ABD’nin Karadeniz’deki Kaplan’ı: Romanya

*Romen gazeteci: “Romanya’nın tarihsel bir korkusu var, çünkü geçmişte açgözlü Doğu ile bencil Batı arasında kalıcı bir güvencesizlik içinde olan marjinal bir ülke”

BÜKREŞ (Gazete Balkan)- Romen gazeteci Sabina Fati, yarı resmi Alman haber portalı Deutsche Welle’ye “ABD, Romanya’yı nasıl görüyor, bir Karadeniz Kaplanı mı?” başlıklı bir yazı yazdı.

Bölgede Romanya ve Polonya’nın ABD’nin favori ülkeleri olduğunu, bu ülkelerin ABD’nin jeopolitik çıkarları doğrultusunda bölgesel liderler olacağını ifade eden Fati, “İki devlet, Köstence’deki Karadeniz’den Gdansk’taki Baltık Denizi’ne kadar karayolları ve demiryolları ile birbirine bağlanacak. Bu renkler, gerektiğinde askeri değerlerle Rusya’nın bölgedeki enerji denkleminden çıkmasına yardımcı olacak. Bu, Washington’un Bükreş büyükelçisinin birçok kez önerdiği vizyondur” diye yazdı.

ABD’nin Bükreş Büyükelçisi Adrian Zuckerman’ın vizyonunu çerçevesinde geçen hafta Romanya ile ABD arasında 7 milyar doları aşan bir mutabakat anlaşmasının imzalandığını hatırlatan gazeteci Sabina Fati, bu para ile nelerin yapılacağını ise şöyle anlattı:

“Cernavoda Nükleer Santrali’nin çalışmaları bitirilecek, 80’li yıllarda Çin’in de PSD (Sosyal Demokrat Parti) üzerinden eline almaya çalıştığı Kanada projesi ile başlayacaktı. Mutabakat aynı zamanda Karadeniz’i Baltık Denizi’ne bağlamak için yatırım yapma olasılığını da gösteriyor. Aslında, Ukrayna üzerinden direkt bir yol yapmak yerine, rota Slovakya ve Macaristan’dan geçip Batı üzerinden Romanya’ya girecek olsaydı, özellikle otoyolun uzun bölümleri olduğu için, ikisinin bağlantısı oldukça hızlı olacaktı. Bu eksende ve geçilen devletlerin hepsi Three Seas Initiative veya Intermarium’da.

Plan, çok karmaşık olan, Rusya’nın bırakmak istemediği ve Batı’nın onu yerinden etmek konusunda ısrar etmediği Ukrayna üzerinden bir kestirme yolu hesaba katmayacaktır. Intermarium, Tarih Fikirleri Müzesi’nden alınmış ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yardımıyla Polonya’nın duvar kağıdına koyduğu bir konsepttir. Savaşlar arası dönemde, Polonyalı Mareşal Józef Piłsudski, tüm bölgeyi hem Sovyet Rusya’ya hem de Almanya’ya karşı savunmak için bir “Denizaşırı” ülkeler federasyonu değilse de bir ittifak düşündü.”

ÜÇ DENİZ PROJESİ

Fati, yazısının daha sonraki bölümünde ise şu görüşleri dile getirdi:

“Yeni Intermarium’un nispeten benzer hedefleri var, ancak ekonomik terimlerle giyinmiş. Üç Denizin, yani Adriyatik, Baltık ve Karadeniz arasındaki devletlerin girişimi, ‘enerji bağımsızlığını pekiştirmek’ ve katılımcı ülkeler arasındaki bağları geliştirmek amacıyla dört yıl önce Dubrovnik’te başladı: Avusturya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Macaristan. Avusturya dışında, diğerleri eski sosyalist kamptan geliyor ve eski Pentagon şefi Donald Rumsfeld’in 2003’te Irak’ı işgal etmeye geldiğinde ‘eski Avrupa’ ile karşılaştırarak ‘yeni Avrupa’ dediği şeyi oluşturuyor. Özellikle onun bakış açısından korkaklığa yakın bir siyasi uyuma sığınan Fransa ve Almanya. Amerika’nın Bükreş büyükelçisi, açıkça formüle etmese bile bu bağı hatırlıyor gibi görünüyor.

Zuckermann, Romanya ve Polonya’nın güney kanadındaki önemi, Amerika Birleşik Devletleri’nin iki ülkeye yerleştirdiği sofistike silahlar ve Varşova ile Bükreş’in yakında başlaması gereken ortak projeden bahsediyor: karayolu, demiryolu ile bağlantıları ve son olarak enerji borularından. Balinese Swinouscie terminali aracılığıyla ABD’den gaz satın alan Polonya, Almanya ile Rusya arasındaki Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattına şiddetle karşı çıkıyor.”

“ROMANYA KAYNAKLARINI ‘KARA GÜN’LER İÇİN SAKLIYOR”

“Romanya ise kendi kaynaklarını karanlık günlere saklayarak, ihtiyacını Rus gazıyla karşılamada hiçbir sorun yaşamıyor. Rusya’dan Türkiye’ye ve Bulgaristan üzerinden Balkanlar’a gaz getiren boru hattı Türk Akımı Bükreş’te hiç sorgulanmadı” yorumunu yapan Fati, daha sonra şu tesbitlerde bulunuyor:

“Romanya, Amerikalılara sadık kalır, ancak aşırıya kaçmaz, askeri yatırımlar en düşük seviyede tutar, enerji projeleri mütevazıdır, yatırımcılara karşı özel hazırlanmış mevzuatı değiştirmek zordur ve en önemlisi stratejik ortak tarafından sorulan bazı sorular, Bükreş tarafından cevapsız kalır.

Örneğin, Temmuz ayında ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in küresel etkisine karşı koymak için uluslararası bir koalisyon çağrısında bulunduğunda, Başkan Klaus Iohannis Romanya diplomasisinin meydana gelen ‘jeopolitik değişiklikleri’ değerlendireceğini söyledi. Bu, Romanya’nın sağlam pozisyonlara sahip olması gerektiğinde yanıt vermesinin diplomatik yoludur.

Romanya’nın tarihsel bir korkusu var, çünkü geçmişte açgözlü Doğu ile bencil Batı arasında kalıcı bir güvencesizlik içinde olan marjinal bir ülke.

NATO şemsiyesi ve ABD kalkanı altında bile Romanya temkinli olmaya devam ediyor, Amerikan parasını bekliyor, projelerini alkışlıyor, ancak Çin’e karşı ne zaman yapılmaları gerektiği de dahil olmak üzere esnek olmayan pozisyonları reddediyor.

Bükreş’teki yeni Amerikan büyükelçisi, yerel refleksleri değiştirmeye ve Romanya’yı Karadeniz’de yatırımlar toplayacak, önemli bir enerji düğümüne dönüşecek, tepeden tırnağa silahlanmış, ne istediğini açıkça bilen bir ülke haline getirmeye çalışıyor. Washington’u işaret eden bir üçgen içinde Polonya ile el sıkışıyor.”

-Eylül 2018’de Bükreş’te Üç Deniz Girişimi’nin zirvesi gerçekleşti

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir