Hamdi YILMAZ & Gazetecilik

“Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  

Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda.

Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor.

Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi…

Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor.

Bu koşullarda ‘gazeteci gibi’ gazetecilik yapılabilir mi?”

Derin düşünce adlı internet sitesinde böyle deniliyor.

Şimdi bu anlatılanlara karşı ben ne diyeyim; aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık. Ama siz bu hipotezlerden yola çıkarak problemi çözebilirsiniz.

***

Vikipedi’ye bakarsanız, gazeteci;

Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenmiştir.

Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.

Ortalık, “hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze” alamayanlarla dolu diyenlere ne demek lâzım, bilmiyorum.

***

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne göreyse gazeteci;

Düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir.

***

Aslında, bu yazıyı sondan başa doğru yazmalıydık. Lakin, yazmışız bir kere. Isterseniz siz öyle okuyabilirsiniz.

(Bu yazı 22 Haziran 2012’de yayımlandı)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir