıştık. Gördüklerimizi, yaşadıklarımızı aktarmaya gayret ettik.. Rüzgâra karşı koşuşumuzun yorgunluğu ve yalnızlığı yanımıza kâr kaldı.

Bu açıdan kendi sırtımızda toplumsal bir vebal hissetmiyoruz.

AB’ye yön verenlerin, Avrupa’nın dizginlerini ellerinde tutanların iç yüzünü yakından gördük. “Hiç bir şey için değilse bile Avrupa’nın evrensel değerleri için” diyenleri dinlerken o değerlerin şeklen var olduğunu kimseye anlatamadık.

Belçikalı Flamanların liderinin Der Spiegel dergisine verdiği röportajı okumayanlara hemen tavsiye ederim, okusunlar.

Kısacası, biz AB’ye hep karşı olduk. Bugün AB’den dolayı var olduğunu sandığımız artılarımız varsa, bunlar AB’siz de olabilirdi. Her neyse.

Şimdi AB ülkeleri ve halkları kendilerini sorgulama ihtiyacı içine girdiler. Sudan çıkmış balık gibi AB’nin ocağına, küreselizmin kucağına düşen eski Doğu Bloku ülkelerini hiç saymıyorum. Onları bugün Kominizmi dahi özler hale getirmek, Küreselizmin davulunu ve tokmağını elinde tutanların en büyük vebalidir.

İngiltere’de Fabian Society ve Avrupa İlerlemesi Çalışmaları tarafından bir kamuoyu yoklaması yaptırılmış. Halkın yüzde 45’i, “AB kötü bir şey” diye düşündüğünü ortaya koymuş. AB’nin iyi birşey olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 25 olarak ortaya çıkmış.

Observer gazetesi diyor ki, “Yaptırılan kamuoyu yoklaması, İngiltere kamuoyundaki AB karşıtlığının köklerinin derinlerde olduğunu ortaya koyuyor.”

AB’nin Başkenti niteliğindeki Brüksel parçalanıyor. Brüksel’in kimin elinde kalacağı belirsiz. Lütfen Der Spiegel’deki Flamanların liderinin röportajını okuyun.

Dünya, küresel aktörlerin işlerine gelen yerde “Bölme”, işlerine gelmeyen yerde “Birleştirme” sevdasından kurtulmadıkça huzura kavuşamaz.

(Bu yazı 27 Aralık 2010 tarihinde yayımlandı)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir