AB Küreselizm’den ümidi kesiyor

*Berlin merkezli düşünce kuruluşu ECFR, ABD- Çin ve Rusya yamyamlığına karşı AB’nin geleceği ile ilgili bir rapor hazırladı

BÜKREŞ (Gazete Balkan)- Almanya merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından Avrupa Birliği (AB) ekonomisi ile ilgili bir rapor hazırladı.

Rapor da ABD-Rusya ve Çin üçlüsünün saldırılarına karşı AB’nin nasıl korunacağı ile ilgili on maddelik yapılması gerekenler listesi sunuldu. Raporun ECFR Genel Müdürü Mark Leonard tarafından yazılan ön sözünde şu fikirlere yer verildi:

“Serbest ve adil ticaret fikrini teşvik ederek, AB hükümetleri ve kurumları küreselleşmenin herkese fayda sağlayacağını umdular. Ancak bugün, özellikle covid-19 krizi nedeniyle, bu beklentilerle gerçek arasında bir boşluk görüyoruz. AB, diğer büyük güçler tarafından ekonomik olarak tehdit altındadır ve ekonomik baskıyı geri püskürtmek için çok az araca sahiptir.

Şimdi, AB dış ticaret politikasını gözden geçirirken, son raporumuz (Salı günü yayınlanan), Avrupalı ​​kanun yapıcıların ekonomik yaptırımlar karşısında AB’nin ve üye devletlerinin ekonomik direncini artırmak için yararlanabilecekleri bir tedbir “araç kutusu” tanımlıyor. ECFR’nin Avrupa’yı Ekonomik Zorlamalardan Korumaya yönelik üst düzey Görev Gücü, Almanya ve Fransa’dan önde gelen kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirdi ve bu rapor için bu araçları analiz etti.

Raporun yazarı Jonathan Hackenbroich (Janka Oertel, Philipp Sandner ve Pawel Zerka ile birlikte) AB’nin egemenliğini ve açıklığını geri kazanmak için benimseyebileceği on aracı özetliyor. Oyun alanını düzleştirmekten bir Avrupa İhracat Bankası inşa etmeye kadar uzanıyorlar. İhtiyatlı bir şekilde uygulanırsa, bu araçlar, üçüncü ülke ekonomik zorlamasıyla kapatılabilecek açık piyasaları tutmaya yardımcı olabilir.

Avrupa ülkeleri, büyük güçlerin ekonomik zorlamasıyla giderek daha fazla tehdit altına giriyor.

Avrupa Birliği ve üye devletler, kendilerine karşı yürütülen ekonomik baskı ile mücadele etmek için çok az araca sahiptir. AB’nin savunmasızlığı, egemenliğini ve açıklığını tehdit ediyor.

AB, jeo-ekonomik alanda Avrupa egemenliğini korumak ve geliştirmek için birtakım araçlar düşünmek ve benimsemek için hızlı hareket etmelidir.

Bu tür yetkilerin sadece elde edilmesi caydırıcı bir etkiye sahip olacaktır. Bu tür araçlar, bu nedenle, AB’nin ekonomik açıklığını korumak ve kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak ve korumak için gereklidir.

Bu koleksiyon, AB’nin benimseyebileceği bu tür on aracı özetlemektedir.”

Raporun bazı satır başları ise şöyle:

– Bugün dünyamızın en önemli yapısal özelliği çok taraflılık değil, daha çok Çin ve Amerika gibi Avrupa’nın en önemli iki ekonomik ortağı arasında iki kutuplu bir rekabet. Sonuç olarak, küreselleşmenin doğası değişiyor. Ne Çin ne de Amerika konvansiyonel bir savaş istemediğinden, en güçlü silahları küreselleşme mimarisini manipüle etmektir.

-Hem Çin hem de Amerika Birleşik Devletleri jeo-ekonomiyi jeopolitik ile birleştiriyor. Çinliler, yatırımları stratejik olarak kullanıyor, devlet yardımı yoluyla piyasaları manipüle ediyor ve çok taraflı kurumları kasıtlı olarak zayıflatarak ve üçüncü ülkelerde AB’nin altını oyarak Avrupa Birliği’nin dünya sahnesinde sesini zayıflatıyor. Fakat Amerika da bir zamanlar küresel kamu malları olarak düşündüğümüz şeyleri giderek daha fazla siyasallaştırıyor: ABD finans sistemi, SWIFT, Dünya Ticaret Örgütü, internet ve Uluslararası Para Fonu. Karşılıklı bağımlılık, çatışmanın önünde bir engel olmaktan ziyade, giderek daha fazla silah haline gelecektir.

-Avrupalıların Çin-Amerikan rekabetinin ortasında sıkışması gibi gerçek bir tehlike var. Avrupalılar, Avrupa pazarını ve küresel rekabeti bozan sınır ötesi yaptırımlarla, zorla hassas veri aktarımlarıyla ve sınır ötesi ihracat kontrolleriyle giderek daha fazla karşılaşacak. Çin hükümeti, salgın sırasında tıbbi malzemeleri durdurma tehdidinde bulunarak Avrupa devletlerine siyasi tavizler vermeleri için baskı yapmaya çalıştı. Donald Trump, Avrupa şirketlerine yönelik ikincil yaptırımlarla Avrupa’nın İran diplomasisini ve uluslararası hukuku baltaladı. Zaten heterojen bir küresel parasal ve finansal sistem, nihai bir dağılma değilse bile, şimdi gerçek bir parçalanma riskiyle karşı karşıyadır.

-Kurallara dayalı düzenin parçalanmasını önlemek istiyorsak, Avrupa stratejik egemenliğini inşa etmemiz ve ekonomik ve jeopolitik politikayı daha iyi entegre etmemiz gerekir. Ancak bunu yapmak için Avrupalıların düşüncemizdeki, yeteneklerimizdeki ve kurumlarımızdaki bazı engelleri aşmaları gerekecek.

-Birincisi, entelektüel engel. AB jeopolitik bir güç olarak düşünmeyi öğrenmeli, hedeflerini tanımlamalı ve stratejik davranmalıdır. Çok az sayıda alanda, AB başkalarına bağımlılığını sınırlamak veya daha az tek taraflı hale getirmek isteyebilir, ancak çoğu konuda Avrupa özerkliği mümkün değildir ve hatta arzu edilmez. Avrupa egemenliği, tehditlere ve düşmanca eylemlere karşı güvenilir karşı tehditler yoluyla karşılıklı bağımlı bir sistem içinde kendi çıkarlarımız hakkında karar verebilmemiz ve etkili bir şekilde pazarlık yapabilmemiz anlamına gelmelidir. Liberal değerlerimizden vazgeçmek veya kurallara dayalı düzenin daha da altını oymakla ilgili değil.

Ancak bazen, insanların bu şeylerin altını oymasını engellemenin en iyi yolu, etkili karşı önlemler uygulayarak kuralı çiğneyenlerin maliyetini yükseltmektir. Bu, Avrupalıların ticarette iyi öğrendikleri, Avrupa Komisyonu’nun başkalarının, hatta en yakın müttefiklerimizin yaptırımlarına karşı önlem alma yetkisine sahip olduğu bir şeydir. Bununla birlikte, bunda nihai amaç, hukukun üstünlüğünü korumak ve başkalarını açık bir sistemi baltalamaktan caydırmaktır.

-İkincisi, kurumsal engel. Ekonomik egemenlik inşa etmek, AB’nin “parçalanmış bir güç” olarak düşünmeyi ve hareket etmeyi bırakmasını gerektirir. Şu anda, Avrupa ekonomik yönetişimi jeopolitik düşünceleri etkin bir şekilde görmezden geliyor. Brüksel’in ticaret gibi uluslararası ekonomik meselelerle uğraştığı bir görev bölümü nedeniyle, ilgili jeopolitik meseleler büyük ölçüde AB üye ülkelerine aitken, AB parçalanmış bir güç olarak davrandı. Bu, diğer güçler siyasi amaçlara ulaşmak için ekonomik araçları araçsallaştırdığında Avrupalıların etkili bir şekilde karşılık vermesini engeller.

-Ve son olarak, AB’nin belirli kırılganlıklarla başa çıkmak için bazı kapasiteler geliştirmesi gerekiyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi, Avrupa’nın Ekonomik Egemenliğini Yeniden Tanımlayan önceki raporunda, Avrupa’nın ekonomik egemenliğini nasıl güçlendirebileceğine dair iddialı bir gündemin ana hatlarını çizdi. Bu dizideki diğer bölümler ekonomik zorlamanın bazı farklı riskleriyle nasıl başa çıkılacağına odaklanıyor. Avrupa Komisyonu, cezai tarifelere yanıt verecek araçlara sahiptir. Ve AB’nin yatırım tarama çerçevesi, Avrupa ekonomilerinin stratejik sektörlerindeki yabancı yatırımlarla ilgili endişeleri gidermesine yardımcı oluyor. Ancak Avrupalıların nasıl tepki vereceklerini veya nasıl caydıracaklarını bilmedikleri başka ekonomik zorlama biçimleri de var. Bu nedenle, bu seri, dijital bir Euro inşa etmek, bir AB Dayanıklılık Ofisi kurmak, karşılıklı bir tepki olarak kişisel yaptırımlar çıkarmak ve eşit bir oyun alanı aracı, bir toplu savunma aracı ve olumlu bir ticaret gündemi oluşturmak gibi somut öneriler ortaya koyuyor.

-Avrupalılar için yol gösterici yıldız, açık, kurallara dayalı bir düzene sahip olmaktır: ve amacımız her zaman bunu savunmak ve ilerletmek olmalıdır. Ancak- ticarette olduğu gibi- bazen bu düzeni savunmanın en iyi yolu, başkalarını onu baltalamaktan caydırmaktır. Bu nedenle bir araç seti geliştirmemiz gerekiyor: böylece seçeneklerimizin ne olduğunu bilelim (ve diğer herkes bilir). Ekteki belgeler, bunu başarmak için yaratıcı düşünme yollarıdır. Umarım onları kullanmak zorunda kalmayız.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir