Hamdi YILMAZ – Kutup Yıldızı

Tansu Çiller’in Başbakanlığı döneminde Düsseldorf Havaalanında uçağın kalkmasını beklerken, başını Anadolu kadınları tarzında başörtüsü ile bağlamış yaşlı bir teyze Üsküp Uçağının çıkış kapısını sormuştu. Kalkıp, bilgisayardan baktım, yerini de gösterdim. Epey vakti vardı, benimle birlikte oturdu.

“Hayırdır teyze, Üsküp’te ne işin var?” diye sordum. Ben bizden yani Türkiye’den biri sanıyordum. “Ben Üsküplüyüm, ora Türklerindenim” dedi. 21 yaşında taze bir gelinken geldiği Almanya’da temizlik işlerinde çalışışını anlatmıştı: “Ben verdikleri işi terleyerek bitirdikçe onlar yeni iş verdiler, bitirdikçe yenisini verdiler. Şimdi diz kapaklarımda platin takılı” demişti.

Neyse, konumuz aslında teyzenin çilesi değil, ümitleri. “Leydi Çiller” sözünü ondan duymuştum. Sonra yazılarımda sık kullandım. Üsküplü teyze benim kadar Türk televizyonu seyrediyor ve Türkiye gündemini takip ediyordu.

Bugünkü Anayurt gazetesi Romanya baskısının birinci sayfasına bakanlar, Bükreş’te yaşlı bir soydaş hanımefendinin Büyükelçi Ömür Şölendil’e bir demet çiçek sunarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladığı haberini görecekler. Başka haberler de görecekler. Mesela, Büyükelçi Şölendil’in geleneksel Bahar Yürüyüşüne katılan Azerbaycanlı gençlerle çektirdiği hatıra fotoğrafını görecekler. Fotoğraftaki gençlerin gözlerinin gülüşündeki anlamı görecekler. Ukrayna’dan gelen Gagauz Türkleri’nin Büyükelçimizle fotograf çektirirkenki duydukları sevinçten parlayan gözlerini görecekler.

Hepsinin aldığı haz, bir Türk Devlet adamı ile hatıra fotoğrafı çektirirlerken duydukları sevincin hazzı. Gagauz Türkleri de Azerbaycan Türkleri de adres verdiler, fotografları elde etmek için. Ben de öyleyim, ne zaman Türk dünyasından bir diplomatla konuşsam, sevinç heyecanından ne yapacağını bilmeyen çocuklara dönerim.

Buraya kadar anlattıklarımız ne kadar farklı dünyaları gösteriyor.

Bütün çilesine rağmen; sırf yılda bir kaç kez bu tip anların hazzını yaşıyorum diye bu ülkeyi, Romanya’yı seviyorum.

Gençliğimiz, “At sırtına binip, Kafkasları aşıp, esir Türkleri kurtarmaya gidecek hayalperest” suçlamalarına maruz kalmakla geçti. Oysa o gün de bugün de isteğimiz aynıydı, bundan daha fazlası değildi. “Nerede bir Türk yaşıyorsa hür ve mutlu olsun” dileğinden ibaretti. Talihimiz yaver gitti, çoğu esaretten kurtuldu. Darısı diğerlerinin başına. Adriyatikten Çin Denizine kadar olan coğrafyada Türkiye 300 milyon insanın “Kutup yıldızı”.

Size bir soydaşın gittiği her yere valizindeki Türk Bayrağı ile birlikte gittiğini söylesem inanır mısınız? Ama ben kaç defa tanığı oldum.

(Bu yazı 22 Mayıs 2012 tarihinde yayımlandı)

Not: Romen Adevarul Gazetesi’nde 26 Eylül 2018 tarihinde Romanya’nın AP üyesi Cristian Preda’nın yazısını okuyunca saatlerce kıvrandım durdum. Belli ki adam art niyetli değil, o yüzden ona birşey diyemedim. Ne yazacağımı da doğrusu kestiremedim. Derken, arşivden bu yazıyı buldum. Biraz rahatladım ve kendi kendime, “Preda, nereden nereye geldiğimizi bilmiyor” diyerek teselli bulmaya çalıştım. (28 Eylül 2018)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir