HAMDİ YILMAZ – Romanya Fenerbahçeliler Derneği’ndeydim

Utrecht Üniversitesinden bir Profesör, “Siz Türkler, kültürünüzü heybe gibi sırtınızda taşıyorsunuz. Gittiğiniz yere götürüyorsunuz. Ama bir gün yorulup atacaksınız!” demişti.

Hollandalı Prof’a, “Asırlardır göçeriz, göçmeye de devam ediyoruz, ama ben yoruldum diyeni görmedim, dilerim asla görmem” demiştim.

***

Romanya’da sık taksiye binen biriyim.

Taksici sizin Türk olduğunuzu anladığı an meşrebine göre Türklere ait bir konu açar.

Gözlemlediğim kadarı ile her üç taksiciden biri mutlaka sizinle muhabbete, “Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş” diye başlar.

Bazen, onların Türk Futboluna olan düşkünlükleri beni utandırır.

Çünkü onların yanında bu konuda zır cahil olduğumu hissetmenin hüznünü yaşarım.

Koyunun olmadığı yerde keçi kendisini ‘Abdurrahman Çelebi’ sanır dedikleri gibi geçmişte zaman zaman futbol karşılaşması izleyerek yazmışlığımız olduysa da bunun el mecburiyetinden gerçekleştiğini belirtmeliyim.

***

Biri zilli diğeri pilli iki FETÖ artığının yine Türkiye gündemine mühür vurdukları günün akşamında Romanya Fenerbahçeliler Derneği’nde, Fenerbahçe – Hatay karşılaşmasını seyrettik.

Futbolla ilgili alanlarda hangi takımı tuttuğumla ilgili soruları ‘teğet’ geçmeye çalışsam da sıkışınca “Beşiktaş ve Altay’a sempati ile bakarım” derim. Balkan yenilgilerimizden sonra formalarını siyah- beyaza dönüştürdükleri için.

Geçmişte böyle dediğim günlerin birinde Fenerbahçe’yi sosyal hayatının baş kösesine oturtmuş dostum bana benim baktığım pencereden Fenerbahçe’yi anlattı. İstiklal Harbi, Kuvayı Milli ve Fenerbahçe.

Sevdim, “İyi ki Fenerbahçe varmış” dedim.

Bir güz günü akşamı Fener Bahçeliler Derneği’nde masa arkadaşlarıma sorularım daha çok komşularıyla olan ilişkileri üzerine oldu.

2001 yılından bu yana Rumen komşuları ile olan konumlarını anlattılar, uzun uzun. Memnun oldum.

Ben de tereciye tere satar gibi onlara Romanya Fenerbahçeliler Derneği’nin Romanya Türk Toplumu için değerinin ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya çalıştım.

Her milli ve dini bayramlarımızda gerçekleştirdikleri birbirinden yaratıcı etkinliklerin, bu vesile ile Romenlerle kurdukları iyi ilişkilerin, iki ülke dostluğuna yaptıkları katkıların, yılda bir defa yüzlerce vatandaşımızı bir araya getirmelerinin, örnek sivil toplum örgütü oluşlarının önemi üzerinde durdum.

Romanya Fenerbahçeliler Derneği’nin kapısından içeri girerken herkes zengin fakir, iş insanı yahut çalışan sıfırlanıyor. Herkesi Fenerbahçelilik ruhu sarıyor. Kimse kimsenin işi, siyasi görüşüyle filan ilgili değil.

Kaynaştıran, ortaklıklarımızı ön plana çıkaran, O Hollandalının bahsettiği heybenin yükünü paylaştırarak azaltan bir STK’mız.

Kimseye haksızlık etmek istemem, atladığım, gözden kaçırdığım olur.  Bu yüzden masalarında oturduğum arkadaşlarımız dahil kimsenin isminden bahsetmeyeceğim. Ama o akşam onlarla birlikte olmaktan, onları keyifle bir arada görmekten, o ‘spor dergahı’nı 20 yıldır açık tutmalarından ziyadesi ile mutlu oldum.

O akşam beni davet eden arkadaşıma da teşekkür ederim.

Varlıkları daim olsun.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir