HAMDİ YILMAZ – ÇÜRÜYEN MAYDONOZ NASIL SATILIR?

Bir geçmiş zaman masalı: Tarih Aralık 2012:

Teferruata girmeden doğrudan konuya girelim. Bir zamanlar yaşayabilmek için gazeteciliğimizin yanı sıra baskı işi yapar, senede 100 ton civarında basılı kağıdı Türkiye’den Hollanda’ya taşırdık.

2000 -2004 yılları arası, yani o zaman da Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği anlaşması vardı. Bazen ekonomik gerekçelerle, maliyeti ucuz tutmak için 500 kilogramın altındaki basılı işleri yolcu beraberinde taşır, Amsterdam havaalanında KDV’yi öder, eğer kağıdın menşeinin AB ülkeleri olmadığını gösterir bir belgemiz yoksa, onun içinde belli bir ücret öder, malımızı Hollanda’ya girdirirdik.

Sorun, Hollandalı gümrükçünün KDV alırken Türkiye’den getirdiğimiz faturaya itibar etmemesi, basılı kağıdı tartması ve renkliyse Kg başına 12, siyah beyaz baskılı ise Kg başına 8 Euro’dan hesap yaparak vergi almasıydı. Şimdi, kuşe kağıda dört hatta beş renkli basılmış bir işle birinci hamur beyaz kağıda basılmış iş nasıl aynı olur?

Bu derdi yıllarca kimseye anlatamamış, Hollanda maliyesine ödediğimiz vergilerin bedelini yasal hiçbir gerekçe olmadığı halde, yargılanmadan, sorgulanmadan hatta suçlanmadan Hollanda’ya sokulmayarak almıştık. İşimiz, müşterimiz de oralarda kalmıştı.

Önceki gün Romanya’nın başkentinde günde 100 civarındaki Türk TIR’ının girip çıktığı Voluntar sebze meyve halinde bir yaş meyve sebze toptancımızı dinlerken, Hollanda’da yaşadıklarımı, “Devlet adama ne zaman lâzım, ben ne yapacağım, Hollanda gümrükçüsünü mü vuracağım?” diye çırpındığım günleri hatırladım.

Sözde liberalizmin dünyayı sardığı bir çağda Romanya devleti diyor ki, “Sen Türkiye’den getirdiğin domatesi, tonunu 1130, salatalığı tonunu 1100 Euro’dan aşağı fiyata satamazsın. Ama dilersen karpuzu, tonunu 100 Euro’dan aşağı olmamak üzere satabilirsin.”

Buraya kadar anlattıklarımı 2 Nisan 2010 ve 29 haziran 2012’de olmak üzere iki defa yazmışım. Bu da üçüncü. Dilerim iki yıl sonra tekrar yazmam.

Gelelim bugüne, Türkiye’den Romanya’ya gelen TIR’daki maydanozun yüzde 24 oranındaki KDV’si ve diğer ıvır zıvır vergileri keş olarak tahsil ediliyor. Ardından da “TIR’ı boşaltma analiz yapacağız, bakalım malın temiz mi?” diye maydanoz örneği alınıyor. Maydanoz dolu TIR boşaltılmadan 10 gün bekliyor. Bulgaristan’da bile iki saatte yapılan analiz Romanya’da on günde yapılıyor ve sonucu temiz çıkıyor. Ama bu sefer on gün TIR’da bekleyen maydanozların çürüdüğü görülüyor.

Bundan sonrası daha vahim, çürüyen maydanozu iş adamı ne yapacak? Sakın cevap vermeyin cevabınız yanlış. Çünkü çürümüş maydanozu giriş fiyatı üzerinden satmak, onun da ikinci KDV’sini ödemek mecburiyetinde. Zamanı gelince de gelir vergisi ödenecek.

Maydanozu çürütülen iş adamı saçını başını yolarak, “Bir aydır sağlığa aykırı hiçbir Türk malı bulamadılar. Şimdi bu muamelenin ardından kasıt yoksa ne var?” diye soruyor.

(Bu yazı 9 Aralık 2012 tarihinde yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir